İzmir'in Buca ilçesinde, 1989'daki zorunlu göçle Bulgaristan'dan gelip 30 yılı aşkın süredir bulunduğu mahallede yaşayan gazeteci Dilek Şen, evlerinin yıkılacağını ve yaşadıkları mağduriyeti X hesabından duyurdu.
“ADALET ARAYAN BİR YURTTAŞ OLARAK YAZIYORUM”
Dilek Şen, ailesi ile birlikte 30 yıla aşkındır yaşadığı mahallenin yıkılmaya çalışıldığını ifade ederek, “Bu kez size bir gazeteci olarak değil, adalet arayan bir yurttaş olarak yazıyorum. Çünkü AKP’ye geçen Cemil Tugay'ın yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi, evimizi apar topar yıkmaya çalışıyor. Annemle babam, 86 ve 89 yaşlarındaki nenemle dedem, ellerinde büyüdüğüm komşularım en ağır işlerde çalışarak yaptıkları evleri boşaltıyor” dedi.

“EVİMİZİN BULUNDUĞU ARSA YOL BAHANESİYLE KAMULAŞTIRILDI”
2019 yılında evinin bulunduğu arsanın kamulaştırıldığını aktaran Şen, “Ben 1989’daki zorunlu göçle Bulgaristan'dan Türkiye’ye sığınmış ve İzmir Buca’da 30 yılı aşkın süredir aynı mahallede yaşayan bir ailenin ferdiyim. Evimizin bulunduğu arsa yol bahanesiyle 2019’da kamulaştırıldı. Avukatlar "kazanılamayacak dava" deyince mecburen kamulaştırmanın iptali yerine bedele itiraz davası açtık. Çünkü onca yıllık emeğimizin karşılığını almayı ve olabildiğince uzun süre mahallemizde yaşamayı istiyorduk. Zaten Kamulaştırma Kanunu da "Gerçek bedel ödenir" diyor” ifadelerini kullandı.
TUGAY’IN ‘BAĞIMSIZ’ SON GÖREV GÜNLERİYMİŞ
Şen, evlere tahliye baskısı kurulduğunu ifade ederek “2024’te bedel davası sonuçlandı ve hak sahiplerine 25 bin TL ila 320 bin TL paralar depo edildi. En son, evler 21 Ağustos 2026 tarihli tahliye muhtırası getirildi. 85 yaş üstü yatağa bağlı yaşlılarımızın da bulunduğu evlerimiz için 15 günlük "tahliye" baskısı kuruldu. Eylül ayı boyunca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri dahil her yere ulaştık. Fakat kayıtsız kalındı. Meğer Cemil Tugay’ın "bağımsız" son görev günleriymiş!" dedi.
YOL DEDİLER, 15 KATLI TİCARET-KONUT PLANLANMIŞ
Şen, kamulaştırmanın asıl nedeni yol olmadığını, 15 katlı ticaret-konut yapmayı planladıklarını aktardı.
"Asıl bedel tespiti davamız istinafta, icraya itirazımız ise Yargıtay’da sürüyor. CHP’den seçilen Cemil Tugay, 1 Ekim 2024’teki yüz yüze görüşmemizde istinaf mahkemesi kararının bekleneceği sözünü vermişti. O söz tutulmadı, tutulmuyor.
Birkaç hafta önce, 8 Ekim’de bir dava daha açtık. Çünkü öğrendik ki esas neden yol değilmiş. Mesele, bizim hisse tapulu arsamızı müteahhite götürmemizin önünü açmak, komşularımızla aramızda çatışma yaratıp tüm parseli boşaltmak ve buraya 15 katlı bir TİCK (Ticaret-Konut) yapmakmış! 14 Mayıs’ta onaylanan imar planı revizyonu, parselimizi "boş arazi" gibi düşünüp haritalandırmış.
Zaten 2011 ve 2015 tarihli görseller de yolun bizim evlerimize dokunmadan genişleyebileceğini gösteriyor. Tam karşımızdaki boş arsaya 2018’de (kamulaştırmadan birkaç ay önce) bina yapılmasına hangi nedenle göz yumulduğu ayrı bir tartışma.
Bugün arsamız, işleri bu olmayan belediye personellerinin dahi "Müteahhite gidemiyor musunuz?" dediği bir yere dönüştü. Hatta belediyede bir personel, sürecin adını "tertemiz kamulaştırma" koydu."

"BU EVLER 15 KASIM'A KADAR YIKILACAK"
Şen, yaşadıklarını aktararak, 5 Kasım'da mahalledeki elektrikler kesileceğini ve 15 Kasım'da evlerin yıkılacağını şu ifadelerle anlattı:
"23 Ekim ve 30 Ekim'de yine geldiler. Belediyenin avukatı, "hiç dava açmadığımızı" öne sürüp yıkım sürecini başlatacaklarını tehditkar biçimde tebliğ etti. Üslubuyla hayrete düşüren bu avukat, "5 Kasım’da suyunuz elektriğiniz kesilecek, 15 Kasım’a kadar da bu evler yıkılacak" diyor, "Kadifekale'ye polisle gidiyoruz ama siz bizdensiniz" diyor. Talimatı Cemil Tugay vermiş.
Bu arada evimizin karşısına yapılan spor merkezi "Naim Süleymanoğlu" adını taşıyor. Başkan Cemil Tugay, 15 Mayıs’taki açılışta o merkezde "Naim gibi şampiyonlar yetişeceğini" anlatıyordu.
Biliyorsunuz Naim, Bulgaristan’da Türk azınlığa uygulanan asimilasyon politikalarını tüm dünyaya duyuran isim. Yani ailelerimizin "1989 zorunlu göçmeni" olması öyle duygusal bir ifadeden ibaret değil. Bu göç, Avrupa Parlamentosu kararlarında ve Bulgaristan Parlamentosu'nun 2012 tarihli resmi özür/kınama bildirgesinde "etnik temizlik girişimi" olarak nitelendi.
Yaşamında en az bir kez yerlerinden edilmiş insanları tekrar zorla yerinden etmek, uluslararası hukuk normlarının ve insan haklarının açık ihlalidir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yurttaş odaklı, hak odaklı, sosyal belediyecilik yapmayı hatırlaması lazım. Yargının "yürütmeyi durdurma kararı" vereceğine ise inancım tam. Bunun bugün acilen olmasını bekliyoruz.
Hukuk ve onur mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz.”





