Dünyanın gözü kulağı ABD'nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesine çevrildi. ABD’nin 3 Ocak 2026 sabahı Venezuela’ya saldırısında nasıl bir strateji izlenildiği konusunda merak uyandırdı.
Küresel anlamda şok etkisi yaratan bu saldırının detayları yavaş yavaş netleşmeye başladı. İşte ABD’nin Venezuela saldırısına ilişkin çarpıcı detaylar ve uzman görüşleri.
Venezuela’nın başkenti Caracas’ta meydana gelen patlamalar ve düşük irtifa uçuşları, ABD’nin Venezuela rejimine yönelik uzun süreli baskı politikasının sonucu olduğu belirtiliyor.

OPERASYONUN ARKA PLANINDA NE VAR?
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yayımladığı açıklamada, Delta Force öncülüğündeki operasyonla Nicolas Maduro ve eşinin yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını duyurdu. Maduro’nun, Amerikan askeri güçleri tarafından ABD'ye getirilerek "federal uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanacağı" açıklandı.
Uzmanlara göre operasyonun stratejik arka planında Trump’ın ikinci döneminde Venezuela’ya yaklaşımı, “Önce Amerika” ilkesi çerçevesinde bir “hibrit baskı stratejisi” yer alıyor.
Bu strateji, 2025 boyunca Karayipler’de donanma yığınağı, “narko-terörizm” suçlamaları, uyuşturucu teknelerine yönelik vuruşlar ve iç muhalefet desteğini kapsıyor.
Böylelikle ABD’nin tam işgal yapmak yerine “yüksek profilli hedefe odaklanan yakalama” modelini öngörüsü yani 1989 Panama operasyonuna benzer şekilde sınırlı maliyetle rejim değişikliği hedeflediği yorumlanıyor.

OPERASYON HAZIRLIKLARI 25 YILDIR YAPILIYORDU
INDEPENDENT Türkçe’de yayımlanan Gürsel Tokmakoğlu’nun “ABD’nin Venezuela operasyonu: Stratejik analiz ve jeopolitik yansımalar” adlı yazısında aktarılanlara göre; Bu operasyonun hazırlıkları çok önceden planlanarak yapıldı. CIA’in en az 25 yıldır Venezuela operasyonu için çalıştığı belirtilen yazıda Trump’a kadar bu operasyonun bekletildiği ifade ediliyor. Silahlı kuvvetlerin ise bölgeye en az 2 ay öncesinde geldikleri ve yaklaşık 2 haftadır da Trump’dan operasyonu başlatmak için düğmeye basmasının beklendiği belirtiliyor.

UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI, PETROL ENDÜSTRİSİ
Tokmakoğlu’nun daha önceki yazılarında da bahsettiği üzere ABD’nin stratejisinde “Venezuela’da tam ölçekli işgal düşük ihtimal; tercih edilen yöntem, ekonomik boğma, sınırlı hava/deniz operasyonları, iç muhalefet desteği (María Corina Machado, Edmundo González gibi isimler)” yer aldı.
ABD Başkanı Trump operasyondan sonra, Venezuela’daki petrol endüstrisi ve yeraltı kaynaklarına yönelik “Dünyadaki en mükemmel en büyük petrol şirketleri ve son derece müdahil olacağız” sözlerini sarfetmişti.
Öte yandan ABD Adalet Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan belgede, Maduro "yolsuz, gayrimeşru bir hükümeti yıllarca yönetmek" ile suçlanıyor.
Ayrıca belgede Maduro'nun, hükümetin gücünü uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere hukuksuz eylemler için kötü kullandığı ifade ediliyor.

AMAÇ VENEZUELA’YI REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE ZORLAMAK MI?
Öte yandan Venezuela'da yaşanan hava saldırıları, ABD Başkanı Trump yönetiminin ABD'yi "uyuşturucu kaçakçıları ve çete üyeleriyle doldurmakla" suçladığı Maduro hükümetine karşı Washington'un baskı döneminin ardından yaşandı.
Gürsel Tokmakoğlu ise kaleme aldığı yazısında, stratejik plana göre ABD, uyuşturucu kartellerine karşı eylemlerle (örneğin, Güneş Karteli) sınırlı kalmamakla birlikte, Maduro rejiminin askeri yeteneklerini zayıflatmayı/ortadan kaldırmayı ve potansiyel olarak Maduro'nun kendisini yakalamayı veya görevden almayı açıkça hedefine koymuştu.
Tokmakoğlu, bu operasyonun Venezuela'da rejim değişikliğini zorlamak için ABD'nin doğrudan askeri müdahalede bulunduğunu ifade ediyor.

MADURO ABD’NİN TÜRKİYE TEKLİFİNİ NEDEN REDDETTİ?
Tüm dünyada Venezuela krizinin yankıları sürerken bir iddia daha gündeme geldi. New York Times, ABD Başkanı Trump'ın aralık sonunda Maduro'ya iktidardan ayrılıp Türkiye'ye gitme ültimatomu verdiğini duyurdu.
Amerikalı ve Venezuelalı kaynaklara dayandırılan haberlere göre Maduro, yurtdışında rahat bir şekilde yaşama teklifini reddetti.
Kasım sonlarında kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan kaynaklar ise Maduro'nun Türkiye'ye gidebileceğini öne sürmüştü.
Maduro ile yapılacak muhtemel bir "sürgün anlaşmasının", başına 50 milyon dolar ödül konan Maduro'nun ABD'ye iade edilmeyeceğine dair "güvenceler" içerebileceği iddialar arasındaydı.
Beyaz Saray'a yakın olduğu belirtilen bir kaynağın “Türkiye onun için mükemmel bir yer. Erdoğan'a güveniyor, Erdoğan'ın da Trump'la iyi ilişkileri var” dediği aktarılmıştı.
Türkiye, Maduro yönetimiyle petrol, doğal gaz anlaşmaları ve Venezuela'nın güneyinde altın çıkarmak için anlaşma imzalamıştı. Venezuela'da 2018 seçimlerini izleyen siyasi kriz döneminde iki ülke arasında altın ticaretinde de hızlı artış yaşanmıştı. Caracas yönetimi işlenmesi için tonlarca altını Türkiye'ye göndermişti.
Görünen o ki, Maduro bu teklifi reddederek ABD tarafından esir alınmayı tercih etti.




