Emekli maaş farkları hesaplara yatıyor: Kim, ne zaman alabilecek?
Emekli maaş farkları hesaplara yatıyor: Kim, ne zaman alabilecek?
İçeriği Görüntüle

Ege Bölgesi’nde günlerdir etkili olan yağışlar hem şehir hayatını hem tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor.

Yağmur baraj doluluğu, tarımsal üretim, tüketiciye yansıyan fiyatlar açısından önem taşıyor.

Öte yandan Ramazan’a haftalar kala en önemli iftarlıklardan biri olan zeytin fiyatları ve zeytin üretimi merak ediliyor.

Buharkent Ziraat Odası Başkanı Naim Özdamar, yağışların zeytin üretimini ve fiyatlarını nasıl etkilediğini İz Gazete’ye değerlendirdi.

Naim Özdama

“TARIMSAL SULAMA, BU BARAJA BAĞLI”

Yağış rejiminde dağınıklık olduğunu söyleyen Özdamar, Adıgüzel Barajı için yeterli yağışın olmadığını dile getirerek şunları kaydetti:

“Günümüzde toprak nemi açısından yağışlar iyi oldu. Topraklar kendi nemini aldı. Mart ayı sonuna kadar bu nem ağaçların, tarla bitkilerinin gelişmesini sağlar. Bundan sonraki yağışların da katkısıyla sorun olmayacaktır.

Tarımsal sulama açısından bakacak olursak yağış rejimindeki dağınıklığı görüyoruz. Aydın’da Kemer Barajı’nda yüzde 5-10 artış var. Biraz daha yükselecek gözüküyor. O havza yeterince yağış aldığı için havzada su birikiyor. Adıgüzel Barajı’nda bunu göremiyoruz. Havza Afyon-Uşak bölgesine uzandığı için yeterli yağış yok. Geçen yıl aynı tarihlerdeki su rezervine yeni yeni ulaşmak üzere. Tarlalarsa sulama yapmamız pek mümkün görünmüyor. Biraz daha yağışlar takviye yaparsa Sarayköy’den Didim’e kadar tarımsal sulama, bu baraja bağlı. Adnan Menderes Barajı da dolsun. Bu yağışlar yeterli değil.”

Z E Y T İ N

“ENFLASYONA NEDEN OLAN ÇİFTÇİNİN ELİNDEKİ ÜRÜN DEĞİL”

Zeytin fiyatlarını değerlendiren Özdamar, üreticinin zararına ürettiğini, tüketicinin de yüksek fiyata aldığını söyledi.

Özdamar, yüksek fiyatların nedenini şöyle açıkladı:

“Tariş, 320 lira olarak açıklamıştı. Ticaret Bakanlığı baskısıyla 250 liraya indirildi. Bakanlığın ‘enflasyonu önleyelim’ yaklaşımı yanlıştı. Enflasyona neden olan çiftçinin elindeki ürün değil, çiftçiyle tüketici arasındaki sayıları hemen hemen 20’yi bulan aracı sınıfından kaynaklanıyor. Zeytin fiyatları ortalama 35-40 liraya üreticiden alınıp markalanıp kavanoza koyulduktan sonra fiyatlar 180-200 lira oluyor. Yaklaşık yüzde 400-500 zamla tüketiciye ulaşıyor. Zeytinyağı ise maliyeti olgunlaşmaya başladığında 250 liraydı. Şu andaki girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle 270 lirayı buldu. Zeytinyağını 250 liraya ancak satabilen bir üretici zeytinyağını kilo başına 25 lira zararla satıyor. Gelecek yılların finansmanını oluşturmayı düşündüğümüzde bu yıl bile tarımsal girdi fiyat enflasyonu ile kıyaslayacak olursak sezona girdiğimizde üreticinin net zararı yine 75 lira zarar ile başlayacak. Üretici zarardan kaçamıyor. Üreticinin zararına ürettiği malı tüketici de ürünü çok yüksek fiyata alıyor.”

“İKİ TARAF DA KÂRLI ÇIKAR”

Özdamar, çözümleri sıralayarak “Çözüm Avrupa Birliği’nde. Tarımsal üretim yapan ülkelerin sistemine bakacağız. Hiçbir aracı, üreticiden doğrudan mal alamaz. Malınızın yüzde 15’ini perakende satarak, geri kalanlarını da kooperatiflerin, sendikaların, sivil toplumların üreticinin elinden alıp pazara sürmesiyle tüketicinin de en uygun fiyata yemesini sağlıyorlar.

Kooperatifler lehine yasal düzenleme yaptığımızda üretici zarar etmez. Tüketici de zarar etmez. Şu anda aldığı fiyatın yarı fiyatına tarımsal ürünlere ulaşabilir. İki taraf da kârlı çıkar. Gıda enflasyonu ile baş edilmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Muhabir: BÜŞRA ÇETİNKAYA