1964 yılında Metin Erksan’ın yönettiği Susuz Yaz’ın kazandığı Altın Ayı, Türk sinemasının uluslararası festivallerdeki ilk büyük ödülü olarak tarihe geçti. Daha sonra Yılmaz Güney, Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Fatih Akın ve Tolga Karaçelik gibi önemli yönetmenler bu başarıyı tekrarladı. Emin Alper’in de bu ayrıcalıklı listeye adını yazdırması umuduyla Türk sinemasının ödül tarihine yakından bakıyoruz.

SUSUZ YAZ – 1964
Necati Cumalı’nın aynı adlı öyküsünden Metin Erksan tarafından sinemaya uyarlanan Susuz Yaz, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in özel gayretiyle sansür ve yok edilme tehlikesinden kurtulmuş ve zor koşullarda Berlin Film Festivali’ne yetiştirilmişti. Anadolu’daki feodal mülkiyet ilişkilerini ‘su meselesi’ üzerinden eleştirel bir bakış açısıyla ele alan yapım, Avrupa sinemasının en önemli ödüllerinden Altın Ayı ile onurlandırıldı.
YOL – 1982
Senaryosunu toplumcu sinemanın Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Yılmaz Güney’in yazdığı, yönetmenliğini ise Güney tutuklu bulunduğundan Şerif Gören’in üstlendiği Yol, 12 Eylül darbecilerinin hışmından zorlukla kurtarılarak Avrupa’ya kaçırıldı. Gerek filmin sistem karşıtı tonu ve gerekse Güney’in politik kimliği sebebiyle kendi ülkesinde yıllarca yasaklı kalan bu unutulmaz hikâye, Cannes Film Festivali’nin en büyük ödülü olan Altın Palmiye’yi kucaklamayı başarmıştı. Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu filmi 2014'te Altın Palmiye kazanana kadar Yol, 32 yıl boyunca "Türkiye'nin tek Altın Palmiyeli filmi" ünvanını korudu.

DUVARA KARŞI – 2004
Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın kimlik, göç, gelenekler ve aile temaları etrafında kendine has bir hikâye anlatan unutulmaz filmi, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ile onurlandırıldı. Genç yaşında Avrupa sinemasının zirvesine tırmanın Akın’ın hikayesi, sert üslubu ve her şeye karşın umut telkin eden etkileyici diliyle jüriyi kendine hayran bırakmıştı.
BAL – 2010
Semih Kaplanoğlu’nun ‘Yusuf Üçlemesi’ni, Yumurta ve Süt’ten sonra nihayete erdiren Bal, doğayla kurduğu dingin ve etkileyici ilişki ile bu temaların usta yönetmeni ve o yılın jüri başkanı Werner Herzog’un dikkatini çekmeyi başardı. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde çekilen film, tabiatı bir başrol oyuncusu olarak perdeye taşıyan ve onu sinemanın asli bir unsuruna dönüştüren eşsiz üslubuyla sinemamızın yüz akı filmlerinden biri olmayı sürdürüyor.

KIŞ UYKUSU – 2014
Türk aydını ve ilişkiler üzerine kafa yoran Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan’a o güne dek farklı kategorilerde aldığı birçok uluslararası ödülün yanı sıra, dünyanın en prestijli sinema ödülü olan Altın Palmiye’yi de kazandırdı. Yol’dan 32 yıl sonra bu büyük başarıyı tekrarlayan Ceylan, 196 dakika gibi uzun sayılabilecek süresi boyunca bir an bile aksamadan anlattığı etkileyici hikayesiyle, ABD’li ünlü yönetmen Quentin Tarantino başkanlığındaki jürinin ilk tercihi olmuştu.

KELEBEKLER – 2018
Tolga Karaçelik’in komediyle dram arasında serbestçe salınan filmi Kelebekler, bağımsız sinemanın dünyadaki en önemli festivali olarak kabul edilen Sundance’in en büyük iki ödülünden biri olan Dünya Sineması Jüri Büyük Ödülü’nü kucakladı. Bu topraklara özgü mizahını evrensel etkiye sahip bir aile hikayesinin içinden kuran Karaçelik’in filmi, festivalde yarışan 123 yapım arasında sıyrılmayı başarmıştı. Kelebekler hala bu festival ve kategoride ödül almayı başarmış tek Türk yapımı olmayı sürdürüyor.





