YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyine çıkarılması önerisini TBMM Başkanlığı’na sundu. 16 Ekim’de Meclis’e sunulan teklif, 19 Ekim’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edildi. Düzenlemenin yasalaşması halinde en düşük emekli aylığı net asgari ücret seviyesine çıkarılacak ve sonraki yıllarda asgari ücretteki değişime göre güncellenecek.
“ASGARİ ÜCRET DÜZEYİNE ÇIKARILSIN”
Emeklilerin artan yaşam maliyetleri karşısında yaşadığı geçim sıkıntısı Meclis gündemine taşındı. YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan tarafından 16 Ekim’de TBMM Başkanlığı’na sunulan kanun teklifiyle, en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyine çıkarılması önerildi. Cumhuriyet’in haberine göre, teklifin yasalaşması halinde en düşük emekli aylığının sonraki yıllarda da yürürlükteki net asgari ücret tutarına göre güncellenmesi öngörülüyor.
“GSS’DE DEĞİŞİKLİK ÖNGÖRÜLÜYOR”
Düzenlemeyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ek 19’uncu maddesinde değişiklik yapılması teklif edildi. Mevcut düzenlemede ek ödeme dahil en düşük aylığın 23 bin 552 TL’den az olamayacağı hükmü bulunuyor. Teklifte bu sabit tutarın kaldırılarak en düşük emekli aylığının yürürlükteki net asgari ücret seviyesine bağlanması istendi. Böylece asgari ücrette yapılacak artışların en düşük emekli aylığına da doğrudan yansıtılması amaçlanıyor.
“EMEKLİ AYLIĞI İŞLEVİNİ YERİNE GETİREMİYOR”
Teklifin gerekçesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yaşlılık aylığını çalışma gücünün azalması nedeniyle gelir kaybına uğrayan sigortalıların geçimini sağlamak amacıyla ödediğine dikkat çekildi. Ancak mevcut emekli aylıklarının artan yaşam maliyetleri karşısında bu işlevi yerine getirmekte yetersiz kaldığı savunuldu. Gerekçede, emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiği belirtilerek sosyal devlet ilkesi kapsamında daha güçlü bir gelir güvencesi sağlanması gerektiği ifade edildi.
‘YAŞLILARIN KORUNMASI’ HÜKMÜNE ATIF
Kanun teklifinin gerekçesinde Anayasa’nın yaşlıların korunmasına ilişkin hükümlerine de atıfta bulunuldu. Emeklilerin yaşamlarını açlık sınırının üzerinde sürdürebilecek ekonomik güvenceye sahip olması gerektiği belirtilirken, bunun sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğu savunuldu.





