Siyasetçi yazar Haluk Tekeli, sosyal medyadan Meslek Fabrikası ile ilgili görüşlerini kaleme aldığı bir yazı paylaştı. ‘Meslek Fabrikası dersleri’ başlığını taşıyan paylaşımda Tekeli, süreçten çıkarılması gereken ilk dersin İzmir'de demokrasinin, hak ve özgürlüklerin en önemli teminatının "emek ve demokrasi" güçleri olduğu gerçeği olduğunu belirtti.
“CHP’NİN İZMİR’DE GÜÇLÜ BİR ÖRGÜTÜ YOK!”
CHP'nin İzmir'de güçlü bir İl Örgütü ve onu taşıyan bir politikaya, yeterliliğe sahip İl Başkanı ve yönetimi olmadığını kaydeden Tekeli, “Elindeki yetersiz metinle, hitabetten yoksun, birikimsiz, ikna edici ve sürükleyici olmaktan uzak, seslendiği kitlenin bilinç düzeyinin gerisinde bir il başkanı profili vardı karşımızda” diye yazdı.
"TUGAY, EİCHMANN'A RAHMET OKUTUR"
“Meslek fabrikasının üçüncü dersi Cemil Tugay'ın psikolojisi oldu” diyen Tekeli, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kenti Adolf Eichmann'a rahmet okutacak bir despotizm ile yönettiğini ve bunun bilincinde olmadığını öne sürdü. Tugay’ın konuşmasında alıntı yaptığı Hannah Arendt’in anlattığı bürokrat tipine dönüştüğünü savunan Tekeli, “Mutlak biat isteyen, eleştiriye, işçi, kamu emekçisi sendikasına tahammülsüz, havuz garabetini yaratan icraatları ile Arent'in anlattığı yönetici tipi oldu Başkan Tugay. Konuşmasında hedef göstererek, bir ‘solcu gazeteci’ diyerek onun gibi düşünmeyeni linç edecek Goebbels'ci zihniyetin, bir başka kötülüğün örneğini verdi” ifadelerini kullandı.
Tekeli’nin paylaşımının tamamı şöyle:
MESLEK FABRİKASI DERSLERİ
İzmir BŞB mülkiyetinde olan ve fiilen kolluk tarafından giriş çıkışları yasaklanan Meslek Fabrikası yeni dersler vermeye başladı.
Bu kez konumuz ne pastacılık ne aşçılık ne sanayi ve ticaretin gerektirdiği beceriler için sertifika programları.
Meslek Fabrikası’nın ilk dersi İzmir'de demokrasinin, hak ve özgürlüklerin en önemli teminatının "emek ve demokrasi" güçleri olduğu gerçeği.
İşin başından bu yana ve halen kararlılıkları ve güçleri oranında DİSK, KESK, İzmir Barosu, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Kültürpark Platformu, emek üzerinden siyaset yapan partiler ve kitle örgütleri bu işin ortasında. Dün yapılan "büyük miting" olarak lanse edilen CHP'nin öncülük ettiği birkaç bin kişinin anca katıldığı mitingden bu saydığımız kişileri çıkarırsanız geriye sadece CHP'li meclis üyeleri, il ilçe yöneticileri kalır. Bir de fotoğraf karesi için gelen belediye başkanları ve vekiller.
Meslek Fabrikasının bu yanıyla ikinci dersi; CHP'nin İzmir'de güçlü ve çağırıcı özelliği olan bir İl Örgütü ve onu taşıyan bir politikaya, yeterliliğe sahip İl Başkanı ve yönetimi olmadığı gerçeği. Elindeki yetersiz metinle, hitabetten yoksun, birikimsiz, ikna edici ve sürükleyici olmaktan uzak, seslendiği kitlenin bilinç düzeyinin gerisinde bir il başkanı profili vardı karşımızda.
Meslek fabrikasının üçüncü dersi İzmir BŞBB Cemil Tugay'ın psikolojisi oldu. Konuşmasına anlamadığı ve eline yazılıp verildiği belli olan alıntılarla, Arendt ile başlayan Başkan Tugay geçtiğimiz iki yıl içinde İzmir BŞB'ni Eichman'a rahmet okutacak bir despotizm ile yönetiyor olduğunun bilincinde değil. Mutlak biat isteyen, eleştiriye, işçi, kamu emekçisi sendikasına tahammülsüz, havuz garabetini yaratan icraatları ile Arent'in anlattığı bürokrat, yönetici tipi oldu Başkan Tugay. Konuşmasında hedef göstererek, bir "solcu gazeteci" diyerek onun gibi düşünmeyeni linç edecek Goebbels'ci zihniyetin, bir başka kötülüğün örneğini verdi.
Başkan Tugay'ın konuşması lider psikolojisi konusunda ciddi ders niteliğindeydi. Arendt ile giriş yapıp "Atatürk" pazarlamasına geçmesi ve kendisini onunla özdeş kılması akıllara zarar bir durum.
"Atatürk'ün sevdiği şarkılara özenip, "benim sevdiğim şarkı" diyerek müzik yayınlatması, sorunu AKP İzmir vekilleri ile kişisel hesaplaşma olarak görmesi, hiçbir sınıfsal, toplumsal, politik argümanı olmaması, oraya gelen kitlenin hepsini "Atatürkçü" olarak kodlaması, bir "yalnız kurt" diliyle "ben oraya gireceğim" hamaseti Başkan Tugay'ın bırakın kente, kurumuna liderlik edecek vasıfta olmadığını gösterdi. Devlet yapısı ile kurduğu dilin yetersizliğini ve başına gelenlerle ilkokul seviyesindeki bir Kemalizm ile baş edilmeyeceğini yakın çevresinde okumuş, doktora yapmış çalışma arkadaşları ona fısıldamalı. Bu kadar uzun, sıkıcı, içerikten yoksun, bağıran, çağıran, boş konuşma yapmak yerine, Ankara BŞBB Mansur Yavaş gibi kendini bilip, az ve öz sözler söylemesi daha akılcı olurdu.
Meslek Fabrikası’nın bugünlük son dersi, otoriter despotik rejim bugün fütursuzlaşıyorsa bunda karşısında muhalefet diye çıkanların bir kısmının 10. Yıl Marşı ötesinde ufukları olmadığı içindir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 19 Mart'tan bu yana oluşturmaya çalıştığı, bütün toplumu sol değerler, sol kültür ve sol müktesebatın kavramları üzerinden kapsayıcı bir dille birleştirme çabası belli ki Başkan Tugay tarafından anlaşılmamış, solcu düşmanlığı ile konuşacak kadar şuurunu yitirmiştir.
AKP rejimi kaynakları yargı eliyle ve fiilen ele geçirmek için durmayacaktır. Buna karşı durmak mazide kalmış devleti geri çağırmakla, ruh çağırma seansları olacak işi değil. Fiili duruma karşı kitleyi çağırıyorsanız fiili durum yaratacak cüret ve cesareti de örgütlülüğü de sağlamak zorundasınız, hayat böyle işliyor. Gerisi laf-ı güzaf.





