TİP İzmir İl Örgütü’nün yaptığı basın açıklamasında, İzmir’de devlet okullarının Ensar Vakfı gibi yapıların hizmetine açılmasının, laikliğe, çocuk haklarına ve kamusal eğitime yönelik bilinçli bir saldırı olduğu vurgulandı.Açıklamada, “İzmir’de devlet okullarının, ders saatleri içinde Ensar Vakfı’na açılması bir idari tasarruf değil; laikliğe, çocuk haklarına ve kamusal eğitime yönelmiş bilinçli bir saldırıdır" ifadeleri kullanıldı.
TİP İzmir İl Örgütü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “okullarda çocuklara yemek kültürü öğretiyoruz” yönündeki açıklamasını eleştirerek, “Aç okula giden, beslenme çantası boş olan, kantinden simit alamayan çocuklara değerler eğitimi verilemez” ifadelerini kullandı. Açıklamada, çocukların en temel ihtiyacının sağlıklı ve ücretsiz bir öğün yemek olduğu vurgulandı.
ÇOCUKLARIN İHTİYACI VAAZ DEĞİL, YEMEKTİR
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in dün katıldığı bir YouTube programında, okullarda yılbaşı etkinliklerinin yasaklanmasına ilişkin soruya verdiği yanıt son derece çarpıcıdır. Sayın Bakan, “biz işin milli ve manevi değerler kısmındayız, örneğin yemek yeme kültürünü öğretmeye çalışıyoruz” demiştir.
Soruyoruz:
Bir öğün ücretsiz yemeği çok gören bir iktidar, çocuklara hangi yemek kültürünü, nasıl öğretecektir?
Aç okula giden, beslenme çantası boş olan, kantinden bir simit alamayan çocuklara değerler eğitimi verilemez.
Çocukların bugün Türkiye’deki en temel ihtiyacı en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemektir.
Bu ihtiyaç ortadayken, okulları vakıflara açmak bir tercihtir ve bu tercih sınıfsaldır.
MESEM: ÇOCUK EMEĞİNİN KURUMSALLAŞTIRILMASIDIR
Kamusal eğitimin tasfiyesi yalnızca vakıf protokolleriyle sınırlı değildir. MESEM uygulaması, çocukların eğitim hakkının gasp edilmesinin, ucuz iş gücü haline getirilmesinin ve çocuk emeğinin kurumsallaştırılmasının adıdır. Bugün binlerce çocuk, “mesleki eğitim” adı altında okuldan koparılmakta; iş cinayetlerinde hayatını kaybetmekte, ağır koşullarda çalıştırılmaktadır. Devlet, çocukları korumak yerine sermayenin ihtiyaçlarına göre konumlandırmaktadır. MESEM’ler ile çocuklar:
Okuldan uzaklaştırılmakta,
Güvencesiz çalışmaya zorlanmakta,
Eğitim hakkından fiilen mahrum bırakılmaktadır.
Bu da gösteriyor ki iktidarın çocuklara biçtiği rol; öğrenci olmak değil, ucuz iş gücü olmaktır.
ÇOCUKLAR CEMAATLERE TESLİM EDİLEMEZ
Ensar Vakfı denildiğinde, kamuoyunun hafızasında silinmeyen bir gerçek vardır:
Bu vakıfta yaşanan ve yargı süreçlerine konu olan çocuk istismarı skandalı. Bu ülkede çocukların bir kez bile cemaat yapıları içinde istismara uğraması yeterince ağır bir suçken, bugün aynı yapılara okulların kapılarının açılması akıl tutulmasıdır. Devletin görevi çocukları korumaktır; onları potansiyel risk alanlarına teslim etmek değildir. Bizler çocukların: Tarikatlara değil öğretmenlerine, Cemaatlere değil rehberlik servislerine, Vakıf görevlilerine değil bilimsel eğitime emanet edilmesini savunuyoruz.
LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL EĞİTİMDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
ÇEDES projesi, eğitimi dinselleştirmenin, laikliği fiilen ortadan kaldırmanın araçlarından biridir. Bu proje derhal iptal edilmelidir. Okullar, hiçbir inanç grubunun, vakfın ya da cemaatin propaganda alanı değildir. Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sesleniyoruz:
1. Ensar Vakfı ve benzeri yapılarla imzalanan tüm protokoller derhal iptal edilmelidir.
2. ÇEDES projesi tümüyle durdurulmalıdır.
3. MESEM uygulamasına son verilmeli, çocuk emeği yasaklanmalıdır.
4. Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek sağlanmalıdır.
5. Rehberlik hizmetleri kamu eliyle güçlendirilmelidir.
Açıklamada, son olarak şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye İşçi Partisi olarak buradan ilan ediyoruz: Çocukları cemaatlere teslim etmeyeceğiz. Çocuk emeğine, gericiliğe ve piyasacı eğitim anlayışına karşı mücadele edeceğiz. Laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunmaktan bir adım geri atmayacağız.”



