TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları sonrası netleşen maaş zamlarına ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, açıklanan oranların, yurttaşların yaşadığı krizi hafifletmek bir yana, yoksulluğu kalıcı hale getiren bir anlayışın ürünü olduğunu söyledi.
“GERÇEK ENFLASYONUN GERİSİNDE”
Tek yaşayan bekar bir işçinin asgari yaşama maliyetinin 39 bin liranın üzerinde olduğunu kaydeden Tanrıkulu, “Milyonlarca emekli ve memurun maaş artışları bir kez daha enflasyon rakamlarının gölgesinde, gerçek hayat pahalılığının çok gerisinde kalmıştır” diye konuştu.
“ARTIŞ ANLAMINI YİTİRDİ”
CHP’li Tanrıkulu, açıklamasında şunları söyledi: “TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 30,9, ENAG’a göre yıllık enflasyon yüzde 56,4. Asgari ücret 28 bin 75 lira, yoksulluk sınırı 96 bin lira. Açlık sınırı ne kadar 29 Bin 828 lira. Bu rakamlara rağmen; SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19; memur ve memur emeklilerine yüzde 18,61 oranında yapılan artışlar, mutfakta hissedilen enflasyon karşısında anlamını yitirmiştir.
“EMEKLİ VE MEMUR BEDEL ÖDÜYOR!”
Kira, gıda, enerji ve temel tüketim maddelerinde yaşanan fahiş artışlar görmezden gelinmekte; emekliler ve kamu emekçileri adeta enflasyona ezdirilmektedir. Hükümet, maaş artışlarını bir müjde gibi sunarken, yıllardır uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının bedelini yine emekliye ve memura ödetmektedir. Refah payı ise belirsizliğe terk edilerek, milyonlarca insanın umutları Ekonomi Koordinasyon Kurulu ve Kabine toplantılarından çıkacak kararlara bağlanmıştır.
“REFAH PAYI HAYATA GEÇİRİLMELİ”
En düşük emekli maaşıyla bir ay geçinmenin mümkün olmadığı bu tabloda, yapılması gereken açıktır: Refah payı derhal ve kalıcı biçimde hayata geçirilmeli, emekli maaşları insan onuruna yakışır bir seviyeye yükseltilmeli, ücretler gerçek enflasyona göre belirlenmelidir. Aksi halde açıklanan her oran, yoksulluğun ve adaletsizliğin itirafı olmaktan öteye geçmeyecektir. Bizler, emeklilerin ve kamu emekçilerinin insanca yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu düzen değişmeden, adalet ve refah mümkün değildir.”





