13 Mayıs 2014 yılında bundan tam 12 yıl önce tüm ülke Manisa’nın Soma ilçesinden gelen haberle yasa büründü. Kömür madeninin çökmesi sonrası hayatını kaybeden 301 madenciye ağladı bütün ülke.

Geçen 12 yılın ardından madenci ailelerinin talepleri yinelendi. Oğlu Uğur Çolak'ı faciada kaybeden Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak ve Anne Gülsüm Çolak taleplerini ve eleştirilerini dile getirdi.

Partisini değiştirdi, vatandaşı davet etti… Gelin beni karşılayın!
Partisini değiştirdi, vatandaşı davet etti… Gelin beni karşılayın!
İçeriği Görüntüle

ADİL YARGILAMA SÜRECİ OLMADI

Adalete güvenlerinin kalmadığını belirten Baba Çolak, “Adil yargılama sürecinin olmadığı, hâkimlerin, savcıların ve mahkeme başkanlarının değiştirildiği bu süreçte çıkan kararlar biz aileleri asla tatmin etmedi. Ama burada verilen cezalar da çok gülünç cezalardı. Bunu da zaman aşımına uğratarak Soma dosyasını kapatmış oldular. Bundan dolayı bizim adalete asla ama asla güvenimiz kalmadı. Adalet bizim çocuklarımızdan biri gibi 13 Mayıs 2014’te göçük altında kaldı" dedi.

C149C85A 3845 4C73 807B 196B39978B86

“ÇOCUKLARIMIZIN CENAZELERİNİ BALIK İSTİFİ YAPILMIŞ ŞEKİLDE ALDIK”

İşçi katliamlarına ve iş cinayetlerine değinen Çolak, "Öyle bir yüzyılda yaşıyoruz ki teknolojinin had safhada olduğu bir dönemde ilkel şartlarda madencilik ve çalışma hayatının olmaması gerektiğini biliyoruz. Övünüyorlar, falanca ülkede bir maden kazası olsa 'Biz olsaydık 24 saatte çıkarırdık' diyenler, bizim çocuklarımızın cenazelerini bir hafta içinde zor çıkarıp teslim ettiler. Onu da zaten devlet kanadından değil, yakın maden komşumuz İmbat Madencilik’ten Gökalp Bey’in uğraşları sonucunda alabildik. Çocuklarımızın cenazelerini Kırkağaç’taki soğuk hava depolarında adeta balık istifi yapılmış vaziyette teslim aldık. Çocukların birçoğunu tanıyamadık. Çünkü çıkan metan gazı patlaması sonucu birçoğu tanınmayacak durumdaydı. Ben kendi oğlumu dahi elindeki dövmesinden zor tanıdım. Aileler sadece eşlerini, evlatlarını, kardeşlerini, babalarını kaybetmediler; aynı zamanda sağlıklarını da kaybettiler. Çünkü burada çok büyük bir psikolojik yıkım vardı. Gerek siyasal iktidarın baskısı, gerek çevre baskısı, gerek tarikat ve mürit baskıları insanları çok etkiledi. Sokağa çıkamadığımız zamanlar oldu ama biz her şeye rağmen örgütlü bir şekilde sokağa çıkmayı bildik, hak ve adalet aramayı bildik. Gerçekten çok zor bir 12 yıl geçti bizim için" diye konuştu.

“TAZMİNATLARI AVUKATLAR ZİMMETİNE GEÇİRDİ”

Başkan Çolak, hâlâ tazminatlarını alamayan aileler bulunduğunu ve bazı ailelerin tazminatlarının avukatlar tarafından zimmetlerine geçirildiğine iddia etti. Çolak, bazı ailelerin tazminat davalarının halen daha istinaf mahkemelerinde bekletildiğini söyledi. Çolak, bazı ailelerin ise çocuklarından kalan ölüm aylığıyla geçinmek zorunda kaldığını belirtti.

“İNSANLARIN ÇALIŞIRKEN ÖLMEDİĞİ BİR DÜZEN KURMA UMUDUYLA”

Son olarak mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Çolak, şunları söyledi:

Madenci ailelerinin mikrofon uzatıldığında konuşmaması, bence bazı kesimlerin baskısı altında kalmalarından kaynaklanıyor. Çünkü Soma, her ne kadar İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi büyükşehir olmasa da ilçeler bazında çok kozmopolit bir şehir. Nasıl 70’li yıllarda Türkiye’den Almanya’ya madenci göçü olduysa, Soma da kırsaldan ve vasıfsız iş gücünden göç alan bir şehir oldu. Bunun en büyük sebebi madencilikte erken emeklilik imkânıydı. İnsanlar bu yüzden Soma’yı tercih etti. Bu insanlara mikrofon uzatıldığında şu korku vardı, 'Ben konuşursam işimden olur muyum? Devlet kurumları ya da işveren beni dışlar mı? Çocuğum okulda dışlanır mı?' Maalesef birçok aile bu korkularla sustu ve hala da bu sıkıntıları yaşıyor. 12 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi, biliyoruz ki ne 301 madencimizi ne de iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş emekçilerimizi geri getirebilir. Bizim mücadelemiz, bir daha 301’lerin, Ermeneklerin, Şirvanların, Amasraların, İliçler olmaması, insanlar çalışırken iş yerinde öldürülmemesi içindir. İnsanların çalışırken ölmediği, insan hayatının çıkarılan madenlerden daha değerli olduğu bir düzenin kurulması umuduyla.

Kaynak: ANKA