İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık’ta, doğal sit derecelerinin düşürülmesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi incelemesi öncesinde EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu) ile davacı yurttaşlar bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

"BÖLGE KESİN KORUNACAK HASSAS ALAN STATÜSÜNDE OLMALI"
Bilgilendirme toplantısında konuşan EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Baha Okar, sit derecesi düşürülen alanın Akdeniz fokunun yaşam ve üreme alanı olduğunu vurgulayarak, bilimsel verilerin bölgenin “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsünde olması gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Sığacık’ın marina genişletme projeleri ve diğer sit değişiklikleriyle birlikte bütüncül bir rant ve yapılaşma tehdidi altında olduğu belirtilirken, doğanın parça parça korunamayacağı ifade edildi.
"YAŞAM ALANLARI MUTLAKA KORUNMALI"
Keşfe uzman olarak katılan SAD üyesi Mutlu Payaslıoğlu ise Akdeniz fokunun yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği bu türün ve yaşam alanlarının mutlak korunması gerektiğini dile getirdi.
"SIĞACIK’IN DOĞAL VE KAMUSAL ALANLARININ KORUNMALI"
Basın açıklamasına Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı İnanç Karabulut, Belediye Meclis Üyesi Fuat Gümüş ve CHP Seferihisar İlçe Başkanı Rahmi Çınar da katılarak, Sığacık’ın doğal ve kamusal alanlarının korunması gerektiğini vurguladı.

"BU DAVA, SIĞACIK’IN DOĞASININ NASIL BİR GELECEK HAYALİYLE ELE ALINDIĞININ GÖSTERGESİ"
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ve diğer davacı yurttaşlar tarafından yapılan açıklamada, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2022 yılında alınan bir kararla, bölgenin koruma statüsü değiştirilerek birinci derece doğal SİT alanından 'Nitelikli Doğal Koruma' ve 'Sürdürülebilir Koruma' alanlarına dönüştürülmüştür. Bu değişiklik, bölgenin doğal bütünlüğünü bozacak, kıyı çizgisini değiştirecek iskele ve turistik tesislerin önünü açacak bir adımdır.Bu dava yalnızca bir SİT derecesi tartışması değildir. Bu dava, Sığacık’ın doğasının nasıl bir gelecek hayaliyle ele alındığının göstergesidir" ifadeleri yer aldı.
"SIĞACIK’IN DOĞAL ZENGİNLİĞİ PARÇA PARÇA RANTA AÇILMAKTADIR"
Sığacık'ın yalnızca bir yerleşim alanı olmadığı, kıyısıyla, deniziyle, makilikleriyle, sulak alanlarıyla ve yaban hayatıyla olağanüstü bir doğal bütünlük olduğu vurgulandı. Yapılan açıklamada, "Sığacık kıyıları, adım adım koruma statüleri düşürülerek, yapılaşma ve kullanım baskısına açık hale getirilmektedir. Üstelik bu dava konusu olan SİT derecesi değişikliği, tek başına ele alınabilecek bir karar da değildir. Aynı dönemde, Sığacık Marina’nın genişletilmesi projesi gündemdedir. Sığacık’ın kuzeyinde doğal SİT derecesi değişiklikleri yapılmıştır. Kıyı ve çevresi bir bütün olarak yatırım ve rant alanı gibi ele alınmaktadır. Sığacık’ın doğal zenginliği parça parça ranta açılmaktadır. Oysa doğa parçalanarak korunamaz. Akdeniz fokunun yaşam alanı, yalnızca denizdeki bir mağaradan ibaret değildir" diye konuşuldu.
"SIĞACIK KIYILARI BİR YATIRIM ALANI DEĞİL, DOĞAL YAŞAM ALANIDIR"
Kara alanında yapılacak her müdahalenin denizdeki yaşamı doğrudan etkileyeceği belirtilen açıklamada, "İlk bilirkişi raporuna, başta bu ekolojik bütünlüğü ve fok yaşam alanı gerçeğini yeterince dikkate almaması üzerine itiraz ettik. Bugün yapılacak keşifte beklentimiz, bilimsel verilerin ve koruma hukukunun gereğinin eksiksiz biçimde değerlendirilmesidir. Bizler davacı vatandaşlar ve EGEÇEP olarak; fokların yaşam alanına beton dökülmesine, kıyıların ranta açılmasına ve ekosistemin parçalanmasına izin vermeyeceğiz. Yeni bilirkişi heyetinin, bölgedeki fok varlığını, biyolojik çeşitliliği ve insan müdahalesinin yaratacağı geri dönülemez zararları bilimsel bir vicdanla değerlendirmesini bekliyoruz. Sığacık kıyıları bir yatırım alanı değil, doğal yaşam alanıdır. Bu alanın korunması, yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da hakkıdır. Doğayı geri dönüşsüz biçimde tehdit eden projelerden vazgeçilmelidir." dendi.



