İZTV’de yayınlanan Nil Kahramanoğlu ile Gündem Özel programının konuğu Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan oldu. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Gürkan, iktidarın baskıcı politikalarına karşı ortak mücadelenin önemini vurguladı. Önceki gün 10 ilde gerçekleştirilen ve 60 kişinin gözaltına alındığı İktidarın HDK’ye yönelik operasyona değinen Gürkan, “HDK’den bir suç örgütü yaratmaya çalıştığını biliyoruz. İktidar bu dönemde sadece yargı üstünden değil, farklı baskı yöntemleri, yasaklar, manipülasyon gibi çeşitli yöntemlere başvurdu. Yargı sopasını Demokles’in Kılıcı gibi tepemizde tutmaya çalışıyor. Bugün bahsedilen 6 bin kişilik operasyon listesi boşuna verilmiş değil. Bilerek yapılıyor. Arkası boş da değil. Dünkü operasyon da ilk kez yapılan bir operasyon değil. Siyasal koşullar, memleketin gündemine göre ihtiyaç duyduğunda başvurduğu bir yöntem” dedi. 

Geri adım atan yok!

İktidarın kayyum atamalarıyla antidemokratik tutumunu eleştiren Gürkan, “Hükümetin niyeti barış olsaydı, niyeti Kürt sorunun çözümü olsaydı başvurduğu yol ve yöntemler bu olmazdı. Attığı adımın gerekçesi ne barış ne de Kürt sorunun demokratik çözümüdür. Ortadoğu’da gelişmeler söz konusu ve iktidar da bu gelişmelere bağlı olarak bir pozisyon almaya çalışıyor. Özellikle inşaattan beslenen büyük inşaat tekelleri, oradaki emperyalistlerden arta kalanlardan pay almak için el ovuşturuyor. Türkiye’de barıştan yana bir politikanın olmasını savunuruz. Ama hükümetin yönelimi bu değil. Hükümet, Ortadoğu’daki gelişmeleri kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmek üzere bir adım attı. Ama attığı adımın da bu ülkenin işçi sınıfına ve yurttaşına hiçbir yararı olmayacak. Bir avuç yandaşın yararına olacak” ifadelerini kullandı. Tek başına sandığa bağlanan bir başarının pek mümkün olmayacağını ifade eden Gürkan, “Fiili grevlerle, direnişlerle, ortak mücadeleyle süreci ilerletmek gerek. Bu iktidarın yaratacağı çevre felaketlerin karşı köylüler direnişte, işçi sınıfı direnişte, barış isteyenler ayakta. İktidar toplumun büyük bir kesimini baskıyla susturmaya çalışıyor ama başarmış değil. Onun baskılarının karşısında geri duran, geri adım atan bir kesim yok. Ne Kürt siyasi hareketi ne de sosyal demokratlar. Bu ülkenin sosyalistleri zaten her dönem baskıya alıştıkları için onları susturmak mümkün değil. Gazeteciler de akademi dünyası da susmuyor. İktidarın karşısında bir direnç oluşuyor. Bu da bizim sorumluluğumuzu artırıyor. Seçimler elbette önemli. Bu yüzden sandıkları ve seçimleri küçümseyemeyiz. Ancak bu aşağıdan mücadeleyle beslenmediğinde boşa çıkar. Tek başına sandıkla kazanım olmaz” şeklinde konuştu.

Ekonomik ve siyasal programlar sermayeye hizmet ediyor

AKP iktidarının bugün uyguladığı ekonomik ve siyasal programların sermayeye hizmet ettiğini aktaran Gürkan, şunları söyledi: “Hükümetin bugün uyguladığı politikaları da iktidarı oluşturan ekonomik ve siyasal politikalardan ayrı görmüyoruz. Biliyorsunuz hükümet, Orta Vadeli Program ilan etti. İçerisinde esnek çalışmadan yeraltı ve yerüstü zenginliklerin tekellere peşkeş çekilmesine kadar birçok düzenleme var. 2025 bütçesi bu programı tamamlayan bir projedir. Mehmet Şimşek’in programı olarak geçiyor. İşçiler de mücadeleyle yüzde 30 çizgisini aşmaya çalışıyorlar. Şimdi bir de Ulusal İstihdam Stratejisi ilan edildi. Bunlar birbirlerini tamamlayan programlar. Bugün yaşadığımız her türlü uygulamada bu programın bir parçası. Bu program uluslararası tekellerle bağlantılı yerli tekelleri memnun etmek için oluşturulmuştur. Bu ekonomik ve politik saldırı dalgasına ortak güç birliği içinde dur demezsek ülkenin geleceğine dair çok büyük bir yükümlülük altında oluruz.” 
 

Muhabir: NİL KAHRAMANOĞLU