YAĞIZ BARUT / İZ GAZETE

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’ 20. gününü geride bırakırken, git gide büyüyen kalabalıkları ve heyecanı beraberinde getiriyor. Birçok farklı kesimleri buluşturan yürüyüş, sanatçılardan, sendikalardan ve adalet arayan herkesten büyük destek görüyor. Tüm provokasyonlara rağmen barışçıl bir biçimde devam eden yürüyüşü Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Güven ile konuştuk.

Yürüyüşün temel şiarı haline gelen ‘Herkes İçin Adalet’ talebinin aslında AKP iktidarının ikiyüzlü adalet ve demokrasi anlayışına karşı cevap niteliği taşıdığını söyleyen Güven “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan zamanında bir şiir okuduğu için düşünce ve ifade özgürlüğünden yoksun bırakıldığını ve başörtülülerin toplumda ötekileştirildikleri söylemlerini geliştirerek bu durumu giderek kutuplaştırmaya doğru kullandığını belirtmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

OHAL AKP’NİN ELİNDEKİ SİLAHTIR

 Yürüyüşün CHP’yi de aşan bir toplumsal kesimleri kapsadığını, toplumun kendini ifade edemeyen kesimleri için, gençleri, kadınları, Kürtleri, Alevileri için bir adalet arayışını temsil ettiğini ve etmesi gerektiğini düşündüklerini belirten Güven, “Özellikle vurgu yapıyorum, buna daha önceden ötekileştirilmiş dindar kesimler de dahildir. Aslında toplumun bütün kesimlerinin adalet arayışı,  gerçek bir demokrasi ve toplumsal mutabakat arayışıdır. Dolayısıyla darbeyle mücadele doğrudur. Ancak burada da bir hukuksuzluk söz konusudur. Darbeyle mücadele edeyim derken demokratik, laik, bağımsız bir ülke isteyen kesimlere kamuda yargısız infaz yoluna gidildi. Burada gerçekten bir darbeyle mücadele olup olmadığının en iyi turnusol kağıdı olacak yargıyı OHAL ile dışarıda bıraktı. Biz herkesin adaletle, hukukla yargılanmasını ve hesap vermesini istiyoruz. İnsanları hesap vermeden kamudan ihraç ederek, kendisi hesap vermeyen iktidar haline gelmek, işte bu anlamda herkes için adalet anlayışı ön plana çıkıyor. Demokrasi tanımında şeffaflık, hesap verilebilirlik gibi kriterler vardır. Ancak hesap veremeyen iktidarın, sıradan bir memuru ne olduğu belirsiz bir biçimde ihraç etmesi bu tam anlamıyla ikiyüzlü adalet anlayışıdır. AKP bu anlamda OHAL’i eline silah olarak almıştır. Burada darbeyle mücadele yerine işçi emekçi sınıflara, onların bugüne kadar kazanılmış haklarına bir karşı darbe yapılıyor. Kıdem tazminatı ve hafta sonu tatili kaldırılmak isteniyor.” dedi.

DEMEK Kİ HAKLI BİR YÜRÜYÜŞ!

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüyüşün bir yerlerden alınan talimatla başladığını belirttiği görüşlerini Mustafa Güven şöyle eleştirdi: “Adalet arayışında olan sadece CHP değil ki , kendisinin de karalamak zorunda olduğu bir yürüyüş bu. Demek ki haklı bir yürüyüş ve karalama peşindesin. Ayrıca nedeni ne olursa olsun, toplum adalet aramaya sokaklara çıkıyorsa, bu yürüyüş toplumda kabul görüp de meşru bir zeminde yürüyorsa hatta anti-kapitalist Müslümanlar gibi gruplar destekliyorsa kimin ne için çıktığının hiçbir önemi yok, ülkede adaletsizliğin olup olmadığı ile ilgili iktidarın bakış açısı önemli.”

YARGILANMAKTAN KORKUYORLAR

Adalet mücadelesinin devam etmesi ve Edirne’ye kadar uzaması gerektiğini söyleyen Güven, “Bu sistemde itirazı olan, ortak bir hukuk arayışı içerisinde olanların asgari bir cephede buluşması gerekiyor. Burada CHP ye önemli bir görev düşüyor. Sadece kendimiz için adalet arayışı değil, bu ülkede 160’ı aşkın gazeteci tutuklu, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça da ifadesini bulan 100 bini aşkın insan kamu da yargısız infazla ihraç edilmiş durumda ve ezilen işçiler var. Dolayısıyla bu ülkede bir barış tesis edilecekse asgari bir hukuk lazım. Çünkü bu ülkede yargılanmaktan korkanlar, yargısız infazlarla ihraç edilen memurlar değil,  kamuyu parsel parsel paralel yapıya peşkeş çeken, rantı, doğayı, emniyeti, askeriyeyi paralel yapıya verdik diyen siyasal iktidardır. OHAL kalksın ve hepimiz yargılanalım, herkes hesap versin. Bu mücadeleyi ortak bir cephede birleşerek bütün ülke sathına taşıyalım o zaman bu köylülerin de adalet arayışı olur, işçilerin de çevrecilerin de olur. Bizim KESK olarak çağrımız bu yönde” İfadelerine kullandı.

İzmir de ‘Emek ve Demokrasi Güçleri’nin başlattığı Adalet Nöbetlerine de değinen Güven “Burada ki amacımız hem adalet yürüyüşüne destek olmak hem de bu mücadeleyi yerellere yaymaktır ve demokratik laik bir toplumsal mutabakatın sağlanabilmesidir. Korkak bir iktidarla karşı karşıyayız öyle olmasaydı önüne gelen gazeteciyi içeri atmaz, Nuriye ve Semih’in başlattığı barışçıl bir eylemden bu kadar korkup da onları cezaevinde ölüme mahkum etmezlerdi” diye konuştu.