Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin adalet arayışı sürerken, şüpheli ölümüyle ilgili sorular 15 aydır yanıt bulmadı.
NTV’ye konuşan baba Nizamettin Kabaiş, Ankara davet edildiklerini ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşeceklerini söyledi. Dosyada birçok delilin bulunduğunu belirten baba Kabaiş, en önemli kanıtın kızının vücudunda tespit edilen iki erkeğe ait DNA örnekleri olduğunu hatırlattı.
“ÖLÜM NEDENİ SUDA BOĞULMA DEĞİL”
Kızının ölüm nedeninin suda boğulma olmadığını belirten baba Kabaiş, "Boğazına zarar vermişler. Akciğerinde su yok" diyerek devamında şunları kaydetti: "18 günlük kayıp sürecinde suda değilmiş. Yüzü biraz şişmişti. Vücudunu gördüm. Gassal ile de konuştum. 'Abi 18 gün suda kalacak bir beden değil' dedi."
Rojin'in ailesi, soruşturmanın hızlandırılmasını ve tüm delillerin yeniden değerlendirilmesini talep etti. Nizamettin Kabaiş, olayın netlik kazanmaması durumunda Meclis’in kapısında oturacağını ve açlık grevine başlayacağını dile getirdi.
NE OLMUŞTU?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, geçen yıl 27 Eylül'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 15 Ekim'de de Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulunmuştu. İstanbul ATK’nin 14 Kasım 2024 tarihli raporunda, ölüm nedeninin “suda boğulma” olduğu ileri sürüldü. Ancak raporda ölüm zamanı, suda kalma süresi ve boğulmanın nasıl gerçekleştiği gibi kritik bilgilere yer verilmedi. Van ve Diyarbakır Baroları ile Kabaiş ailesinin avukatları, ATK’nin bir yıldır elinde tuttuğu verileri gizlediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. ATK, 13 Ekim’de yaptığı açıklamada Kabaiş’in ölümünün “suda boğulma sonucu” meydana geldiğini, ancak intihar, kaza veya dış etken olup olmadığı konusunda kesin kanaate varılamadığını bildirdi. Ayrıca tespit edilen iki DNA örneği için “kontaminasyon ihtimali bertaraf edilemedi” ifadesini kullandı. Bunun üzerine hem barolar hem de Adalet Bakanlığı, bulaş olasılığına ilişkin ek rapor talep etti. ATK’nin gönderdiği son ek raporda, bulaş ihtimalinin ortadan kalktığı ve DNA’ların başka kişilere ait olduğu kesinleşti.




