Yapay zeka ve dijitalleşme yeni yüzyılın teknolojik olarak en önemli adımlarından biri olurken aynı zamanda iş dünyasında ve mesleklerde büyük değişimleri başlattı. Yapay zeka ekosisteminin yayılması ve yaygınlaşmasıyla birlikte işgücü ve insan kaynağı konusunda biçim değişimleri başladı. Bu süreçte akademik raporlar, gelecekte hangi işgücü ve mesleklerin doğrudan ve dolaylı olarak etkilenebileceğine dair makaleler yayımlıyor.
Ege Genç İnsanları Derneği (EGİAD) yapay zeka ekosisteminin etkilerini İzmir özelinde inceleyerek bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda, İzmir’de yapay zeka ile birlikte gerçekleşen dönüşüm ve fırsatlar ele alındı.
Raporda yer alan bulgular, EGİAD Dernek Merkezi’nde düzenlenen tanıtım toplantısında sunuldu. Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir: Üçüz Dönüşüm Çağında İşgücü, Beceriler ve Yeni Fırsatlar başlıklı sunuma akademisyenler katılım gösterdi. Sunuma; TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi SPM Direktörü ve Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Sayan, Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan ve Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülçin Gürel Günal konuşmacı olarak katılım sağladı.
Toplantının açılış konuşmasını EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer gerçekleştirdi. Açılış konuşmasının ardından Sayan, Türkiye ekonomisine dair hazırladığı sunumu iş dünyası temsilcilerine aktardı. Sayan, İzmir raporlarından önce Türkiye perspektifi üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
“TARTIŞMAMIZ GEREKEN SORUNLARI TARTIŞMIYORUZ”
Sayan, sunumun öncesinde bu anlamda Türkiye’de somut raporların pek az olduğunu ifade ederek, “Bu işi ele alması en uygun ele alabilecek şehir İzmir’dir. Bu kadar ciddi ve kalite bir rapor için EGİAD’a teşekkür ederim. Türkiye İzmir kadar olumlu değil. Bu konular üzerinde düşünmenin zamanı hatta gecikmiş durumdayız. Yoğun bir tartışmaya girmenin tam zamanı. Tüm dünyada yapılıyor bu tartışmalar. Türkiye’nin daha fazla gecikmeden bu konvoya katılması lazım. Türkiye çapında bu tartışma yeteri kadar yapılmıyor. Gündemimiz çağın gereklerine uymayan mecralarda seyrediyor. Tartışmamız gereken sorunları tartışmıyoruz. Birilerinin bunları gündeme getirmesinin zamanı. Bildiğim kadarıyla İŞKUR dışında yapılan tek çalışma” dedi.

“BİZ GÜNDEMDE KISA VADELİ SORUNLARI TARTIŞIYORUZ”
Gündem içerisinde yer alan ve tartışılan sorunların uzun dönemi etkileyecek konular olmadığının altını çizen Sayan, “Biz gündemde haftalık ve aylık sorunları tartışıyoruz. Kısa vadeli sorunları tartışıyoruz. Bugün tartışacağımız sorunlar on yılları etkileyecek sorunlar. Uzun dönemli ekonomi büyümeyi etkileyecek gelişmelerde bahsediyoruz. Ülkenin zenginleşmesi nasıl bir patikada seyredecek, bunu tartışıyoruz. Yaratıcı yıkım kavramı zenginleşme süreçlerinin önemli faktörlerinden biri. Rekabette öne geçme isteği sürekli inovasyonu tetikliyor. Rekabetin olduğu ekonomilerde inovasyon yapmak zorunlu oluyor. İnovasyon teknolojik olmak zorunda değil. Maliyet düşürücü olabileceği gibi yeni bir ürün, yeni bir pazar, yeni bir hammadde veya hakimiyet yapısının yeniden örgütlenmesi ile olacak bir durum” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’DE YARATICI YIKIM SÜREÇLERİN DIŞSAL ŞOKLAR ETKİLİ
İktisatçı ve siyaset bilimci Joseph Alois Schumpeter’in rekabet süreçleri ve verimliliğe dair kavramlarını ele alan Sayan, yaratıcı yıkım sürecinden etkilenen firmaları örnekleriyle ele aldı. Türkiye’deki firmaların teknolojik inovasyon konusunda yaygın olmadığını belirten Sayan, yaratıcı yıkım sürecinde Türkiye’de örnek bulmanın zor olduğunu söyledi. Türkiye’de yaratıcı yıkım sürecinin dışsal şoklar sonucunda başladığını ve ilerlediğini söyledi.
“TÜRKİYE’DEKİ YARATICI YIKIMIN EN ÖNEMLİ ÖRNEĞİ MARSHALL PLANI”
Türkiye’de en önemli ve en göze çarpan yaratıcı yıkım örneğinin İkinci Dünya Savaşı gerçekleştirilen Marshall Planı çerçevesinde olduğunu belirten Sayan, “Türkiye’deki yaratıcı yıkımdaki en önemli örneği Marshall Planı çerçevesinde gelen yardımlar oldu. Plan ile birlikte traktör ve tarım makineleri geldi. Makineler gelince tarımda verimlilik muazzam artış yaşadı ama çalışan ihtiyacı düştü. Tarımda emeğine ihtiyaç duyulmayan çalışanlar kentlere göç geçti. İşgücü tarımdan imalat sanayine kaydı. Türkiye bu süreçte gözle görülür şekilde zenginleşmeye başladı” diye konuştu.
“İZMİR SANAYİSİZLEŞME SÜRECİNE GİRDİ, HİZMET SEKTÖRÜNE KAYIYOR”
Türkiye ve İzmir’in erken dönemde sanayisizleşme adımına kaydığını belirten Sayan, “Türkiye 1990’da 6 bin dolar GSYH’ye ulaşınca sanayisizleşme sürecine başladı. Sanayisizleşme eğilimi yaşanıyor ama farklı bölgelerde farklı hızlarla ilerliyor. İzmir de bir sanayisizleşme sürecine geçiyor, hizmet sektörüne kayıyor” dedi.

ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKMANIN REÇETESİNİ VERDİ
Türkiye’nin orta gelir tuzağı içinde olduğunu belirten Sayan, “Türkiye’de istihdam paylarında radikal geçiş görmüyoruz. Buradan daha fazla çocuk doğmaz. Zenginleşmenin farklı yolları gerekiyor. Türkiye halen daha orta gelir tuzağı içinde. Türkiye’de milli gelir 2013’ten sonra azaldı. Kişi başına GSYH’nin ABD’ye oranı üzerinden Meksika Türkiye’nin ikizi gibi bir noktada. Biz Çin’i yıllarca yoksul bir ülke olarak okuduk. Şu anda Çin’in seviyesi Türkiye’nin çok üzerinde. Bu tablonun öne çıkanı ise Güney Kore. Bir ürünü ihraç edebiliyorsanız rekabet edebilirsiniz. Bu tuzaktan çıkmak için daha yüksek katma değerli ürünler ihraç etmeniz lazım. Üç ayağı var; teknolojik ve dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm” diye konuştu.
“SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARININ ANLATILDIĞI KADAR YÜKSEK BİR ORANI YOK”
Yüksek teknoloji ürünlerin katma değer seviyelerinin önemine vurgu yapan Sayan, son yıllarda öne çıkan savunma sanayinin bu anlamda gözle görülür bir oranı olmadığından bahsederek, “Yüksek teknolojili ürün ile katma değer oranı at başı ilerliyor. Türkiye’de bu oran 2004’ten 2014’e doğru düşüyor. Savunma üzerine yapılan yatırımlar belki değiştirir, belki değiştirmez. Anlatıldığı kadar yüksek bir oranı yok. Yüksek teknolojili ürün üretim istihdamında oran yüzde 4 civarında. Bu oran AB’de yüzde 6 seviyelerinde” dedi.
“TÜRKİYE 2008 KRİZİNİN ARDINDAN ORTA DOĞU PAZARINA GİRDİ, VERİMLİLİK DÜŞÜŞÜ YAŞADI”
Avrupa’da yaşanan 2008 ekonomik krizinin içinden Türkiye’nin nasıl çıktığını anlatan Sayan, “İhracatta 2008 krizinin ardından AB’nin payının azalmasının ardından İzmir, Manisa ve Denizli istihdam kaybı yaşamış. İzmir yüzde 10 kadar bir istihdam kaybı yaşamış. Orta Doğu bu süreçte kayıplar yaşamadı. Hem ilkel ekonomi sistemleri var hem de petrol o dönemde bu kadar etkilenmedi. Orta Doğu’ya yakın olan yerdeki işletmeler Orta Doğu pazarına girdi ve istihdam kazancı yaşadılar. Türkiye’nin verimliliği o dönemden sonra Orta Doğu pazarına açıldığı için düşüş yaşadı” dedi.
1 TON IPHONE 1 MİLYON DOLAR, 1 TON MERMER 350 DOLAR
Son olarak yüksek teknoloji ürünlerin önemine vurgu yapan Sayan, şu örneği verdi:
Iphone 18’in ABD perakende fiyatı 1299 – 2499 dolar arasında değişiyor. Iphone 249 gram. 1 ton ihraç ederseniz 4 bin adet ediyor ve yaklaşık 1 milyon dolar. Afyon Ankara yolunda yol boyunca taş ocağı var. Mermer ihraç ediyorlar. 1 ton ham mermer 150-350 dolar arasında. Mermer, linyit ihraç ederek hiçbir şey olmaz. 5 milyar dolarlık maden ihracatı üzerinden övünüyorlardı. Çevreye 15 milyar dolarlık zarar vermişlerdir.




