CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplandı. Özel, yaklaşık 3 buçuk saat süren toplantının ardından basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde faaliyet yürüten Gölge Kabinenin politika kurullarını oluşturduğunu, bu kurullarda aralarında çok sayıda milletvekili, Parti Meclisi üyesi ve alanında uzman akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu 120 kişinin görevlendirildiğini söyleyen Özel, Bu sayının kısa sürede 170’e çıkacağını ifade etti. CAO’nun hem pozitif gündem yaratan hem de CHP’nin ülkenin iktidarını devralmaya yönelik hazırlıklarını sürdürmeye devam edeceğini bu doğrultuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyi kurduklarını açıklayan Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"PARASINI ÖDEDİĞİMİZ F-35’LER AMERİKA’DA BİR HANGARDA"

"Bugün de dünyanın içinden geçtiği bu zorlu süreçte dış politikamızı siyaset üstü bir anlayışla, ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda bir devlet ciddiyetiyle ele alma gerekliliği vardır. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi uzun zamandır bu ciddiyetten ve kurumsallıktan bilerek kopmuş, dış politikayı şahsiliğe, keyfiliğe ve karşılıklı ikili ve kişisel ilişkilere, pazarlıklara indirgemekten çekinmemiştir. Dış politikamız özellikle son dönemde Sayın Erdoğan’ın Sayın Trump ile kurduğu kişisel ilişkiler, menfaat ilişkileri, çıkar çatışmaları ya da birlikleri üzerine şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu ilişki pratiği, Türkiye’nin menfaatlerini geri plana atmaktadır. Sayın Erdoğan’ın Trump ile Türkiye için değil; şahsi geleceği ya da kendi kadrolarının iktidarını devam ettirme ümidi üzerine kurmaya çalıştığı ilişki hepimizin malumudur ve ülkemiz için en büyük risk de budur. Bu ilişki pratiği, bu iş görüş biçimi; geçmişte Sayın Putin’le, şimdi Sayın Trump’la geliştirilen ve bir kişinin yönettiği, kurumsallığı dışlayan ve kararları hangi niyetle aldığını kendisinden başka hiç kimseye izah edemeyen bu yönetim anlayışı sonucunda, şöyle çok kısaca bakacak olursak geriye doğru; parasını ödediğimiz F-35’ler üzerlerinde Türk bayrağı olduğu halde Amerika’da bir hangarda beklemektedir. ABD’nin, göz bebeğimiz Kaan’ın motorlarını vermediğini bizzat Dışişleri Bakanımız açıklamıştır. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nin uyguladığı ağır yaptırımlara mani olunamamış, bedelini iş insanlarımız, milletimiz, hepimiz ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. S-400’lerin temin sürecindeki başarısızlık, önce ABD ile şimdi de Rusya ile bir kriz alanına dönüşmüştür. 15 yıldır filomuza tek bir uçak katamadığımız gibi, hava savunma sistemimize ilişkin güven verici beyanların da ileri vadeli niyet beyanları olduğu ve hava savunmasına ilişkin zafiyetimizin yarattığı endişe ortadadır.

"HADSİZ AÇIKLAMALARA YANIT DAHİ VERİLEMEDİ"

Tüm bunlara rağmen Sayın Erdoğan Trump’ın istediği tüm tavizleri vermiş, pahalı doğalgazdan Boeing uçaklarına, Amerikan mallarına vergi indiriminden, Çin mallarına vergi uygulamasına ve maalesef Nadir Toprak Elementlerinin Trump’a söz verilmesine kadar bir dizi taviz, göz kırpmadan verilmiştir. Bu çarpık ilişkinin Türkiye’ye olan en ağır zararı ise ABD Büyükelçisi’nin ve Dışişleri Bakanı’nın sözleriyle ortaya dökülmüştür. Biri ‘Trump, Erdoğan’a onda olmayan meşruiyeti veriyor’ derken, diğeri ‘Beş dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar’ diyebilmiştir. Ancak ne yazık ki, bu hadsiz açıklamalara yanıt dahi verilememiştir. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin rayına girmesi için öncelikle meşruiyetinin milletten alan, şahsi geleceğini değil Türkiye’nin geleceğini savunan bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğu açıktır."

“SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE İSTİKRARINI SAVUNUYORUZ”

ABD’nin Venezuela’ya saldırısı, Grönland‘ı işgal etme planı ve İran’daki gelişmeleri değerlendiren Özel, Suriye’de istikrarın gerektiği belirterek, "Komşumuz Suriye’nin yeniden çatışmalı bir ortama sürüklenmesi ciddiyetle ele alınmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını savunuyoruz. 10 Mart Mutabakatı’na uyulmasını önemsiyoruz. Tarafların çatışma olmaksızın masada anlaşmasını arzu ediyoruz. Suriye’de her inancın ve her kimliğin anayasal bir düzen içinde özgürce yaşayacağı bir demokratik sistemin kurulmasını zaruri görüyoruz. Ama geçen bir yılda maalesef bunun başarılamadığını gördük. Türkiye müzakereden ve diplomasiden yana tutum almalı, çatışmasız çözüm ve sivillerin korunması için inisiyatif almalıdır. Ayrıca bu durum, toplumsal barış sürecini sekteye uğratmamalıdır. Kürt meselesinin çözümü için hızlı adımlar atılmalıdır. Terörsüz ve demokratik Türkiye, bir an önce kurulmalıdır. Bunu başarmak Türkiye’nin kırılganlıklarını da azaltacaktır" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE’DE 5 MİLYON EMEKLİ EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ALMAKTADIR"

Yüksek enflasyon ve düşük ücretlerle sonuçlanan yanlış ekonomi politikaları nedeniyle Türkiye’nin Avrupa’nın en yoksul ülkesi haline geldiğini ifade eden Özel, CHP milletvekillerinin emekliler için "Meclis'i terk etmeme" eyleminin devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Maalesef emeklilere bin 62 liralık bir düzeltme teklif ediyorlar. En düşük emekli maaşını 20 bin lira yapmayı öneriyorlar. Açlık sınırı 30 bin lirayken, 20 bin lira artık bir maaş değil, adeta emekliye verilen bir harçlık düzeyinde kalmıştır. Bugün resmi yoksulluk sınırı 98 bin liradır. Dört emekli bir araya gelse bir yoksul etmemektedir. Bugün arkadaşlarımızın paylaştığı çarpıcı bilgi, sadece son altı ayda 1,2 milyon emeklinin daha en düşük emekli maaşı alanlar arasına katıldığını, altı ay önce 3,7 milyon olan en düşük emekli maaşı alan kişi sayısının 4,9 milyona ulaştığını ifade etmişlerdir. Bu korkunç bir rakamdır. Türkiye’de 5 milyon emekli en düşük emekli maaşı almaktadır. Türkiye’de en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirlerinin üçte ikisi emekli maaşı ve sosyal yardımlardan oluşmaktadır. Yanlış duymadınız. Türkiye’nin en yoksul yüzde 10’unun gelirinin yüzde 65’i emekli maaşı ve aldığı sosyal yardımlardır. Bu görülmemiş bir gelir adaletsizliğidir.

Meclis’teki nöbetimiz bugün beşinci gününde. Tüm muhalefet partileri de bu itirazda, yani emekli maaşına yapılan itirazda birleşmişlerdir. Tüm muhalefet partileri, sözcüleri, Genel Başkanları farklı farklı karşılaştırmalarla, farklı farklı önerilerle bu yakıcı soruna dikkat çekmektedirler. Sokağın konusu budur. Meclis’in, bütün muhalefet partilerinin konusu budur. Bu konunun bir an önce ve emeklileri rencide etmeyecek bir rakam telaffuz edilerek çözülmesi gerekmektedir. Bu konuda mücadele etmeye de üzerimize düşeni yapmaya da devam edeceğiz. Peki, Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde ne yapacak? İlk aşamada en düşük emekli maaşını derhal bir asgari ücret seviyesine çıkaracağız. İlerleyen dönemlerde 1,5 asgari ücretlik düzeyi yeniden yakalayacağız. Bayram ikramiyesini bir asgari ücrete çıkaracağız.

"TÜRKİYE’DE KAYNAK DEĞİL, PAYLAŞIM SORUNU VARDIR"

Emekli maaşlarının bir asgari ücret olması için gereken kaynak bugün ilgili politika kurulu başkanımız tarafından yapılan sunumda 650 milyar lira olarak belirlenmiştir. Bu geçtiğimiz hafta bin liralık zammın maliyeti söylendiğinde verilen rakamlarla da uyumludur. Bugün emeklilere bir asgari ücret, 28 bin lira versek elbette onları yoksulluktan kurtaramayacağız. Açlık sınırının üzerine çıkaramayacağız. Ama bir nefes aldıracağız, önemli bir adım atmış olacağız. Bu önemli adım 650 milyar lira istiyor. Bu para yok. 10’da birini emekliye layık gördüler. Ancak bu para var. Çünkü getirip, geçirdikleri bütçede 768 milyar lira zengin şirketlerin ödemesi gereken vergiden vazgeçecekleri tutar. Vazgeçilen kurumlar vergisi kalemine 768 milyar lirayı bulanlar, yani alacakları vergiyi ‘Tamam, tamam. Sizden vergi almayalım’ diyecekleri 768 milyarı bulanlar emekliye 650 milyar lirayı bulmamakta, vermemektedirler. Aynı AK Parti yanlış ekonomi politikalarıyla sadece bu yıl 2,7 trilyon lirayı, bu gereken paranın neredeyse beş katından fazlasını sadece faize ödeyecektir. Yani kaynak fazlasıyla mevcuttur. Türkiye’de kaynak değil, paylaşım sorunu vardır. AK Parti kaynağı vatandaşla değil, yandaşla bölüşmektedir. AK Parti katkıyı emekliye değil yanında, yakınında duran, kendi iktidarını sürdürmesi için ona her şeyi yapanlara vermektedir. İşte emekliler ‘Bundan sonra artık AK Parti’ye oy değil, selam bile vermeyeceğiz’ derken de tam olarak bunu kastetmektedir.

İmamoğlu’ndan Çalık’a mesaj: Devletin merhamet ve şefkatini, sevgisini yok ettiler
İmamoğlu’ndan Çalık’a mesaj: Devletin merhamet ve şefkatini, sevgisini yok ettiler
İçeriği Görüntüle

"ESNAFA PRİMDE YÜZDE 3’LÜK BİR KAZIK ATILMIŞTIR"

Buradan çarpıcı bir bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Son 18 ayda, 1,5 yılda yapılan çeşitli değişikliklerin toplamında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda çalışan prim yükü yüzde 34,75’ten 38,75’e çıkmış, işveren prim yükü de yüzde 1’lik artışa uğramış ve toplamda ki bunlar işveren tarafından ödeniyor net maaş ödenirken, yüzde 5’lik ek bir prim yükü binmiştir. Bu yüzde 5’lik ek prim yükünün yanında Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödemesini zamanında yapanlara yapılan yüzde 5’lik indirim, yüzde 2’ye indirilmiş yani gününde SGK primini ödeyenlerin yüzde 3’lük bir kaybı daha ortaya çıkmıştır. Biz ‘Bir yandan asgari ücrete zam yapılsın ama işverenin işi kolaylaştırılsın, onlara prim desteği verelim’ derken örtülü bir biçimde yüzde 5 primlere zam gelmiştir, yüzde 3 de ilave bir iskontonun kaldırılmasıyla gününde ödeyen bir kişi için toplamda yüzde 8’lik ek bir maliyet gelmiştir. Bunu da bütün küçük esnaflarımızın, zor durumda olan vatandaşlarımızın dikkatlerine sunuyoruz. Bu hesaplamaları muhasebecileriyle, mali müşavirleriyle kendi rakamları üzerinden gözetebilirler. Bu ay ilk kez yüzde 5 yüzde 2’ye iniyor, yüzde 3 oradan esnafa bir kazık atılmıştır. Ayrıca da son 1,5 yılda prim yükü yüzde 5 kadar artmıştır. Biz yoksulluğu yönetmek değil, yok etme azmindeyiz ve bu topraklardan söküp atacağız. İktidarımızda yoksulları, birinin yakını olduğu için değil, yalnızca bu ülkenin onurlu yurttaşları olduğu için destekleyeceğiz. Kimsenin yakını olmak, bir partinin üyesi olmak değil; bu ülkenin bir vatandaşı olmak, geri kalan her şeyin çözülmesi için haklardan yararlanmaya yeterli olacaktır. Temel vatandaşlık geliri uygulamasını hızla hayata geçireceğiz. ‘Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir’ ilkesiyle herkese belli bir gelir desteği sağlayan sosyal devleti inşa edeceğiz."

“UMUTLARINIZIN YEŞERMESİ BİR SANDIK MESAFESİNDE”

CHP’nin kurullarının eşgüdüm halinde çalıştığını söyleyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hep birlikte Türkiye yönetmeye, bu ülkeyi barıştırmaya ve kalkındırmaya hazırız. Yıllarca bu ülkede kavga, gerilim, düşman siyaseti yürütüldü. Sonuçta ne oldu? Kavga büyüdükçe milletin ekmeği küçüldü. Biz barışırsak, kazanmanın yolunu 86 milyona göstereceğiz. Bu ülkede Adalet ve Kalkınma Partililer, Milliyetçi Hareket Partililer, DEM’liler, CHP’liler, İYİ Partililer düşman değildirler. Anadolu’da bu partililer birbirlerinin komşusu, arkadaşı, gelini, damadı, dünürüdür. Bu yüzden bizleri düşmanlaştırarak, ülkeyi kutuplaştırarak iktidarını sağlamlaştırmak isteyenlere kötü bir haberimiz var. Artık Anadolu’daki yaklaşım, genel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi ilişkilerine bir kez daha hakim olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi Erdoğan’a rağmen, Erdoğan’ın yoksul bıraktığı Adalet ve Kalkınma Partililerle ve Cumhur İttifakı seçmeni ile buluşmaktadır ve birlikte bir yol yürümektedir. Yürüdüğümüz yol; Türkiye’de bir kez daha açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin alt edileceği, bir kez daha hep birlikte başaracağımız, hep birlikte kalkınacağımız, hep birlikte zenginleşeceğimiz bir yolculuktur. Bunu daha önce başardık, bundan sonra da hep birlikte başaracağız. Sayın Erdoğan istiyor diye kavgayla, Sayın Erdoğan istiyor diye gerilimle, o istiyor diye kutuplaşmayla meşgul olup iktidar yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz. Vatandaşın sorunlarını biliyoruz. Dünyadaki siyasi akrabalarımız nasıl yoksulluğu yok ettilerse, nasıl eşitliği sağladılarsa, 100 yıl önceki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı nasıl hastalıkları kuruttu, kalkınmayı sağladı, zenginleşmeyi sağladı, ülkeyi kalkındırdı ve bugünlere gelmesini sağladıysa; bugün umutsuz durumda olan emeklilere de, uğradığı büyük haksızlığa isyan eden asgari ücretlilere de emekçilere de devlet memuru olmanın geçmiş dönemlerdeki gibi bir gelecek güvencesi değil, yaşam mücadelesinin en zorlu süreçlerinden birisi olmasını deneyimleyenlere de beyaz yakalılara da mavi yakalılara da gri yakalılara da şu kadarını söylüyoruz: Bir sandık mesafesinde artık umutlarınızın yeniden yeşermesi. O sandığa doğru hep birlikte yürüyoruz. Her gün bir önceki günden biz iktidara, siz de dertlerinizden kurtulmaya daha yakınsınız. O yüzden erken seçim talebini yükseltmeyi, bunu işçi servislerinde, metrolarda, iş yerlerinde, ev gezmelerinde, her türlü alanda yüksek sesle dile getirmeyi kurtuluşun şartı olarak görüyoruz. Erken seçimler iktidarlar istediğinde değil, erken seçimler muhalefet partileri talep ettiğinde değil, millet gerçekten karar verdiğinde yapılır. Siz erken seçime karar verirseniz, kimse o sandıktan kaçamaz. O sandıktan size; huzur, refah, güvenli ve zengin yarınlar çıkacak."

Kaynak: ANKA