İzmir’de aralarında Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, Birleşik Kamu-İş, Eğitim-İş ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri, 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabulü yıldönümü dolayısıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, öğretmen Fatma Nur Çelik'in öldürülmesi de protesto edildi. Eğitim-İş üyesi öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü kapısına İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in anısına siyah kurdele bağladı.

"BURAYA GELİRKEN BİR GÜN BİLE YÜZÜMÜZ GÜLMEDİ"
Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü, kitle adına yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı'nı hedef aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunan Düdü, "Şu atadığın bakanı artık o koltuktan kaldır, bize utanç veriyor. Onun yaptığı politikalar, onun bugün politikaları, bak artık kan akmaya başladı okullarda. Katlediliyoruz." ifadelerini kullandı.
Düdü, şöyle konuştu:
"Maalesef acı bir gün için yine toplandık burada. Şu Millî Eğitim Bakanlığı'nın önüne gittiğimiz, İl Millî Eğitim Müdürlüklerinin önüne gittiğimiz yüzümüzün güldüğü bir gün olmadı. Şuraya mutlu bir günümüzde gelmek nasip olmadı. Ya bir arkadaşımızın katledilmesi için buraya geliyoruz ya bir arkadaşımızın sürgünü sebebiyle buraya geliyoruz ya uygulanan kötü politikalar için buraya geliyoruz ya bir meslektaşımızın uğradığı haksızlık için buraya geliyoruz. Bir de şuraya gelirken yüzümüzün güldüğü bir gün olmadı. Yüzümüzü güldürecek bir uygulamanız bize nasip olmadı."
"Bugün bizi yas içinde, acı için, üzüntü için de buraya getirdiniz. Bugün kanımız aktığı için buraya geldik." diyen Düdü, şöyle devam etti:
"Bugün iş yerlerinde öldürüldüğümüz için, iş yerlerinde darp edildiğimiz için siz sıcacık orada otururken biz elektriği olmayan sınıflarda, kaloriferi yanmayan sınıflarda, çöp kovasını boşalttığımız sınıflarda, musluklarını tamir ettiğimiz okullarda mücadele ede ede, direne direne, ezile ezile cumhuriyetin çocuklarını, yurttaşın yalnız kalmış çocuklarını eğitime ulaştırmak için mücadele ederken sınıflarımızı terk ettik. 'Kanımızı artık akıtmayın' demek için geldik buraya" dedi.
"O BAKANI O KOLTUKTAN ALIN"
Düdü, Milli Eğitim Bakanı'na yüklenerek şöyle konuştu:
"Tepemizde utanmadan, çocuğunu özel okula gönderen bir bakan oturuyor. Burada yuh, evet yuh. Bence utanmadan yuh. Evet. Öğretmen herkese yuh çekmez. Bak, bu senin için bir ikbal görüntüsü olabilir. Biz seni istifaya çağırıyoruz ama biliyoruz o koltuğa sen kendin hak ederek oturmadın. O zaman istifa edemezsin, o yüzden. O zaman şunu söylüyoruz: Ey Cumhurbaşkanı, şu atadığın bakanı artık o koltuktan kaldır, bize utanç veriyor. Onun yaptığı politikalar, onun bugün politikaları, bak artık kan akmaya başladı okullarda. Katlediliyoruz. İki gün önce bir öğretmen yalvarıyordu, lastiklerimi koca koca bıçaklarla parçalamışlar diye. Biz o arkadaşımıza sahip çıkmaya çalışırken İstanbul'dan acı haber geldi. Arkadaşımızı 44 yaşında, gencecik Fatma Nur Çelik'e kıydılar. Kanını akıttılar. Bir arkadaşımız ağır yaralı. Bir çocuğumuz ağır yaralı. 'Yeter artık' diyoruz."

"BİLİMSEL LAİK EĞİTİM İÇİN HEP BİRLİKTE KOLLARI SIVADIK"
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi İzmir Temsilcisi Emel Diril ise ülkenin zor bir durumdan geçtiğini belirterek "Elimizi taşın altına koyup bu ülkeyi geleceksizleştirmek isteyenlere inat, ülkemizi kurtarmak için, çocukları tarikatların elinden almak için, gerici değil bilimsel, laik bir eğitim için kolları sıvadı, hep birlikte sıvadık. Buna cumhuriyetçilerin cephesi diyebilirsiniz. Bu cepheyi büyütmeliyiz. Amerikancılara, NATO’culara, gericilere, tarikatçılara inat emekten yana, emek Cumhuriyeti’ni kurmak için bu cepheyi güçlendirmeye söz veriyoruz" şeklinde konuştu.

"LAİK VE BİLİMSEL TEMEL OLMADAN EĞİTİMDE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ"
ÇYDD adına konuşan Aslı Tamtürk de öğretmen Fatma Nur Çelik'i anarak "Bu acı olay, eğitim sistemindeki kırılganlıkları, kamusal sorumluluğun zayıflatılmasını ve okulların güvenli alan olma niteliğinin aşınmasını maalesef ki acı biçimde bir kez daha ortaya koymuştur. Eğitimde rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliği, artan ve derin eşitsizlikler, kalabalık sınıflar ve pedagojik ilkelere dayanmayan uygulamalar gençlerin sağlıklı gelişimini olumsuz etkilemekte, şiddetin beslendiği zemini güçlendirmektedir. Bu nedenlerle bu sorunlarla yüzleşmeden, eğitimi bilimsel, laik ve kamusal temellerine yeniden oturtmadan kalıcı bir çözüm üretilemez." dedi.
Tamtürk, "Eğitim politikalarının bilimsel esaslara ve pedagojik ilkelere dayandırılması gerekir. Laik, bilimsel eğitim platformu olarak; eğitimin dinselleştirilmesine ve ideolojik yönlendirmelere karşı, çocukların pedagojik gelişimini zedeleyen uygulamalara karşı, eğitim emekçilerinin haklarını ve mesleki özerkliğini aşındıran politikalara karşı, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren yaklaşımlara karşı; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve Cumhuriyet devrimleri izinde, 3 Mart Devrim Yasaları’nın tarihsel ve anayasal sorumluluğuyla laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz." ifadelerini kullandı.





