CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması amacıyla başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi" serisi kapsamında Sancaktepe ilçesinde Sarıgazi Demokrasi Caddesi'nde gerçekleştirdiği mitingde konuştu. Özel, "Bugün bu meydanda şüphesiz milletin ta kendisi var. Asgari ücretle geçim kavgası veren işçiler burada. Açlık sınırının altında ezilen emekliler burada. Gelecekten ümidini kesmiş ama iktidarın değişme umuduna tutunmuş gençlerimiz burada. 112 gündür adalet ve demokrasi mücadelesi veriyoruz, bir darbeye karşı direnme hakkımızı kullanıyoruz. Karşımızdakiler milletten korkuyorlar, sandıktan, meydanlardan, sokaklardan korkuyorlar. Onlar sokağa çıkamıyorlar, pazara gidemiyorlar, hatrınızı soramıyorlar. Ülkenin kötü gidişine engel olamıyor, hesap vermeye gelince sizden kaçıyorlar" dedi.

Millet kazanacak, halk kazanacak, biz kazanacağız

Özel, şunları kaydetti:

"İşte biz, haklılar, güçlüler, hem sesi çıkanlar, hem de aslan gibi yüreğiyle bu meydanlara koşanlar onlara sesleniyoruz. Bu milletten kaçamazsınız. Bu darbeyi sürdüremezsiniz. Adayımızı esir tutamazsınız. Ekrem Başkanı alacağız, iktidarı alacağız. Millet kazanacak, halk kazanacak, biz kazanacağız. Bu akşam 16.30 gibi Ekrem Başkanın yanındaydım. 'Benim için Beylikdüzü neyse Sancaktepe de aynısıdır' dedi. Sancaktepe'yi geçmişte kendi kalesi sananlar gördüler ki kale siyaseti bitmiş, artık burası milletin kalesidir.

Mehmetçiğin canını hiçe sayanlardan mutlaka hesap soracağız

Heyecanımız yüksek, enerjimiz yüksek ama memleketin durumu hiç parlak değil. Ben buraya doğru gelirken, ekranda sizleri izliyordum. 12 şehidimiz için saygı duruşunda bulundunuz. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, milletimize ve ailelerine baş sağlığı diliyorum. Ancak böyle bir ihmali bir türlü içimize sindiremiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 19 askerimizin bir mağaraya sokulup 12'sinin hayatını kaybetmesini, Ordumuzun envanterinde insansız araçlar, robotlar varken oraya ölçüm cihazlarının çok önceden gitmesi gerekirken, evlatlarımızda gaz maskesi, oksijen tüpünün olması gerekirken, bunların bir kısmının ihmal edildiği, tedbir alınmadığı ve boşu boşuna 12 aslan parçasını kaybettiğimizi düşündükçe bunu bir türlü içimize sindiremiyoruz. Bir metan gazı ölçüm dedektörünün sadece 1100 TL olduğu noktada, bu büyük ihmali asla kabul etmiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, bunu sonuna kadar araştıracak, milletimize söz veriyoruz. Mehmetçiğin canını hiçe sayanlardan mutlaka hesap soracağız.

Türkiye'nin bütün gençlerine söz veriyoruz

Maalesef bu beceriksiz iktidarın elinde ekonomimiz gün geçtikçe dibe doğru sürükleniyor. 13,5 milyon işsizimiz var, son 10 yılın en kötüsü. Maalesef ne eğitimde ne istihdamda olan ev genci olarak nitelendirilen gençlerimizin sayısı 4,5 milyonu buldu. Bu rakamlar Avrupa'da bunun çok çok altındayken Avrupa bunu dert ediyorken, Türkiye'de annesinin, babasının avucuna bakan, ondan alacağı harçlığa bakan, işi olmayan, okulda olmayan gençlerimiz var. Bugün uzun uzun Silivri'deki arkadaşlarla çalışırken, Ekrem Başkan ile konuşurken, yaklaşan seçimi en çok arkadaşlarımızın özgürlüğü için değil, kendimiz için değil, bu ülkenin yoksulları için, işsizleri için, gençleri için, yasaklardan da, yoksulluktan da, işsizlikten de bıkmış gençleri için bu partinin bir an önce iktidar olması için bu yolu yürümenin ne kadar önemli olduğunu konuştuk. Buradan Türkiye'nin hangi görüşten olursa olsun, hangi mezhepten olursa olsun, Türkiye'nin bütün gençlerine söz veriyoruz. Sizi bu yasaklardan da bu yolsuzluktan da bu yoksulluktan da AK Parti kaldıracağım deyip gelip iyice berbat ettiği Türkiye'deki tüm olumsuzluklardan kurtaracağız, Cumhuriyetin bundan sonraki dönemi, 100 yıl öncesinde olduğu gibi gençlerini kucaklayan ve gençleriyle birlikte yarınlara taşınan bir cumhuriyet olacak. Söz veriyoruz sizlere.

Bu mücadele demokrasi mücadelesidir

Erdoğan sokaklardan, meydanlardan korkuyor diyoruz. Korkar tabii ama bunu da hak etti. 35 yıl önce İstanbul Üniversitesi'nin ilan vererek çağırdığı Ekrem Başkanın diplomasını derhal iptal et diyorlar. Üniversitenin İşletme Fakültesi iptal etmiyor, dekana bastırıyor, istifa ediyor yine iptal etmiyor. Bu sefer yetkisi olmayan üniversitenin yönetim kurulunu topluyorlar, diplomayı oradan iptal edip, Ekrem Başkana dava açıp siyasi yasak getirmeye çalışıyorlar. Bu olay olduğunda sene 1990. 2025 yılına gelmişiz, 1990'daki Ekrem İmamoğlu'na siyaset yasağı getirmeye çalışıyorlar. O yüzden bu mücadele bir demokrasi mücadelesidir. 12 Eylül darbecilerinin getirdiği siyaset yasakları kalktıktan 35 yıl sonra 18 yaşındaki Ekrem'e siyaset yasağı getirenler 12 Eylülcülerden daha gözü dönmüştür, daha darbecidir, demokrasiden daha az nasibini almıştır. Artık Recep Tayyip Erdoğan'ın eline Kenan Paşa su dökememektedir. Bugün Kenan Evren yaşasa Erdoğan'a der ki, 'Tebrik ederim seni, boynuz kulağı geçti.'

O diplomayı geri alacağız

Sayın Erdoğan'ın akşamları muhalif kanalları çok izlediğini biliyoruz. Bugün akşam Sözcü TV karardı ama Tele 1 ve Halk TV açık, hangisinden izliyorsa Erdoğan'a sesleniyorum. Sen Ekrem Başkanın alnının teriyle aldığı diplomasına saldırırsan, senin tavla oynayabileceğin bir üniversite arkadaşın yok. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Yarın sabah üniversiteyi birlikte okuduğu bir arkadaşıyla bir Türk kahvesi içip fotoğrafını paylaşırsa ben bir şey söylemeyeceğim. Ama bir kahve içecek üniversite arkadaşı yok, bizim diplomamıza saldırıyor. Sonra da gençler Sancaktepe'den ona sesleniyorlar. Size söz veriyorum, Ekrem Başkanın alnının teriyle aldığı o diplomayı geri alacağız, başımızdaki bu diplomasızı da göndereceğiz.

CHP, 100 yıl sonra bir kez daha kurtaracak

19 Mart darbesini yapmanın faturası iyice netleşti. 150 milyar dolarımız gitti ve bunu Ekrem Başkan'dan kurtulmak için harcadılar. Bu, öyle bir para ki meydan meydan gezip asgari ücretin 30 bin 250 TL olmasını söylüyoruz ya. Bunun için lazım olan işveren destek payının 120 katı. Emekliye verdikleri zammın 150 katı. 6 Şubat depreminin yarattığı tahribatın 1,5 katı. 86 milyonun cebinden 70'er bin TL alan bir darbe bu. Her birimizin örneğin bu ara sokakta bizi dinleyen yüzlerce vatandaşımızın her birinin cebinden 10'ar çeyrek altın çalan bir darbe bu. Bu para maaşlara zam olarak gelmediği gibi, bu paranın kaybı yüzünden ürünlere zam geliyor. Yeni vergiler geliyor. Ağır faiz yükleri oluyor. Göremediğimiz, alamadığımız hizmete para bulamazken bunlar darbeye para buluyorlar. Bu 6 trilyon lirayı Ekrem Başkana darbe yapmakla kullanmayıp bu parayı doğru yere size, Sancaktepe'ye, emekliye, asgari ücretliye harcasalardı, örneğin 13 milyon işsizimize verilse, bugün işsiz gezen herkese 40'ar bin TL maaş bağlayabildik. 6 milyon yoksul aileye sadaka gibi yardım değil, 83'er bin TL maaş bağlayabildik. 2,3 milyon çiftçinin bütün borçlarını siler, borçlarının iki katı parayı hibe olarak verebildik. 2,2 milyon esnafımıza 2,5'ar milyon karşılıksız hibe verebilirdik. 1,7 milyon öğrencimize üniversite bursu diye 3 bin TL değil 73'er bin TL verebilirdik. Ama bu parayı sizin mutfağınızdan, sizin cüzdanınızdan alan, darbeye harcayanlar, doları 40 TL yaptılar. Paramız pul oldu ama parayı pul olmaktan kurtaracak, yoksulluğu kader olmaktan kurtaracak, gençleri işsizlikten kurtaracak bu ülkeyi 100 yıl sonra bir kez daha kurtaracak olan yine Türkiye'nin 1'inci partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve cumhurbaşkanımızın adayı da Ekrem İmamoğlu.

DEVA Partisi'nden istifa etmişlerdi: Rızvanoğu ve Avşar, CHP'ye katıldı
DEVA Partisi'nden istifa etmişlerdi: Rızvanoğu ve Avşar, CHP'ye katıldı
İçeriği Görüntüle

Benim baklava kutusuna tahammülüm yok ama senin ayakkabı kutularından sabıkan var

"Arkadaşlarımıza her türlü iftirayı attıranlar, bir suç örgütü lideri diye tanımladıkları Aziz İhsan Aktaş belediyelerimize iftirada bulundu. İtirafçı dedikleri iftiracı şimdi evinde, yazlığında keyif çatıyor. Güya suç örgütü lideri. O dışarıda, iftira attıkları içeride. 388 ihale almış, 300'ünü AKP'lilerden, 88'ini bizden almış. Oysa Belediyelerin yüzde 65'i bizde ama ihalelerin yüzde 77'sini AK Parti'den almış. Erdoğan eğer hırsızlık yapan ırak olacaksa, senin bu ülkeden ırak olman lazım. Utanmadan, sıkılmadan bugün çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi'ne baklava kutularından bahsediyor. Ben, baklava kutusunu gördüm, derhal harekete geçtim. İki tane müfettiş görevlendirdim. Taviz yok dedim. Benim baklava kutusuna tahammülüm yok. Ama senin ayakkabı kutularından sabıkan var. Ayakkabı kutusuna 17/25 Aralık'ta bakanların evlerinden ayakkabı kutularından para çıkarken, senin arkadaşların bunları Yüce Divan'a yollayalım derken, onları vermeyen, hırsızını bile savunan, onu Yüce Divan'a yollamayan, yollamak isteyen Başbakanın kafasını koparan sensin. Hırsızına sahip çıkan sensin. Ayakkabı kutusuyla bu devleti rezil eden, bu milleti soyan sensin Erdoğan. Buradan büyük öz güvenle söylüyorum. Hırsızlık yapan, rüşvet alan, devleti zarara uğratan kim varsa Cumhuriyet Halk Partisi'nde yeri yoktur. Ama senin iftiracılarına kurban edeceğimiz, feda edeceğimiz bir tane de arkadaşımız yoktur, bunu böyle bil. Eğer yanlış yapan varsa cezasını çekecek. Ama, hırsızına sahip çıkan, ayakkabı kutularına sahip çıkan, 'babacağım, babacağım paraları sıfırlayamadım' diyen oğluna fırça atan seni unutmadı bu millet. Gün gelecek o defterleri açacağız, o bakanları da ona sessiz kalanları da Yüce Divan'da yargılayacağız. And olsun.

Sadece hırsızlar, arsızlar, namussuzlar korksun

Buradan Sancaktepe'deki AK Partililere, MHP'lilere sesleniyorum. Bizim geçmişte AK Parti'ye oy vermiş olanlarla, geçmişte AK Parti'ye üye olmuş olanlarla hiçbir derdimiz yok. Onlar gün gelip de bu kötü yönetimi görüp, onlardan cayıp gelip nasıl Sancaktepe'de Alper Başkan'ı yüzde 50 ile seçtiler, nasıl Ekrem Başkana oy veren dünya kadar AK Partili, MHP'li var. AK Partilinin yoksulunun da işsizinin de çaresi olacağız. Madem ki bu cumhuriyeti birlikte kurduk, bir kez daha bu ülkeyi birlikte kurtaracağız. Geçmişteki üyelikten, oydan kimse korkmasın. Sadece hırsızlar, arsızlar, namussuzlar korksun. Onlardan hesap soracağız. Millet ile hiçbir derdimiz yoktur."

81 il başkanımız suç duyurusunda bulunuyor

Özel, "1923 kanlı darbedir" diyen eski AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'nın paylaşımını anımsatarak, "81 il başkanımız, tüm milletvekillerimiz bunun hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunuyorlar. Bakalım ünvanındaki cumhuriyeti hak eden ilk savcı kim olacak. Bütün Türkiye görecek. Yeliz kod adlı meczup Cumhuriyete kanlı darbe demiş, adında cumhuriyet taşıyan cumhuriyet savcıları, adınızı hak edin, Atatürk'ün size verdiği değeri hak edin, bu milletin size verdiği maaşı hak edin. Ahmet Hamdi Çamlı'ya haddini bildirmeyen, onu partiden ihraç etmeyen, disipline sevk etmeyen Tayyip Erdoğan'a ve adını bile anmadan 'cumhuriyet gözbebeğimiz' diyen Ömer Çelik'e sesleniyorum: Mış gibi yaparak, bu adamın bu terbiyesizliğine susarak, yüzde 99'u Atatürk sevgisiyle dolu bu millete, 'Gerçek görüşümüz odur, hepimiz Yeliziz, aslında biz Atatürk'ün sevdalısı değil, onun gibi birisinin dostlarıyız' diyorsunuz. Yazıklar olsun hepinize" ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

Tüm televizyonlara frekans tahsis ederek bu duruşmaların tam, eksiksiz ve şeffaf olarak yayınlanmasını istiyoruz

"Bir ülke düşünün 15,5 milyon kişinin aday gösterdiği Cumhurbaşkanı adayını seçildiği gün Silivri’ye koyacaksınız. Yetmeyecek evladıyla, babasıyla uğraşacaksınız. Bütün arkadaşlarını, çevresini toplayacaksınız. Pırıl pırıl belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, bürokratları sırf İstanbul Büyükşehir’in ve o ilçelerin kolunu kanadını kırmak için iftiralarla hapse atacaksınız. Yetmeyecek, özel kalem müdürlerine gideceksiniz. Yetmeyecek, bu sabah 10 suçsuz günahsız makam şoförünü alacaksınız, onları zulme tabi tutacaksınız. Ondan sonra dönüp, ‘Hadi hepimiz aynı gemideyiz birlikte olalım. Türkiye’yi güçlü tutalım’ diyeceksiniz. Biz Türkiye’nin güçlü olması için elbette terörsüz Türkiye’ye de destek veriyoruz. Ancak 3T’nin altını çiziyoruz. Terörsüz Türkiye, tamam ama yetmez. Terörsüz ve demokratik bir Türkiye istiyoruz. Tutuksuz yargılanma istiyoruz. TRT’den canlı yayın istiyoruz. Biz bunu aylardır söyledik. Nihayet dün Sayın Bahçeli yargılamanın uzadığını, iddianamenin tavsadığını ve canlı yayını kendilerinin de kabul ettiğini söyledi. Bugün de Erdoğan ‘İyi söylemiş’ demiş. O zaman hodri meydan. Kanun teklifimizi 9 Mayıs’ta vermiştik. Öyle ‘TRT’den verelim’ demekle olmaz. TRT’nin duruşmayı bir kanaldan baştan sona, eksiksiz, savcıyı ne kadar veriyorsa savunmayı da tam vererek, savunmaları arkadaşlarımızın ağzından canlı yayınlayarak ve canlı yayın yapmak isteyen tüm televizyonlara frekans tahsis ederek bu duruşmaların tam, eksiksiz ve şeffaf olarak yayınlanmasını istiyoruz. Çünkü ben belediye başkanlarıma, arkadaşlarıma güveniyorum. Erdoğan sen savcına güveniyorsan, çık karşıma, millet versin kararı.

Ekrem Başkanın vesikalık fotoğrafına yenileceksin

Bugün Erdoğan konuşmuş. Demiş ki ‘Yüzde 52 oyla geldim, üç yıl daha gitmem.’ Aslında birinci turu geçemedi, ikinci turda geçerli oyların yüzde 52’sini aldı, seçildi. Ama ‘Üç yıl daha gitmem’ diyor. Millet ‘Git’ diyor, bu ‘koltuğa yapıştım, gitmem’ diyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Sen yüzde 52 değilsin, sen yüzde 29’sun. Seni yüzde 29’la orada oturtmam. 29’la orada oturamazsın. Ey Erdoğan bak, ‘Üç kere kazandım’ dediğin Sancaktepe inim inim inliyor, ‘Tayyip istifa’ diye. Senin arkanda artık Sancaktepe yok. İstanbul yok. Anadolu yok. Senin arkanda artık kimse yok. Ama bu millet istiklalinin, istikbalinin peşinde, Cumhuriyeti kuran Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte. Senin arkanda üç savcı, üç hakim, üç gizli tanık, bolca iftiracı var. Onlara güvenip orada oturamazsın. 2 Kasım Pazar günü o sandığı getir, adayımızı bırak. Ama korkuyorsun, resimlerini indirtiyorsun, afişlerini indirtiyorsun, seslerini metrodan kesiyorsun. Ama sana iddia ediyorum. Ekrem Başkan içeride olsa da dışarıda olsa da, onu içeride tutsan bile, getir sandığı 2 Kasım’da, Ekrem Başkan’ın vesikalık fotoğrafına yenileceksin.

Sandıktan kaçamazsın

Madem ki patron millet, madem ki her şeyin başı sonu milletten alınacak oydur. Madem ki demokrasi budur. Bizden, milletten, seçmenden, sandıktan kaçamazsın. Sen bir şey söyledin, biz bir şey söyledik. Sen gaza bastın, biz gaza bastık. Sen durmadın, biz durmadık. Artık bu ülkeyi uçurumdan aşağıya yuvarlamaya hakkın yok. Dur. Felaketi durdur. Kararı millet versin. Hodri meydan. Bu vakitten sonra yeni tutuklamalar, yeni operasyonlar, uzayan yargılamalar; milleti daha fakir yapmaktan, Türkiye’yi dünyadan koparmaktan, bu ülkeyi bir felakete sürüklemekten başka bir işe asla yaramaz. 2 Kasım için açıkça çağrıda bulunuyoruz. 2 Kasım’da yapılacak bir seçim için kolları sıvamaya, iktidara yürümeye, seçimden kaçarlarsa kampanyayı sürdürmeye, gerekirse ülke tarihinin en uzun, en kararlı, en inatçı seçim kampanyasını yürütmeye var mısınız?"

Kaynak: ANKA