CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de katıldığı programda İzmir’de geçtiğimiz hafta başlatılan İZBETON ve kooperatif operasyonlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Operasyonda tutuklanan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve diğer isimlerle ilgili iddiaları değerlendiren Özel, sürecin siyasi bir husumetten uzak olduğunu vurgularken, kooperatif mağduriyetine ilişkin yaşanan zorlukları da detaylarıyla aktardı.

Özel'in açıklamaları şu şekilde:

Bu işin başlangıcı Cemil Bey'in bir suç duyurusu falan değil

"Cemil Bey'in net açıklamalarından anladığımız kadarıyla bu işin başlangıcı Cemil Bey'in bir suç duyurusu falan değil. Bu iş zaten o konuda ben de belgeleri de gördüm. 2023 yılının Temmuz ayında başlayan bir soruşturma var. Ama bunun devamında Cemil Bey 2024'ün 31 Mart'ından sonra geldiği dönemde orada tam olarak hani 2-3 beyan var tam olarak böyle gidip de görmedim ama şöyle bir şey: bir iç denetçi raporu var. Bu iç denetçi raporunu Cemil Bey'in anlattığı kadarıyla ve anladığım kadarıyla Sayıştay bir denetim yapmış. Sayıştay denetiminden sonra demiş ki buraya bir iç denetçi görevlendirin, görevlendirmişler. İç denetçinin raporunu daha başkanlık onayına bile sunmadan Sayıştay demiş ki o raporu bana da verin, o raporu ilgi tutup bir şeyler yapmış. Sonrasında da o rapor Cumhuriyet Savcılığı'na gitmiş, sonra Cumhuriyet Savcılığı bu bana hitaben yazılmadığı için işlem yapamıyorum demiş. Ona hitaben de yazılmış böyle bir mevzu var. Şimdi burada tabi bu bir kamu kurumu. Savcı bir şey deyince, bilmem ne bir şey deyince, müfettiş bir şey deyince evrakı ver diyince vermen lazım. Zaten bir yolsuzluk, bir usulsüzlük varsa Cemil Tugay'a sen bunu niye gizlemedin diye sorulamaz. Ama ben orada bir yolsuzluk, bir usulsüzlük değil, bambaşka çaresizlikler ve zorluklar olduğunu biliyorum. Ondan bahsedeceğim.

Mevzunun esas kendisi şu...

Tunç Bey, Cemil Bey, Cemil Bey, Tunç Bey'i suçluyor falan. Yani o siyasi bir husumetten böyle bir iş çıkmaz. İkisi de birbirine yapmaz, yapmamalıdır, olmamıştır. Öyle bakıyorum mevzuya. Tunç Bey'in pırıl pırıl bir avukat kızı var, onunla iletişim halindeyim. Dedim ki bana dosyanın sizin gözünüzden bir raporunu hazırla, bir bilgi notu attı bana. Hatta dedim bir araya gelelim, bana sun. Ayrıca da Perşembe günü Cemil Bey geliyordu, herhalde yarın akşam gelecek. Hatta gerekirse tarafları avukatlar düzeyinde de bir araya getirip bir mevzuyu açıklığa kavuşturup hani olası bu yanlış anlaşmaları çözülmesi lazım. Burada genel başkan olarak da doğrudan müdahil oluyorum. Mevzunun esas kendisi şu: İzmir'de bir kentsel dönüşüm meselemiz var. Kentsel dönüşüm konusunda bu iktidar İzmir'e neler yapıyor biliyorsunuz, imzaları atmıyor. Atmıyor, atmıyor. O dönemde haklı olarak genel başkanımız, parti yönetimimiz İzmir'deki bu kentsel dönüşümde CHP'nin mesafe almasını istiyor. Çünkü bu işin başlatanı biziz, Murat Karayalçın'la birlikte. Portakal Çiçeği Vadisi, işte projeler... Ve orada kaynak bulunamıyor falan. Orada çok iyi niyetli geçmiş dönem yönlendirmelerle oturuyorlar, düşünüyorlar, bakıyorlar ve bir kooperatif modeli üzerinden kentsel dönüşüme kalkışıyorlar.

İzmir Fuarı’nda 1 Eylül 2025 kimin konseri var? İzmir Fuarı 4. gün programı
İzmir Fuarı’nda 1 Eylül 2025 kimin konseri var? İzmir Fuarı 4. gün programı
İçeriği Görüntüle

Mağdurlara hak veriyorum

Sonradan tabii ya bu hatalar nasıl yapıldı falan diye bakınca birçok yönden de insan yapılan işin o kısmına şöyle hak veriyor ama en sonunda mağdurlara hak vereceğimi şimdiden söyleyeyim. 1.200.000 lira maliyeti olan bir inşaata 600.000 liraya daire teklifi. Neden? İlk başlamak için kolay değil. Gecekondu Mahallesi'ne gidiyorsun. Hayal satamazsın öyle mahalleye. Somut, ya bir yerde yapacaksın "Burası bana ver, geç bu daireyi edeceksin" ya da çok cazip bir şey teklif edeceksin, kira yardımı teklif edeceksin. O mahallelerde bu iş böyle başlıyor. Ve böyle 5-6 tane kooperatif var bu işlerle ilgili. Bu sırada bu işler giderken biraz yavaş gidiyor, hızlı gidiyor falan filan ama işin kötüsü bu süreç içinde bu apartman, inşaat maliyetlerinin bir anda fırladığı dönem yaşıyor. Al 1 milyon 200 büyük bir şey, şöyle düşünülmüş, razı edelim ilk apartmanları neredeyse yarı fiyatına verme olsun. Millet görünce zaten gelir normal fiyattan da satarız. Zaten burada az para toplamışlık durumu varken, mesela 1-200'e mal olacak veya satılması gereken 900'e 1 milyona mal olacak şeyin maliyeti 5 milyona çıkıveriyor. Burada bir zorluk var, bu bir dursun. Bu sefer başka bir kooperatif var, burada toplanan para ile bunu bitirmeye kalkınca bu kooperatifçilik kanununda suç. Buradaki adamları dolandırmış gibi oluyorsun. Birden çok kooperatif projesi var, öbürünü bitireyim ki buna döneyim gibi bir şey. Benim anladığım, hani dolandırıcılık diyorlar ya bu arkadaşlar milletin parasını alıp da yemiş değil ama bu kooperatifteki insanın gözünden bak sen para veriyorsun burada kooperatif yapıcam diye, para başka yere gidiyor ya adam dolandırıldım diyor. Bazı kooperatiflerde paranın yüzde 75'i ödemiş, inşaat yüzde 25’te; bazısında yüzde ... ödemiş yüzde 50 de ama ilerlemiyor. Para gitmiş ev yok. Şimdi Cemil Tugay bunların kira yardımlarını 6 binden 12 bine çıkardım dedi geçtiğimiz aylarda. Kiraları ödeniyor ama mağdur insanlar. Bu inşaat maliyetleri mutlaka kötü yönetim vardır, hata vardır.

Eğer yolsuzluk varsa zaten ortaya çıksın

Eğer yolsuzluk varsa zaten ortaya çıksın, kim yaptıysa. Çünkü bu böyle bir kişi iki kişi değil, koca bir yapı. Her şey olabilir; bu işin içinde bürokratı var, yöneticisi var, iş adamı var, bilmemnesi var. Bir de bu kooperatifler iş yürüsün diye İzmir’den iş adamları dahil edilmiş, hakimi var, savcısı var işin içinde. Yolsuzluk usulsüzlük varsa üstüne gidilsin ama benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla inşaat maliyetlerinin artmasıyla bir takım çareler ararken bir de orada müteahhit bulunamamış, İzbeton ben bulurum demiş, İzbeton bazısını bir müteahhite yaptırmış, olmamış, İzbeton müteahhitçiliğe kapmış, burada da şöyle bir şey olmuş: müteahhiti kurtaramayan hizmet onu kurtarır mı? Müteahhit akıllı girmiyorsa, bu kooperatif bitsin diye kooperatif devreye girmiş. Bu sefer İzbeton bitirememiş, zarar etmiş, diyince İzbetondaki iş o, bu bir bütün halinde. Bu iş 2-3 yıldır İzmir’de kaynıyordu. Ben açık söyleyeyim Cemil Bey'e ilk talimatım şu kooperatif işini çözün dedim.

Cemil Bey'e ben bu işi hızlı çözelim dedim

Açık söyleyeyim ben genel başkanlığa adayım, Tunç Bey, Heval karşı taraftalar. Daha o zaman bazıları gelip bana şey dediler, ya bunların kooperatifi var, milleti zarar uğrattılar, bunu kullan. Dedim ya kardeşim kullan olur mu, biz siyaseti o boyutta yapmayız. Ağzımıza alıp bunu dahi konuşmadık, konuşulacak şey değil. Ama taa bizim kurultaydan bundan 2 yıl önce bu mevzular fokurduyordu. Cemil Bey'e ben bu işi hızlı çözelim dedim, Cemil Bey bakalım dedi ama o da bir sürü zorluğunu anlattı bana bu işlerin. Her biri ayrı tüzel kişilik, kamu parasını koysan olmaz. Mesela diyorum ki oradaki mağduriyeti emsal artışı ile çözemez miyiz, verilecek olan verilmiş zaten diyor. Sır o inşaat maliyetleri çözülsün diye. Diyorlar ki arsa sahiplerinin hakları var, versem bu sefer onu kandırmış olacağım, alırken öyle almadım falan. Birçok teknik ve idari zorluktan bahsetti. Ben Tunç Soyer'in, Soyer'le biz aynı yatılı okuldan mezunuz, siyasette de beraberdik. Ben Tunç Soyer'in bırakın bir yolsuzluk bilmem ne yapmak, bile isteye bir insanın zarar uğramasını falan, öyle biri değil. Tunç Soyer'i ben çok yakın tanırım, zıt düştüğümüz de olmuştur, gözümle görsem inanmam Tunç Soyer’in böyle işlere kalkışacağına. Birçok arkadaşın ismi geçiyor: falan kötü yönetim, başarısızlık, bazen beceriksizlik, bazen talihsizlik, birden inşaat maliyetlerinin çıkması, kooperatif modelinin birbirinize destek olması, mesela buradan aldım buraya koydum falan. Sen hesabı tuttur ona bakmazlar ama kooperatifte her biri ayrı tüzel kişilik ve kooperatif üzerinden bu işlere sert müdahale ediliyor. Hani o dolandırıcılık lafının öyle bir boyutu var. Benim dediğim gibi, duyarak, anlayarak, gördüğüm mesele bu ama bir gerçek var: kime hak veriyorsun burada? En çok mağdurlara hak veriyorum. AKP’lilerin provoke ettikleri, eylem yapmaya teşvik ettikleri ama eğri otur, doğru konuş, aynısını AKP’li bir belediye yaptığında biz sahip çıkmıyor muyuz? AKP’de İzmir’in muhalefet partisi. Bunu da görmek lazım. Ama bu imkanı vermeyeceksin, bulursa kullanır. O arkadaşların mağduriyetlerini çözmemiz lazım, oraya bir çare üretmemiz lazım. Aslında bunun yapılması için ilk baştan da ben söyledim, Cemil Bey’in bir bürokratı da bir şeyler anlattı geçen gün: "Bir irade mi kullanacağız, bir şey mi yapacağız, gerekirse gidilir bakanlıkla konuşulur, bir çare üretilsin buraya." E diyorlar ki başka bir yerden arsa ürettik, buraya verdik, e kamunun malını bu insanlara vereceğiz, o da olmuyor falan. Oraya bir rıza üretip formül üretip bu insanların sorununu çözmemiz lazım. Bizim bu işte en haklı mağdurlar.

Şenol bey bu iş çözülsün diye çok çırpınanlardan biri

Mesela Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir İl Başkanı. Onunla da kurultay’da biz karşı taraflardaydık. Kurultay’dan sonra İzmir İl Başkanlığı görevine devam etti, çalıştı, önemli işler yaptı. O da mesela Cemil Bey ve Tunç Bey arasında bir sorun olmasın, bu iş çözülsün diye çok çırpınanlardan biri. Şahitliğim var, büyük emekler verdi. Diğer taraftan ismi geçen birçok kişi, mesela eski genel sekreter, bizim Sarıgöl Belediye Başkanımızın oğlu, pırıl pırıl Barış Karcı, birçok görev almış bürokrat arkadaş, kötü bir niyet olduğuna inanmam ama ben aldatıldım, kandırıldım diyen adama da bizim arkadaşlar kardeşim sus bağırma diyecek halimiz yok. O sorunu çözmemiz lazım."

Kaynak: HABER MERKEZİ