'Mutlak butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Tokat'ın Erbaa ilçesinde katıldığı halk buluşmasında konuştu.
Erbaa Belediyesi önünde konuşan Özel, 'mutlak butlan' kararına ilişkin "Erdoğan, partisi yenen partiden kurtulmak için darbe yapıyor, kendisini yenen genel başkandan kurtulmak için Türkiye siyasetine darbe yapıyor" değerlendirmesinde bulundu.
İktidar değişene dek mücadelede durmayacağını vurgulayan Özel "Baş vereceğim ama baş eğmeyeceğim" dedi.
"ÖNCE CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI ALDILAR, ŞİMDİ PARTİMİZİ ALMAK İSTİYORLAR"
Özel, şöyle konuştu:
Dedik ki, 'Adayımızı 2 milyon üyemiz belirleyeceğiz, sandık koyacağız.' O sandığı koymadan dört gün önce Ekrem Başkan'ı hem tutukladılar, hem diplomasını iptal ettiler. Sandığı koyduk, kuyruklar oldu. 15,5 milyon kişiyle cumhurbaşkanı adayı belirledik. Erdoğan kendinden sonraki cumhurbaşkanına darbe yapıyor. Erdoğan, partisi yenen partiden kurtulmak için darbe yapıyor, kendisini yenen genel başkandan kurtulmak için Türkiye siyasetine darbe yapıyor. Önce cumhurbaşkanı adayımızı aldılar, şimdi partimizi almaya çalışıyorlar. Partinin genel başkanına saldırıyorlar. Öfkeyi enerjiye, enerjiyi mücadeleye çevirmek durumundayız. Bir şeyler oluyor, görmüyor musunuz? Erbaa ayağa kalkmış, Tokat ayağa kalkmış, Gümüşhane, Trabzon ayağa kalkmış, Türkiye ayağa kalkmış, bu darbeye direniyor. Partisine, sandığa, demokrasiye sahip çıkıyor. O yüzden birilerine kızıp öfke söylemenin zamanı değil. Türkiye ayağa kalkmış, Gazi'nin partisine sarılmanın ve iktidara yürümenin zamanı.
"TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEĞİŞİME YÜRÜYOR"
CHP'nin iktidar yürüşü içinde olduğunu vurgulayan Özel, şunları aktardı:
Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Partimizde yürüyoruz. Bir yürüyüşün içindeyiz. Ancak bu yürüyüş partiyi aşan, sokaklara taşan, tüm siyasi partilerin, muhalefet partilerinin de yapılan bu darbeye bizim yanımızda bu darbeye karşı durmasıyla, sendikalarıyla, meslek örgütleriyle ve sivil toplumuyla ve hangi görüşten olursa olsun sandığı seven, bu ülkede Atatürk'ten emanete sandığa sahip çıkanların sahiplenmesiyle, bir başka şey oluyor. Hissediyoruz ve Türkiye büyük bir değişime yürüyor. Bu yürüyüş ilk gün Atatürk'ün evinden, baba ocağımızdan polis zoruyla söke söke atıldığımızda, o yağmurun altında adım adım yürüdük ve Meclisimize vardık. Ertesi gün bu sefer Güvenpark'tan Atamıza yüz binlerle yürüdük. Bu yürüyüş her gün Türkiye'nin dört bir yanından bizi çağırıyor, sizi çağırıyor. Millet, hayatı boyunca hizmet ettiği bu devletten adeta kendisine, tarihin en büyük vefasızlığı yaparak, açlık sınırının altında verilen asgari ücreti, emekli maaşlarını ya da bir çiftçinin aylık gelirinin 19 bin TL'ye düşmesini, hiç kimsenin hayatından memnun olmamasını gören bu millet, umudu artık büyük bir değişimde görüyor. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazırlanıyor. Bu meydanlardaki heyecan, bu meydanlardaki coşku, bu meydanlardaki enerji boşa değildir. AK Parti'nin kara düzeni bitecek, ezilen emeklinin, emekçinin, çiftçinin, esnafın yüzü gülecek. Umudunu kaybetti diyenler, apolitik gençler diyenler görsün, gençler meydanları dolduruyor.

"BAŞ VERECEĞİM AMA BAŞ EĞMEYECEĞİM"
İktidarı değiştirene kadar durmayacağını söyleyen Özel, konuşmasını şöyle tamamladı:
Emeklinin ümidi de, asgari ücretlinin ümidi de, devlet memurunun ümidi de, çiftçinin, esnafın ümidi de birdir. Ümit, değişimdedir. Ümit, artık kurtulmaktadır. Herkes biliyor ki tek başına ne emekli kurtulabilecek, ne emekçi, ne gençler, ne çiftçi. Tek başına ne CHP kurtulabilir, ne İYİ Partili, ne MHP'li, ne AK Partili. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Geçen sene 19 TL olan üre gübre olmuş 34 TL. Yüzde 80 zam almış. Enflasyon diyorlar ki 30. DAP gübre yüzde 56 zam almış. Mazota yüzde 50 zam gelmiş, iğneden ipliğe her şeye zam gelmiş. Bunlar buna karşı meydan meydan gezen, mücadeleyi yükselten, bütün anketlerde birinci parti olan ve her adımıyla biraz daha iktidara yaklaşan bizlere büyük bir darbe yaparak, son dört kurultayı kazanmış genel başkana darbe yaparak, son dört kurultayı yok sayıp, altı yıl öncesine dönüp, 13 sefer seçime girip kazandığı günleri arayarak, Erdoğan bizi görevimizden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bak Erdoğan, şunu bilsinler, bizi kağıt üzerinde yargı darbeleriyle görevden uzaklaştırabilirsiniz. Bizi devletin polisini üzerimize yollayarak, binalardan dışarı atabilirsiniz. Ama bizi bu millet bağrına bastıkça siz bizden asla kurtulamayacaksınız. And olsun ki durmayacağım, baş vereceğim ama baş eğmeyeceğim. Bu düzeni değiştirene kadar, partimizi iktidar yapana kadar, bu iktidarı değiştirene kadar durmayacağım. Siz benimle birlikte bir devri kapatıp, bir devri açmaya hazır mısınız? Siz yorulmadan, bırakmadan, nerede yürüyorsak arkamızdan yürümeye var mısınız? Birlikte başaracak mıyız? Türkiye İttifakı'nı kuracak mıyız bir kez daha? Eninde sonunda kısa çöpün uzun çöpten hakkını aldığı, mağdurun, mazlumun hakkını aldığı, ezilenlerin hesabının sorulduğu, bu ülkeyi var eden işçilerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve yarının umudu gençlerimizin bir arada mücadeleyi kazandığı bir yürüyüşte birlikte miyiz? Benimle yürüyecek misiniz? Asla yürüyüşten vazgeçmeyeceğim. Yürüyelim arkadaşlar.





