Özgür Özel, Kuşadası’nda düzenlenen “101. miting”de yaptığı konuşmada, tutuklu Belediye Başkanı Ömer Günel üzerinden iktidarı hedef aldı. Günel’in tutuklanmasını “milli iradeye müdahale” olarak nitelendiren Özel, hiçbir belediye başkanını siyasi baskılara teslim etmeyeceklerini vurguladı. Yoğun yağışa rağmen miting alanını dolduran kalabalığa hitap eden Özel, süreci siyasi bir hesaplaşma olarak değerlendirdi.

Halktv'de yer alan habere göreş, Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Bugün buraya; 19 Mart darbesinin bu adaya nasıl gelmeye çalıştığını, darbecilerin adaya çıkarma yapmaya çalıştığını ve bu adanın cesur, kararlı, seçme hakkına sahip çıkan, seçtiğine sahip çıkan, milli irade hırsızlarına, siyasi kapkaççılara meydan okuyan cesaretine saygı duyarak, bu adanın vicdanına sığınmaya geldik.

"BU MEYDANLARI DOLDURAN BEN DEĞİLİM SENİN ZULMÜN"

Buradan, buradan sesleniyorum: Ey Erdoğan! Darbeciler sokaklardan korkar. Diktatörler meydanlardan korkar. Ama bu meydan, korkuyu evde bırakanların, bu meydan cesareti kuşananların meydanıdır! Bu meydanları dolduran ben değilim, senin zulmün! Bu milleti ayağa kaldıran ben değilim, senin yaptığın haksızlıklar! Ve bu kumpaslarla bu ülkenin iradesine sen çökmeye çalıştıkça; millet ayaktadır, Kuşadası ayaktadır, Aydın ayaktadır, Türkiye ayaktadır!

Bugün, Kuşadası’nın üzerinde kara bulutlar geziyor. Darbeciler Kuşadası’nı kuşatmaya çalışıyor. Kuşadası’nın güneşi; Çağlayan’daki Ak Toroslar çetesince, Adalet Bakanlığı’ndaki AK Parti yargı kolları başkanınca hapsedilemez! Kuşatılamaz! Kuşadası teslim olmaz! Efeler diz vurur ama diz çökmez!

"DİRENMEYE GİDİYORUZ DİYENLERE SELAM OLSUN"

Bugün, bugün bu meydan çok anlamlı, çok önemli bir meydan. Biz dün Çanakkale’de, geçilmez Çanakkale’de, emperyalistlerin baskınına karşı teslim olmayan, geçilmeyen Çanakkale’de 100. mitingimizi yaptık. Ve soruyorlardı; 'Mitingler ne olacak? Ara verecek misiniz? Duracak mısınız? Geri çekilecek misiniz?' diye.

İşte 101. miting! Yüzün ertesi gününde, aynı kararlılıkla, aynı cesaretle Aydın’da millet ayaktadır! Seçtiğinize sahip çıktığınız için ve bugün bu yağmurun altında, aynen dün Çanakkale’de olduğu gibi, 'Bu yağmurda mitinge gidilmez' diyenlere, 'Biz mitinge değil; direnmeye gidiyoruz, eyleme gidiyoruz, mücadeleye gidiyoruz!' diyenlere selam olsun, helal olsun!"

Bu meydana damgasını vuran; seçtiğine sahip çıkma, Ömer’ine sahip çıkma, evladına sahip çıkma iradesidir.

"GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'LE DERDİ OLMAYAN HERKESLE KOL KOLA GİREREK BAŞARDIK BUNU"

Kuşadası'nda 8 kez belediye başkanı seçtirdik çok partili dönemde. Dördü üst üste aralıksızdır. Ömer Başkanla iki dönemdir oyumuzu artırarak; ilkinde ittifakla, sonuncusunda ittifaksız ama tüm Ada'yla ittifak yaparak, kimseyi dışlamadan, bütün adayı kucaklayarak ve sosyal demokratlarla; muhafazakar demokratı, milliyetçi demokratı, Kürt demokratı, liberal demokratı bir araya getirerek ve elbette ve elbette bu ülkesini seven, bayrağını seven, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le derdi olmayan herkesle kol kola girerek başardık bunu, herkesle!

İşte "yalnız değildir" diye bağırdığınız Ömer Günel; kardeşiniz, evladınız. Bu ilçede uzun, uzun, uzun süredir beklenen hizmetleri; yılmadan, yorulmadan, arı gibi çalışarak, örgütümüzle uyum halinde, grubumuzla uyum halinde, Kuşadası'nın gönlünde olan her şeyi tüm kısıtlı imkanlara rağmen yapmaya çalıştı.

Önümde Ömer Günel'in karnesi var. 830 milyonluk yatırımla, 70 stadyumluk yeşil alanı Kuşadası'na kazandıran Ömer Günel'dir. Çocuklara ücretsiz süt dağıtan, öğrencilerin beslenme çantalarını hazırlayan, ihtiyaç sahiplerine gıda, nakdi yardım yapan, bu şehre gelen üniversite öğrencilerine; her akşam 300 üniversite öğrencisine ücretsiz akşam yemeği veren Ömer Günel'dir!

Anne baba… Anne Baba Çocuk Evi'yle, Taziye Evi'yle, Kütüphanesi'yle, Kitap Kafe'siyle, Kültür Merkezi'yle, İstasyon Dijital Eğitim Merkezi'yle Kuşadası'nda yaptığı hizmetleri "Ya bu bir ilçe belediyesi mi yoksa bir büyükşehir belediyesi mi?" dedirten Ömer Günel'dir.

Ada Bahçe Halk Market, Konuk Evi, 3 müze, sergi alanları, Çocuk ve Kadın Dayanışma Merkezleri, Davutlar İkinci Bahar Gençlik Merkezi, İkinci Bahar Merkezi ve Gençlik Merkezi, Tenis Kulübü, Kıyafet Evi'yle özgün projeleri hayata geçiren çalışkan ve genç siyasetçi, sizin evladınız Ömer Günel'dir.

Sokak hayvanlarına rehabilitasyon ve bakım desteğiyle, Mama Üretim Tesisi'nde yaptığı 154 tonluk üretimle hayvanseverlerin örnek gösterdiği ilçe belediye başkanı, Kuşadası Başkanı Ömer Günel'dir!

Adalı Kart'ın sağladığı indirimlerle, Ada Mobil'in hayatı kolaylaştıran hizmetleriyle, bizzat açılışını yaptığım Otizm Yaşam ve Destek Merkezi'yle yaptığı hizmetleri saya saya bitiremediğimiz sizin kardeşiniz, evladınız Ömer Başkan'a; kıymetli eşinin ve oğluna, adını verecek kadar sevdiği Ada'nın, Ada evladının huzurunda, Ömer Günel'i alnından öpüyoruz! Alnından!

"ÖMER GÜNEL YALNIZ DEĞİLDİR, ÖMER GÜNEL ONURUMUZDUR"

Ömer Başkan şimdi Silivri'desin. 12 metrelik bir hücredesin. Gözün burada, kulağın burada. Ve burada, burada; bir tarafta Kuşadası'nın, Aydın'ın hizmetini, Aydın'ın oyunu alıp kaçanlar, bir tarafta yağmurun altında, sağanak yağmurun altında pazar günü bu meydanı doldurup "Ömer Günel yalnız değildir, Ömer Günel onurumuzdur" diyen binlerce hemşehrim var. Sen milletin gönlündesin! Sen milletin gönlündesin!

"MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞI"

Değerli Kuşadalılar; biliyorsunuz geçtiğimiz 31 Mart'ta AKP büyük bir travma yaşadı. Malum Ege'deki bütün iller Cumhuriyet Halk Partisi tarafından alınmıştı. Yani Balıkesir'den Manisa'ya, Muğla'dan Denizli'ye; Afyon, Kütahya, Uşak tüm iller Cumhuriyet Halk Partisi tarafından alınmıştı.

Artık Ege'den deport edilenler, "Artık sizi Ege'de istemiyoruz, talanınızı istemiyoruz, yalanınızı istemiyoruz, yaptığınız... buraya dayattığınız bu rant düzenini istemiyoruz" diyenler Adalet ve Kalkınma Partisi'ni Ege'de belediyesiz bırakmışlardı.

Buna, bu seçimi, milletin bu tercihine saygı duymak, bir sonraki seçime hazırlanmak, hatayı, kusuru kendinde aramak yerine birileri siyasi bir yankesiciliğe, milli irade hırsızlığına ve Aydın'ın iradesini çalmaya kalktılar. Dünya kadar arkadaşımız iftiralara direnirken, dünya kadar arkadaşımız onurunu, haysiyetini koruyup zindanlara katlanırken, Aydın'ın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın önüne bazı dekontlar koydular. Allah muhafaza! O dekontu zaten bilsek, o yolsuzluğu bilsek, o faturaların o üçkâğıtçılara ödetildiğini bilsek onu partide zaten kendimiz tutmazdık.

Ama ona şunu dediler: 'Ya hapise atılacaksın, ya AK Parti'ye katılacaksın.' O da dedi ki: 'Evet, ben Aydın'ın iradesini satarım, çalarım ama bir de şirketimiz var, onun da kurtarılmasını isterim.'

"ÖMER GÜNEL'E YAPILAN OPERASYON 'TOPUKLAYAN EFE'NİN' TRANSFERİNİN BEDELLERİNDEN BİRİDİR"

İşte Ömer Günel'e... Ömer Günel'e yapılan operasyon, Aydın'ın iradesinin AK Parti'ye satılmasının, eski adı 'Topuklu Efe' olan, 'topuklayan Efe'nin' transferinin bedellerinden biridir. Bu transferle Aziz İhsan Aktaş'ın... Aziz İhsan Aktaş'ın Özlem Çerçioğlu'na kurduğu kirli ilişkinin temizlenmesi, hakkında yürüyen operasyonların bir kenara getirilip takipsizlik verilmesi, beraat verilmesi vaatlerin biridir.

Bir diğeri, eşinin batan aile şirketinin kurtarılmasıdır. Üçüncü taksit de kendisinin yaptığı bu ihanete itiraz eden, direnen, sizin iradenizi savunan Ömer Günel'e iftira atılmasıdır.

"İFTİRA ATANI DİNLEYECEK BİR BAŞSAVCILIK YOKTUR"

Eğri oturup doğru konuşalım. Ömer Günel'e yöneltilen... yöneltilen iftiralar ortada. Bunları alıp da Kuşadası Cumhuriyet Başsavcısı'na götürsen, dönüp de bakmaz. Niye? Daha önce beş kere müfettişlerin geldiği, didik didik inceledikleri, dikilen bitkilerin, çiçeklerin tek tek sayıldığı, hata arandığı, kusur bulunamadığı bir dosya ortadadır. Ömer Günel'e 'öyle duydum, böyle duydum ama kanıtım yok' diye iftira atanı dinleyecek bir başsavcılık Kuşadası'nda yoktur, Aydın'da yoktur.

"ÖMER GÜNEL MASUMDUR! EKREM İMAMOĞLU MASUMDUR! "

İşte bu yüzden, o milli irade hırsızı 14 Ağustos günü gidip AK Parti'ye katıldıktan sonra 10 Eylül günü, Kuşadası'ndan bir meczup, bir yalancı, elinde kanıtı olmayan bir iftiracı İstanbul'a götürülmüş, aktroller çetesine ifade verdirilmiş ve Ömer Günel'in tutuklanmasına ancak 'evet' diyebilecek tek savcı, tek hakim İstanbul'da bulunduğu için Ömer Günel burada 'yolsuzluk yapıyor, parayı da Ekrem İmamoğlu'na aktarıyor' yalanı atılmıştır.

Olay... Olay iddiaya göre 2025 yılında yaşanmıştır. Oysa o tarihte Ekrem İmamoğlu Silivri Cezaevi'ndedir. Bütün arkadaşlarımız Silivri Cezaevi'ndedir. Cezaevinde olan birine para aktarmak gibi bir suç, gerçekten kopuk olduğu gibi, ahlaktan uzak, vicdandan uzak, alçakça bir iftiradır!

Buradan bir kez daha söylüyoruz. Yüz mitingde söyledik, yüz birinci de söylüyoruz. Biz insanların arasındayız. Milletin yüzüne bakıyoruz. Kuşadası'nın gözünün içine baka baka söylüyorum ki; Ömer Günel masumdur! Ekrem İmamoğlu masumdur!

Gençler, gençler burada gençler. Şöyle bağırıyorlar. Diyorlar ki; o topuklayana diyorlar ki, 'Özlem, papucu yarım çık dışarıya oynayalım.'

Özlem sokağa çıkabiliyor mu? (Kalabalık: Hayır!)

Aranıza gelebiliyor mu? (Kalabalık: Hayır!)

Hatır sorabiliyor mu? (Kalabalık: Hayır!)

Didim Belediyesi tüm ekipleriyle sahada: Sağanak etkisini koruyor
Didim Belediyesi tüm ekipleriyle sahada: Sağanak etkisini koruyor
İçeriği Görüntüle

Yüzünüze bakabiliyor mu? (Kalabalık: Hayır!)

O yapamıyorsa, ben milli irade hırsızlığının en tepesine sesleniyorum. Ey Erdoğan! Ben Aydın’da yaptığımız o muhteşem mitingde sana bir çağrıda bulunmuştum. Şimdi, o günden bugüne sustun. Kulağının üstüne yattın. Şimdi bir kez daha tekrar ediyorum.

"ÖZLEM'İ ÇIKAR KARŞIMIZA, KOYALIM SANDIĞI ORTAYA"

Özlem Çerçioğlu, bu partinin, bu şehrin, AK Parti'ye verilmeyen... AK Parti'ye verilmeyen, Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve demokratların ittifakına verilen oyları aldı ve senin partine katıldı. Şimdi, Aydın'ı, 'Aydınlılar CHP yönetsin' dedi. Sen almadığın bir seçimi, siyasi kapkaçla cebine koymaya kalktın. Çok mu güveniyorsun Özlem'e? Çok mu inanıyorsun Özlem'e? AK Parti elinde, iktidar elinde, Özlem elinde. Teklif burada! Aydın'da Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Parti isterse seçimleri yenileyebiliyoruz. Adayını, Özlem'i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya, kararı Aydın versin. Hodri meydan!

"SANDIĞI MİLLETİN ÖNÜNE GETİR"

Buradan, Erdoğan'a sesleniyorum. Kuşadası'ndayım, Aydın'dayım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı olarak sana meydan okuyorum! Milli irade hırsızlığına meydan okuyorum! Aydın'daki 10 binlerin, 100 binlerin beklentisini söylüyorum: Patron millettir. Sandığı milletin önüne getir, kararı millet versin.

"ÖZLEM'İ DE MİLLİ İRADE HIRSIZLARININ HEPSİNİ DE AYDIN BÖYLE EZECEK"

Buraya, Özlem Çerçioğlu'nun, ampulün altına ismini, resmini koyup karşımıza çıkmaya cesaret edebilir mi? (Kalabalık: Hayır!) Edebilir mi? (Kalabalık: Hayır!) Edemez! O da görüyor son ankette. Son ankette Özlem'li AKP yüzde 18.6'dır oyu. Bakın 18.6. Er ya da geç, zaten genel seçime kadar kaçarsa genel seçimde, ama sandık Aydın'ın önüne gelince o Özlem'i de, milli irade hırsızlarının hepsini de Aydın böyle ezecek, böyle, böyle!

"TARİH BOYUNCA BU YAPTIĞIN UTANÇLA YAŞAYACAKSIN"

Onun için, onun için buradan Aydın'ın bütün demokratlarına sesleniyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu süreçte tek başına bir partiyi değil, bir partinin adaylarını değil, bir sistemi, bir rejimi savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusundan emanet Cumhuriyet'in en büyük kazanımı olan sandığı savunuyor. Sandık olur, patron millettir. 'Gel' dediği gelir, 'Git' dediği gider. Ama bu millet eğer sandığına el uzatılırsa, darbeye kalkışılırsa asla ve asla o darbeyi yapanlara sessiz kalmaz. Ne 1960, ne 12 Mart Muhtırası, ne 1980 darbesi, ne 15 Temmuz darbesi... Darbeyi yapanlara bir şey kazandırmamış, darbeyi yapanları savunan kimse kalmamış. O darbenin mağdurları eninde sonunda bu millet tarafından tekrar baş tacı edilmiştir.

Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Sen bu ülkede başbakanlık yaptın. Cumhurbaşkanlığı yaptın. Tarihe, başarıları olan, seçimler kazanmış bir başbakan, bir cumhurbaşkanı olarak geçebilirdin. Yeniden aday olup yenilsen de şerefti, aday olmayıp çekilsen de... Ancak sen bunun yerine cunta başkanı olmayı, darbe yapmayı, bir darbenin başına geçmeyi tercih ettin. Tarih boyunca bu yaptığın utançla yaşayacaksın. Böyle anılacaksın.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'Nİ YIPRATMAK OLAN BİR ORGANİZASYON ORTADADIR"

Buradan, buradan son günlerde yaşadığımız bir konuyu ve önümüzdeki günlerde yaşayabileceğimiz bir konuyu milletimize hatırlatmak isterim. Belediyelerimize yapılan siyasi operasyonlar... Bunların İstanbul merkezli yönetilmesi... İstanbul'da oluşturulan ve bütün amacı Cumhuriyet Halk Partisi'ni yıpratmak olan bir organizasyon ortadadır. Adana'daki Zeydan Karalar'a da, Adıyaman'daki Abdurrahman Tutdere'ye de, Kuşadası'ndaki Ömer Günel'e de aynı eller uzanmıştır. Amaç bellidir.

"FETÖ KUMPASÇILIĞINDAN ÖĞRENİLMİŞ BİR REZALETTİR"

Geçtiğimiz günlerde Uşak Belediyesi'ne de, İstanbul tarafından... Mali konularında bir AVM'nin sorunları var, çözmek istiyor, 'Belediyeye 10 tane kamyon al'. O da 'Onu almayı ben rüşvet alırım' diyor. Gidiyor şikayetçi olup ifade veriyor. Buna benzer mevzular ve bunun yanında yapılan bir gece yarısı baskını. O baskında polis tarafından elde edilen, devlete emanet... devlete emanet görüntüler ve saatler içinde iktidara yakın gazeteler, internet siteleri üzerinden yapılan büyük bir rezillikle karşı karşıyayız.

Dün söyledim; ben, partim bu konuda üzerimize düşen neyse yapacağız. Ortaya çıkana sessiz kalmadık, susmadık, üstüne yatmadık. Bunu açıkça söylüyoruz. Ancak bir ülkenin iktidarı, iktidarı kaybetmemek için polisin elindeki devletin kamerasını paparazzi kamerasına çevirirse, o görüntüleri yandaş gazetelere, sitelere vermekten bir menfaat beklerse, bu FETÖ kumpasçılığından öğrenilmiş bir rezalettir. Bu milletin tüm verileri, bilgileri devlete emanetken, bunu Ankara Emniyeti partimize, arkadaşlarımıza 'Sakın bizden bilmeyin. Özel İstanbul'dan gelmişler, haberimiz olmadan yapmışlar' demişken, biz hangi kirli kumpasın, hangi kirli planın neye hizmet ettiğinin farkındayız. Biz üzerimize düşeni yapacağız. Ancak bu FETÖ kumpasçılığına, bu rezalete, bu bel altı siyasetine de teslim olmayacağız.

"MİLLET BÖYLE BİR UTANMAZLIĞA ASLA VE ASLA SESSİZ KALMADI, KALMAYACAK"

Bir sözüm, AK Parti lehine yazanlara, çizenlere. Bu işten AK Parti'ye siyasi menfaat çıkarmak için sözde etik kuralları hatırlatanlara şunu söylüyorum: AK Parti'nin Adapazarı Belediye Başkanı üç haftadır, aynı belediyede çalışan birisiyle olan ilişkisi üzerinden eleştirildi, yazıldı, çizildi. Biriniz konuşmadınız! 920 sayfa yazışma var, hepiniz sustunuz. Ne zaman Cumhuriyet Halk Partisi dün Çanakkale mitinginde kendisiyle ilgili yarım günlük meseleye aldığı tutum milletten takdir gördü, AK Parti bir kelime konuşmadan, Allah'ın kulu Tayyip Erdoğan'a sormadan, o çok kelli felli gazeteciler bu konuda bir soru sormadan, Adapazarı Belediye Başkanı kendi gördüğü lüzum üzerine partisinden istifa etti.

Buradan bu çifte standartçılara söylüyorum: Ya hapse atıl, ya AK Parti'ye katıl! Eğer AK Partiliysen her rezaletinin üstünü örterim, CHP'liysen devletin polisini bu tip işlerde kullanır, bu işten siyaset çıkarmaya çalışırım! Millet böyle bir utanmazlığa asla ve asla sessiz kalmadı, kalmayacak.

Şimdi buradan Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum. 'Hadi Aydın'ın iradesini ya partime katıl ya hapse atıl' diye çaldın. 'Karşıma çık' diyorsun, çıkmıyorsun. İstanbul'dan yaptığın izlemelerle, gece yarısı otel operasyonları videolarından siyaset bekliyorsun.

MESUT ÖZARSLAN'I HATIRLATTI

Bak Tayyip Erdoğan, Keçiören'de seçilen bir tosuncuk vardı. Bunun için Osman Gökçek ve Turgut Altınok... Osman Gökçek dediğin, partinin Ankara milletvekili. Turgut Altınok dediğin, son Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayın. Bunun için 'Yolsuzluklardan kurtulmak için partimize gelmek istiyorlar' dedi. Portaş'la ilgili bu kişi hakkında dosya savcılık tarafından çoktan istendi. Bu kişi aynı, aynı şekilde Topuklayan Efe'de olduğu gibi senin partine gelmek ve yolsuzluklardan kurtulmak istedi. Sizi suçüstü yakaladık!

Ankaragücü taraftarını toplayıp da gruba getirip kendine tezahürat ettirsin diye hazırlarken, bizim partimizden belediye meclis üyelerine 'AK Parti'ye geçiyoruz' derken, dosyasının kapatılması vaadiyle ki bizim bu konuda kendisine sorduğumuz sorular, aldığımız yanıtlar ortadayken, sen bu kişiyi partine davet etmeye, bunu partine katmaya, ona rozet takmaya tenezzül ettin.

Şimdi buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Erdoğan, Keçiören Belediye Başkanını partine getirmenin, onu partiye katmanın peşindesin ve şunu söylüyorlar; 'Bu hafta ortalık karışık, bu gürültü içinde alalım, katalım, geçelim' diyorlar. Buradan milletimize soruyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu yaptıklarına, Keçiören'e dosya göstermelerine, dosyasını İstanbul'a istemelerine, kendileri yolsuzluktan kurtulmak için 'Kapımızda' demelerine rağmen AK Parti'nin onu transfer çabalarına sessiz kalacak mısınız? (Kalabalık: Hayır!)

"BİR YANDA KOCASININ ŞİRKETİNİ KURTARANLAR BİR YANDA 12 METREKAREDE ASLAN GİBİ DİRENENLER"

Peki tüm bu yaşananlar varken, bu Özlem Çerçioğlu'nun bugünlerde oyları CHP'lilerden alıp seçilip parti değiştirdikten sonra örneğin Çine'de, örneğin Koçarlı'da daha önce yapılmış hizmet binalarını, daha önce yapılmış olan düğün salonlarını belediyeden alıp, kendisine oy veren Koçarlılı, Çineli vatandaşlarımızı cezalandırıp, kendine oy vermeyen AK Partili belediyelere hizmet götürmesinin hesabını soracak mısınız?

İşte demokrasi böyle bir şey. Mücadele böyle bir şey. Bir yanda kocasının şirketini kurtaranlar, bir yanda tehdide boyun eğenler, şantaja teslim olanlar, çünkü kirli olanlar... Bir yanda evladının, eşinin yüzüne bakamayacak hiçbir şeyi olmayan, Kuşadası'nın gönlünde olan, Ömer'in adaletini bu ilçeye getiren, 12 metrekarede aslan gibi direnenler! Aslan gibi!

"TÜRKİYE'NİN YARINLARI İÇİN GELDİNİZ"

Yağmur yağdı dağılmadınız, yağmur dindi dağılmadınız. İradeniz için buraya geldiniz. Ömer Başkan'a sahip çıkmak için buraya geldiniz. Türkiye'ye sahip çıkmak için, her türlü haksızlıklara direnmek için, emeklinin uğradığı haksızlığa isyan için, emekçinin açlığa, yoksulluğa itilmesine itiraz için, gençlerin umutları için, Türkiye'nin yarınları için geldiniz.

Soruyorlar, 'Bundan sonra ne olacak?' diye. Bundan sonra ne olacağını söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı olarak, şu anki genel başkanı olarak, son genel başkanı olarak...

"BALIKESİRLİ ER MUSA'YI BUNLARA VERMEKTENSE, BÜYÜK BRİTANYA KRALLIĞI İLE SAVAŞMAYI GÖZE ALIYORUM"

Burası Kuşadası. Bütün Türkiye'ye Kuşadası'ndan sesleniyorum. Burada, Kuşadası'nda Kanapiçe Koyu var. Kanapiçe Koyu. Yıl 1934. Bu koyda, o zaman teknoloji bu kadar yüksek olmadığı için düşman ülkelerin ajan çıkarmasına engel olmak için, asker çıkarmasına engel olmak için koylarda nöbetçiler var. Kanapiçe Koyu'nda da Balıkesirli asker Er Musa var. Demişler ki; 'Bu koy sana emanet Musa. Gazi Mustafa Kemal memleketi kurtardı. Düşmanı denize döktü, bayrağı dikti. Bu bayrak sana emanet Musa. Bu koya yabancı gelirse parolayı sorarsın. Bilirse ne ala, bilmezse uyarırsın. İkinciye uyarırsın, üçüncüye uyarırsın. Olmadı, memleket sana emanet vazifeni yaparsın.'

İngiliz gemisi gelir Kanapiçe Koyu'na. Bir ajan, askeri indireceklerdir. Musa parolayı sorar, bilmezler. İhtar eder, durmazlar. Havaya ateş eder, dinlemezler. Musa görevini yapar, bir İngiliz askeri hayatını kaybeder. İngiltere buna çıldırır. Çıldırır! Nasıl olur, İngiliz askeri bir Türk eri tarafından vurulur! Türkiye'ye nota verirler. Talep; 'Ya verin biz yargılayalım ya da idam edin. Bizim gözümüzün önünde o askeri idam edin, İngiliz askerinin bedelini ödeyin' derler.

Gazi Mustafa Kemal Paşa bunu kabul etmez. 'Görev yeri dahi değiştirilmeyecek. Musa'ya bir soru sorulmayacak ve verdiğimiz vazifeyi yapan Musa'nın arkasında durulacak' der. Bunun üzerine 7 tane İngiliz savaş gemisi Kanapiçe Koyu'na doğru harekete geçer. Türkiye'ye son notayı verirler. O nota karşılığı Atatürk'ün önüne gelince, Atatürk bakar ve der ki:

'BALIKESİRLİ ER MUSA'YI BUNLARA VERMEKTENSE, BÜYÜK BRİTANYA KRALLIĞI İLE SAVAŞMAYI GÖZE ALIYORUM!'

İşte 101. eylemden bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Biz Mustafa Kemal'in kurduğu partide siyaset yapıyoruz. Allah nasip etti, onun emaneti bir koltukta bulunuyoruz.

Ve soranlara söylüyorum; ne Ömer'i ne Ekrem'i... Kendi iktidarlarını sürdürmek için haksızca hedef alanlara şunu söylüyorum: Ne Ömer'i veririz, ne Ekrem'i veririz! Gerekirse ölümü göze alırız, sizin önünüzde eğilmeyiz!"

Kuşadası ve Aydın... Bu meydan büyük bir mücadelenin, büyük bir direncin tam 100 eylemin üstüne bir yenisinin, ikinci 100 eylemin birincisinin, 101'incisinin ev sahipliğini yapmıştır. Bu kalabalıklar, bu meydanlar şehirlerde dolmazken geçmişte, şimdi ilçelerde dolmakta. Gözün alamadığı, meydanın alamadığı, meydanlardan taşan bu kalabalıklar Türkiye'nin yarınlarına umut olmaktadır, ümit vermektedir.

"GENÇLER BU MEYDANLARDAN UMUT BULMAKTA"

Böyle oldukça... Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde 1.5 asgari ücret alıp şimdi 20 bin liraya mahkum edilen emekli... Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde aldığı maaşıyla 8 çeyrek altın alıp şimdi 1.5 çeyrek altına mahkum edilen emekli... 7 çeyrekten 2.5 çeyreğe düşen asgari ücretli... 1 kilo buğday satıp 6 litre mazot olan, 1 kilo pamuk karşılığında 2.5 litre mazot alabilen ve bugün zor durumda kalan çiftçiler... Yine Türkiye'den ümidini kesip yurt dışında hayal kuran gençler, bu meydanlardan umut bulmakta, bu meydanlarda dayanışmayla, bu meydanlarda omuz omuza durmakla Türkiye'nin yarınları için birbirlerine güç vermektedir.

"TÜRKİYE'DE YARIN KENDİSİ İÇİN BİR İKTİDAR KURULACAĞINA İNANCIN GÖSTERGESİDİR"

Biz burayı elbette Ekrem Başkan'a, Ömer Başkan'a sahip çıkmak açısından önemli görürken, esas olarak herkesin ortak geleceğimize sahip çıktığı alanlar olarak görüyoruz. Bu meydan çağrıldığında koşup gelenlerin, mücadele edenlerin ve mücadele edenlerin, ayakta kalanların, ayakta duranların Türkiye'de yarın kendisi için bir iktidar kurulacağına inancın göstergesidir.

Bu meydanlar yeteri kadar dolu olursa, bu mücadele azmi sürerse, karda kışta kaçmayan, soğukta üşümeyen, yağmurda dağılmayan, güneşin altında bayılmadan bu meydanı terk etmeyenler Türkiye'nin 100 yıl sonra yeniden kurucu irade umududur. Bu topraklar işgalden kurtarılmış, bu topraklarda Cumhuriyet kurulmuş, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olmuştur.

"ZULMÜN ARTIŞI İKTİDARIN GİDİŞ PANİĞİNDEN KAYNAKLANMAKTADIR"

Hepimizin kusurlarıyla 25 yıl süren bir iktidar Cumhuriyet'in kolonlarına saldırmış, kirişlerini kırmış, kolonlarını kesmeye çalışmıştır. Ama Cumhuriyet onu sevenlerin ve onu kuran kadrolara minnet duyanların sayesinde dimdik ayaktadır.

Şimdi iş seçim sandığına ulaşmaktır. Kimse, kimse umutsuz olmasın. 'Benim seçtiğimi içeri atıyorlar.' - Dimdik ayakta onlar! 'Ben zorlanıyorum, geçinemiyorum, bu iktidarı değiştiremiyorum.' - Geride kaldı bunlar! Anketlerde Türkiye'nin kurucu partisi şu anda Türkiye'nin birinci partisidir.

"MÜCADELE EDEN ON MİLYONLARDAN BİRİSİNİZ VE BU MEYDANLARIN ESAS SAHİBİ SİZLERSİNİZ"

Yaşanan her şey, zulmün artışı iktidarın gidiş paniğinden kaynaklanmaktadır. Bütün göstergeler, meydanlar, rakamlar, sesler, anketler bir devrin kapandığını, bir devrin açıldığını göstermektedir. Cumhuriyet kurulduğu günden beri önemli kırılma noktalarından birindedir. Önemli bir kilometre taşındadır, önemli bir noktadadır. Siz bir devri kapatıp bir devri açmak üzere iradesini gösteren, öyle evde oturmak ya da şikayet etmek yerine kaderine el koyan, mücadele eden 10 milyonlardan birisiniz ve bu meydanların esas sahibi sizlersiniz!

Sizde bu inanç oldukça, artık iktidar değişimi sadece sandığın gelişini bekleyen bir süreçten ibarettir. Er ya da geç o sandık gelecek! Er ya da geç o seçim yapılacak! Er ya da geç bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacaktır!

Size söz veriyorum: Bakan evlatlarının devri bitmektedir, vatan evlatlarının devri başlayacaktır!

Kaynak: HABER MERKEZİ