Bu yıl 95’incisi düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı ile birlikte ziyarete açılacak sergi; şair Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserlerini ve bugün de yaşamaya devam eden kültürel mirasını çok katmanlı bir anlatıyla İzmir’de buluşturacak. Yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dâhil 15 salonda kurulacak sergi; Türkiye ve yurt dışındaki çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyondan bir araya getirilen yüzlerce belgeyi, el yazmalarını, şairin kişisel eşyalarını ve görsel-işitsel kayıtları; edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım gibi farklı disiplinlerle buluşturuyor. Sergi, 15 Ocak 2027’ye kadar İzmirlilerle olacak.
Küratörlüğünü Yüksek Mimar ve Nâzım Hikmet Araştırmacısı M. Melih Güneş’in, sergi tasarımını Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Durmaz’ın üstlendiği “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi”, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlayışının ötesinde ele alıyor.
‘BUGÜN DE YAŞAMAYA DEVAM EDEN BİR ÖMRÜ ANLATIYORUZ’
Serginin küratörü Yüksek Mimar M. Melih Güneş ise “Romantika”nın klasik bir yaşam öyküsü sergisi olmadığını vurgulayarak, büyük emek verilen sergiyle ilgili şunları aktardı: “Bu sergide Nâzım Hikmet’in hayatını tarihler ve olaylar üzerinden eksiksiz bir kronoloji içinde anlatma iddiasında değiliz. Farklı koleksiyonlardan, oğlu Mehmet Hikmet’in Fransa’daki evinden ve Moskova’da yaşadığı evden gelen belgeler, kişisel eşyalar, el yazmaları, mektuplar ve sanat eserleri bize çok daha katmanlı bir Nâzım Hikmet anlatısı kurma imkânı veriyor. Her belge yalnızca bir yaşamın değil, bir düşüncenin, bir edebiyatın ve bir dönemin tanıklığını taşıyor. ‘Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi’ ile ölümle tamamlanmış bir hayatı değil; eserleri, kitapları ve kültürel mirasıyla bugün de yaşamaya devam eden bir ömrü anlatıyoruz.”

NÂZIM HİKMET’İN İZMİR’İ
Serginin adı, Nâzım Hikmet’in 1962 yılında tamamladığı, otobiyografik nitelikler taşıyan son romanı “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” için ilk olarak seçtiği “Romantika” adından geliyor. Romanın zaman örgüsünün İzmir’de başlayıp yine İzmir’de son bulması, serginin İzmir’de açılmasına da özel bir anlam kazandırıyor. Nâzım Hikmet’in 1925’teki İzmir günleri, “Güneşi İçenlerin Türküsü” ve “Kuvâyi Milliye” ile kurulan bağlar, İzmir’i serginin ana anlatı eksenlerinden biri hâline getiriyor.
EMEĞİ GEÇENLER
Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi gibi kurumlar arşivlerini sergi için açtı. Sergi, Vera Tulyakova Hikmet’in arşivi, koleksiyoner Gürkan Us’taki eserler ile Nâzım Hikmet’in yaşamına bir şekilde dokunan Abidin Dino, Avni Arbaş, Doris Kahane, Natalya Gonçarova ve Jak İhmalyan’ın eserlerinden bir araya getirilerek hazırlandı. Türk resim sanatının son dönem önde gelen genç temsilcilerinden Sedat Girgin, sergi için özel olarak bir esere imza atıyor. Sergide Nâzım Hikmet’in kendi yaptığı bazı resimlere de yer verilecek.





