İzmir'de afetlere ilişkin düzenlenen toplantıda söz alan AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki, konuşmasına organizasyona teşekkür ederek başladı ancak devamında çok sert eleştiriler yöneltti.

“Türkiye bir deprem ülkesi. Ne zaman olacak, hangi büyüklükte olacak hesabını yapmanın anlamı yok. Her an hepimizin başına gelebilir” diyen Mahruki, depremin yalnızca yaşanılan şehirle sınırlı olmadığını vurguladı. “Hepimiz geziyoruz, tatile gidiyoruz, misafirliğe gidiyoruz. Her an, memleketin herhangi bir köşesinde depreme yakalanabiliriz. O yüzden zihinsel, fiziksel, psikolojik ve yapısal olarak hazır olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“1 LİRA HARCAMAZSANIZ 36 LİRA ÖDERSİNİZ”

Afet yönetimini iki başlıkta ele alan Mahruki, risk yönetimi ve kriz yönetimi ayrımına dikkat çekti.

“Risk yönetimi safhasında harcadığınız 1 lira, afet sonrasında 36 lira harcamaktan sizi kurtarıyor. Denklem 1’e 36. Bugün belki daha da fazla. Sırf matematik olarak bile risk yönetimine yatırım yapmak zorundayız” dedi.

İzmir Büyükşehir’de yeni hizmet binası tartışması: Yarışmanın hiçe sayılması yanlış!
İzmir Büyükşehir’de yeni hizmet binası tartışması: Yarışmanın hiçe sayılması yanlış!
İçeriği Görüntüle

Önlem aşamasında özellikle riskli yapıların tespit edilmesi gerektiğini belirten Mahruki, “Bazı binalar tabut bina. Kesin yıkılacak. Mikrobölgeleme çalışmalarıyla bunları tespit edip amasız fakatsız boşaltmamız ve yıkmamız gerekiyor. Şimdi yıkmazsak, deprem insanlar içindeyken yıkacak” diye konuştu.

Güçlendirme konusuna da değinen Mahruki, “Güçlendirme maliyeti yeniden yapımın yüzde 40’ını geçiyorsa yıkıp yeniden yapmak gerekir. Ama birçok bina yüzde 40’ın altında güçlendirilebilir. Bizim beklentimiz şu: Bina hasar alsın ama taşıyıcı sistemi ayakta kalsın ve insanlar yürüyerek çıksın. O zaman bina görevini yapmış demektir” dedi.

“AFAD PARALİZE OLDU, KOORDİNASYON ÇÖKTÜ”

6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmesinde Mahruki, kriz yönetimindeki zafiyetlere dikkat çekti.

“6 Şubat’ın trajediye dönüşmesinin en önemli sebeplerinden biri AFAD’ın paralize olmasıydı. İletişim kilitlendi. Kimse kimseyle konuşamaz hale geldi” diyen Mahruki, cep telefonu altyapısının afet anında çöktüğünü belirtti.

“Basit bir 5.6 depreminde bile İstanbul’da telefonlar kilitleniyor. Yıkıcı bir depremde asla konuşamaz hale geleceksiniz. GSM operatörlerine ‘Afet anında bu kapasiteyi sağlamak zorundasın’ denmeli. Bu kâr meselesi değil, kamusal hizmettir” ifadelerini kullandı.

“TECRÜBELİ KURUMLAR KAPATILDI”

Mahruki, geçmişte afet yönetiminde görev alan köklü kurumların kapatılmasını da eleştirdi.

“1958’de kurulan Sivil Savunma, 1965’te kurulan Afet İşleri ve 2001’de kurulan Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü kapatıldı. 50-60 yıllık bilgi birikimi yok edildi. Tüm yetkiler 2009’da kurulan AFAD’a verildi” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin afetlerdeki rolüne de değinen Mahruki, “1959’dan bu yana afetlerle mücadelenin asli unsuru Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi. Dünyada da böyledir. Ama destek grubuna itildi. Destek grubunda TSK ile birlikte Diyanet ve TOKİ var. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

“AFETLER KADER DEĞİL”

Konuşmasının en çarpıcı bölümünde Mahruki, afetlerde yaşanan can kayıplarının kader olarak görülemeyeceğini söyledi.

“Dükkanlarda ölmek, afetlerde ölmek takdiri ilahi değil, takdiri siyasi. Gerekli önlemler alınmadığı için insanlar ölüyor. Tarım alanlarını imara açıp 12 katlı bina yaparsanız, zemin sıvılaşır ve bina çöker” dedi.

Denetimsizlik ve cezasızlık kültürünü de eleştiren Mahruki, “Kurumlar yıkıldığında devlet zayıflar. Ehliyetli ve liyakatli insanlar sistem içinde görev alamıyor. Sorumluluk alınmadığı sürece bu acılar devam eder” ifadelerini kullandı.

Konuşmasını “Biz bu ülkenin altından kalkacak bilgiye, insan kaynağına ve güce sahibiz. Ama doğru sistemi kurmak zorundayız” sözleriyle tamamladı.

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN