Diyarbakır'da Bağlar İlçesi Tavşantepe Mahallesi'nde kaybolduktan sonra bir derede cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran davasına ilişkin "adalet" isteyen "Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu" Ankara’da açıklama yaptı.
Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu, dosyanın tekrar incelenmesi, faillerin tamamen açığa çıkarılması ve hak ettikleri cezayı alması talebiyle yetkililere seslendi.

Narin Güran
“AİLEMİZİ VAHŞİ GİBİ GÖSTERDİLER”
Narin Güran'ın ağabeyi Baran Güran yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
Biliyorsunuz, bundan neredeyse 2 yıl önce, 21 Ağustos'ta benim kız kardeşim komşu tarafından katledildi. Ardından maalesef bazı gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları ailemizi medyaya ve topluma öyle bir şekilde gösterdiler ki sanki bizler vahşi, her ay kızlarımızı, çocuklarımızı öldürüp komşulara teslim eden bir aileymişiz gibi gösterildik. Bizler kendi çocuklarımız arasında kız erkek ayrımı yapmayız. Bizim için hepsi eşittir. Maalesef toplumsal bir facia olduğu için şu an Güran soy ismini taşıyan hiçbir çocuk okula gidemiyor. Narin'le birlikte ailesi de belki 20 yıl sonrasına kadar etkilendi. Bu aileye doğacak kız çocuklarının da erkek çocuklarının da hakkına girdiler.
"REYTİNG UĞRUNA BENİM AİLEMİ YOK ETTİNİZ"
Baba Arif Güran ise 2 yıldır adalet arayışlarının sürdüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:
Sayın Adalet Bakanı, siz bu dosyayı bilmiyor musunuz? Ne kadar zulüm, ne kadar haksızlık olduğunu bilmiyor musunuz? Neredesiniz? Çekirdek ailem yerle bir oldu. Benim ailemin hesabını kim soracak? Sayın İçişleri Bakanı, Jandarma sizin elinizde. Oraya niye bir soruşturma çıkarmıyorsunuz? Bizler yalan atıyorsak suratımıza tükürün, söyleyin ki 'Sizler yalan atıyorsunuz'. Bir tane ulusal UKB raporu diye bir sahtekârlıkla Narin'in 55 saniyede o tepeye çıktığını söylüyorlar. Bir sporcu 55 saniyede oraya çıkıyorsa demek ki sen haklısın. 'Daraltılmış baz' dediğiniz ucube rapor, zamanında Bakan Tunç'un 'adım adım, oda oda' dediği şekilde benim ailemi yok etti. Bunun vebalini kim verecek? Eminim ki Cumhurbaşkanı bu konuları bilmiyor. Eğer bugün Tavşantepe köyünde olan zulmü bilseydi, zulme engel olurdu. Bu ülkede aile kavramına sahip çıkacak tek liderdir. Ama gölgesine yetişemiyoruz.
Buradan bütün yetkililere rica ediyorum. Benim ailem yok oldu. Bunun vebalini kim verecek? Görevi bırakıp giden Bakan Tunç mu verecek? Ali Yerlikaya mı verecek? Kim verecek? İstisnafa müdahale eden Mehmet Yılmaz mı verecek? Kim verecek bunun hesabını? Mehmet Yılmaz dosyaya müdahale etmiştir. Bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik nereye kadar gidecek? 24 saat televizyonlarda çıkıp hukukun şerefini konuşan hukukçular, neredesiniz? Hukukun bir şerefi vardır. O hukuku da ayaklar altına aldınız. Reyting uğruna benim ailemi yok ettiniz. Ben sadece buradan Sayın Cumhurbaşkanı'na, Sayın İçişleri Bakanı'na, Sayın Adalet Bakanı'na çağrıda bulunuyorum. Diyarbakır'da zulüm var. Ve bu zulmü yapanlardan bir tanesi de Diyarbakır Barosu'ndan Nail Eren'in ta kendisidir. 60 tane baro başkanını o mahkemeye çağıran ve 300 tane avukat o vahşinin avukatlığını yaptı.
"BURADA BİR ADALETSİZLİK VAR, BİR ZULÜM VAR"
Avukat Levent Mazılıgüney dosyaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
Daraltılmış baz diye bir şey yoktur. Bu tamamen uydurmadır. Ve buna dayanarak bir hüküm verildiyse bu adaletsizliktir. Adaletsizlik de zulümdür. Burada dolayısıyla bir zulüm yaşanıyor. Dijital delillerle ilgili bir zulüm yaşanıyor. Adaletsizlik zulümdür. Bu zulme karşı çıkmak zorundayız. Zulmün karşısında durmak zorundayız. İnsanlar kendilerini nasıl savunacak? Bir kişi hukuken güvende değilse hiç kimse güvende değildir. Bu nedenle buna ortak bir ses çıkarmak zorundayız. Ben hukukçu olduğum için siyasilere seslenmiyorum. Çünkü siyasetin güdümünde bir yargı istemiyorum. Ama bu dosya şu an Anayasa Mahkemesi'nin önündeyse, Anayasa Mahkemesi üyeleri bu dosyayı bir çözüme kavuşturmadan rahat uyumamalı, gözlerine uyku girmemeli. Burada bir adaletsizlik var, burada bir zulüm var. Çok sayıda hak ihlali yapıldı. Dolayısıyla burada olması gereken, bir an evvel Anayasa Mahkemesi'nin bu dosyayı gündemine alması, ihlal kararı vermesi ve ihlal kararı verdikten sonra yapılacak yeniden yargılamada adalete uygun, hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasıdır.
YARGILAMA SÜRECİNDE KİME NE CEZA VERİLDİ?
Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasının onanması istenmişti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu.
Mahkeme heyeti, 16 Nisan'da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.




