Menteşe Kadın Platformu’nun çağrısıyla toplanan kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yürüyüş yapmışlardı. Yürüyüşe Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras da katılmıştı.
Sosyal medyada hakaret ve tehdit içerikli paylaşımlarda bulunulması üzerine Eğitim-Sen Muğla Şubesi ve Karya Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar, Muğla Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulundu.
Adliye önünde Menteşe Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasını Dilek Bulut okudu. Bulut, “8 Mart yalnızca bir anma günü değildir. 8 Mart; kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam talebini yüksek sesle dile getirdiği, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin büyütüldüğü, kadın hakları konusundaki kazanımların vazgeçilmez ve daraltılamaz olduğunun bir kez daha hatırlatıldığı; kadınların hak mücadelesinin, birlik ve dayanışmasının yükseltildiği gündür” dedi.

"BAZI ÇEVRELERİ FAZLASIYLA RAHATSIZ ETMİŞ..."
"kadınların mücadelesi, birlikteliği ve dayanışması birilerini ve bazı çevreleri fazlasıyla rahatsız etmiştir." diyen Bulut, hedef gösterme ve hakaretin suç olduğunu hatırlattı. Bulut şöyle konuştu:
“8 Mart’ta dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Muğla’da da Menteşe Kadın Platformu olarak, kadınların eşitlik, özgürlük, yaşam hakkı, barış ve laiklik için birlikte ses yükselttiği mücadele ve dayanışma ruhuyla alanları ve meydanları doldurduk. Ancak kadınların mücadelesi, birlikteliği ve dayanışması birilerini ve bazı çevreleri fazlasıyla rahatsız etmiştir. Menteşe’deki bir yerel gazetenin Facebook’taki haber-video paylaşımının altında tüm kadınları aşağılayan, hakaret içeren ve hepimizi hedef haline getiren onlarca çirkin yorum yapılmıştır. Bu yorumlar açıkça şiddeti teşvik eden, kadınların şiddeti “hak ettiği” söylemini normalleştiren bir nefret dilini barındırmaktadır. Platform bileşenleri ve 8 Mart yürüyüşüne katılan tüm kadınlar aşağılanmış, hedef gösterilmiş ve hakarete maruz bırakılmıştır. Kadınlara yönelen nefret söylemi ifade özgürlüğü değildir; açık bir suçtur.
"BAŞIMIZA GELEBİLECEKLERDEN BU KİŞİLER SORUMLU"
"Şikâyete konu paylaşımlar incelendiğinde; bir kısmının Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen “hakaret” suçunu, bir kısmı bakımından ise Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu oluşturduğu açıktır. Bu nedenle söz konusu paylaşımlar hakkında gerekli soruşturmanın yürütülmesi ve sorumluların tespit edilerek cezalandırılması amacıyla suç duyurusunda bulunuyoruz.
Yürüyüşe katılan herhangi bir kadının başına gelebilecek fiziksel, psikolojik ya da her türlü şiddetin sorumluluğu, bu nefret söylemini üreten ve yayan kişilere aittir. Türkiye’de devlet mekanizmalarının yeterince korumadığı, yargının çoğu zaman cezalandırmadığı bu düzende kadınlara reva görülen yaşam; güvencesizlik, şiddet ve sessizliğe mahkûm edilmekten ibaret değildir ve olmayacaktır. Kadınlar açısından en temel insan hakkı olan yaşam hakkı hâlâ ciddi bir tehdit altındadır. Kadına yönelik erkek şiddeti bireysel ve münferit olaylar değildir. Bu şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir tahakküm biçimidir. Bize yönelen saldırı da bu bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Bu muhafazakâr tondaki gerici, eril ve yobaz saldırı münferit değildir; politiktir. Muğla’da yaşayan kadınlar olarak eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelemizden bir adım bile geri atmayacağız. Ataerkil kapitalist düzenin ahlakçı ve kadın sömürüsüne dayalı sistemine, gerici ve kadın düşmanı politikalara; kadınları aşağılayan şiddet diline, cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”



