Türkiye’de erkek şiddetine karşı en uzun soluklu dayanışma ağlarından birini yürüten Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 2025 faaliyet raporunda yalnızca bireysel şiddet vakalarına değil, bu şiddeti önlemesi gereken mekanizmaların nasıl işlevsizleştiğine de işaret etti.
Rapora göre kadınlar, şiddetten uzak bir hayat kurmak için adım attıklarında çoğu zaman destek mekanizmalarına erişemiyor; kimi zaman hiçbir eşya alamadan evlerini terk eden kadınlar, yetersiz politikalar nedeniyle yeniden şiddet ortamına dönmek zorunda kalıyor.
Mor Çatı’nın sahadan edindiği deneyimler, kadınların ihtiyaç duydukları desteklere eriştiklerinde yaşamlarını yeniden kurabildiğini gösterirken; bu desteklerin sistematik biçimde zayıflatılması, şiddetin süreklileşmesine yol açıyor. Bu nedenle vakıf, çalışmalarının önemli bir bölümünü şiddeti önleme mekanizmalarını izlemeye, kurumlarla görüşmeler yürütmeye ve kadınlardan yana dönüşüm talep etmeye ayırıyor.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ SONRASI TOPLUMSAL CİNSİYET KARŞITLIĞI ARTTI
Raporda, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı politikaların belirgin biçimde güçlendiği vurgulandı. 6284 sayılı Kanun’a yönelik saldırıların sürdüğü, bu siyasi atmosferin yasayı uygulamakla yükümlü kamu görevlilerinin tutumlarını da doğrudan etkilediği ifade edildi.
Rapora göre yalnızca mevcut yasalar hedef alınmıyor; Türk Medeni Kanunu kapsamında kadınların elde ettiği haklar da tartışmaya açılıyor. “Toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının dahi kurumsal düzeyde sorunlaştırıldığına dikkat çekilen raporda, “cinsiyete uygun davranış”ı tanımlamayı amaçlayan yasa girişimlerinin kadınlar ve LGBTİ+’lar açısından yeni ayrımcılık riskleri yarattığı belirtildi.
“AİLE” POLİTİKALARI EŞİTSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİYOR
Mor Çatı, son dönemde öne çıkan “Aile Yılı” ve benzeri politikaların, kadınlara yönelik şiddeti önlemeye dönük somut adımların yerini aldığını vurguladı. Rapora göre bu yaklaşım, kadınların eşitlik ve özgürlük talepleri ile “aile kurumu” arasında yapay bir karşıtlık kurarak feminist mücadeleyi itibarsızlaştırmayı hedefliyor.
KAYYUM POLİTİKALARI KADINLARA YÖNELİK HİZMETLERİ HEDEF ALDI
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise yerel yönetimlere yönelik müdahaleler oldu. Yıllardır kadınlara destek sunan belediyelere kayyum atanmasının ya da belediye yöneticilerinin tutuklanmasının, kadınlara yönelik hizmetleri doğrudan etkilediği belirtildi. Kayyum atanan belediyelerde kadın merkezleri ve sığınakların kapatılmasının 'ilk icraatlar' arasında yer aldığına dikkat çekildi. Bu durumun, demokrasi ile kadınlara yönelik şiddetle mücadele arasındaki doğrudan ilişkiyi ortaya koyduğu ifade edildi.
KÜRESEL OALRAK ŞİDDET ARTIYOR
Mor Çatı’nın raporu yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Dünya genelinde otoriter rejimlerin güçlenmesi ve savaşların yaygınlaşmasının, kadınlara yönelik şiddeti artırdığına işaret edildi. Buna karşılık kadın örgütlerinin sistematik biçimde kaynaksız bırakıldığı, kapasitelerinin daraldığı ya da tamamen işlevsiz hale geldiği belirtildi.
Türkiye’deki ekonomik kriz de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Rapora göre birçok kadın örgütü için faaliyetlerini sürdürmek giderek zorlaşıyor
“BU TABLOYA RAĞMEN DAYANIŞMA BÜYÜYOR”
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen 2025’in aynı zamanda dayanışmanın yeniden üretildiği bir yıl olduğu vurgulandı. Mor Çatı, kadınlarla doğrudan dayanışma kurmaya devam ettiklerini, meslek elemanlarıyla temas alanları yarattıklarını ve belediyelerle işbirliği kanallarını açık tutmaya çalıştıklarını belirtti.
Raporda, feminist hareketin bir araya gelerek politika üretme kapasitesinin sürdüğü ve erkek şiddetine karşı dayanışmanın yaygınlaştırılması için yeni yollar arandığı ifade edildi. Bu çalışmaların, feminist mücadelenin değişim yaratma gücünü hatırlattığı vurgulandı.




