MEB’in son yönetmelik değişikliği ile öğretmenin tayin hakkı idarenin planlamasına bağlandı, rotasyon ve resen atamalar olağanlaştırıldı. BirGün Gazetesi’nden Deniz Güngör’ün haberine göre, yönetmelikle birlikte öğretmen rotasyon sistemi, hizmet bölgeleri, hizmet puanı hesaplama kriterleri ve yer değiştirme esaslarında önemli değişikliklere gidildi. Daha önce öğretmenlerin talep ve tercihine dayalı tayin hakkı “ihtiyaç”, “takvim” ve “bakanlık planlaması” gibi muğlak gerekçelere bağlanırken resen (kendiliğinden) atamalar ve zorunlu görevlendirmeler olağan uygulama hâline getirildi. Yönetmeliğin getirdiği bazı değişiklikler şöyle:
• 16 Haziran 2023’ten sonra göreve başlayan öğretmenler için zorunlu çalışma süresi 3 yıl olacak,
• Aynı eğitim kurumunda azami 12 yıl görev yapılabilecek. Bu süreyi dolduran öğretmenlerin atamaları hizmet puanı üstünlüğü esas alınarak yapılacak. Aile birliği, sağlık, can güvenliği ve engellilik gibi mazeretlere bağlı yer değiştirmeler yarı yıl ve yaz tatili dönemleriyle sınırlandırılacak.
“SÜRGÜN KURUMSALLAŞIYOR!”
Yönetmelik değişikliğiyle ilgili açıklamalarda bulunan Eğitim Sen Yükseköğretim Genel Sekreteri Evrim Gülez, düzenlemenin zorunlu hizmet, rotasyon ve mazerete bağlı tayin başlıkları altında resen atamaları olağanlaştırdığına ve öğretmenlerin yaşamlarını planlama imkânını zayıflattığına dikkat çekerek, “Yer değiştirmenin belirsiz ve yoruma açık kavramlarla sınırlandırılması, öğretmenlerin yaşamlarını ve mesleki geleceklerini öngörebilme imkânını ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Yönetmelik özellikle norm kadro fazlası, zorunlu hizmet ve mazerete bağlı yer değiştirme düzenlemeleriyle sürgün mekanizmasını kurumsallaştırmaktadır. Norm kadro fazlası öğretmenlerin il dışı tayin hakkının kaldırılarak, ‘Bakanlık tarafından tercihine sunulan illerden birine’ atanmasının öngörülmesi, öğretmenleri fiilen zorunlu göçe zorlayan bir uygulamadır” ifadelerini kullandı.
“MUHALİF ÖĞRETMEN BASKI GÖREBİLİR”
Gülez, zorunlu hizmet kapsamının genişletilmesiyle öğretmenlerin yerlerinden edilmesinin önünün açıldığına dikkat çekerek, “Bu uygulama özellikle sendikal faaliyet yürüten, eleştirel tutum alan veya idarenin ‘makbul’ görmediği öğretmenler açısından sürekli bir baskı ve tehdit aracına dönüşme potansiyeli taşıyor. Yönetmelik, öğretmenleri güvenceli kamu emekçisi statüsünden uzaklaştıran; yer değiştirme hakkını idarenin iznine ve takdirine bağlayan; sürgün, rotasyon ve mülakatı sistematik araçlar hâline getiren bir anlayışın ürünüdür. Bu yönüyle söz konusu düzenleme, teknik bir mevzuat değişikliğinden ibaret değildir. Aksine, öğretmen emeğini denetim altına almayı, itiraz eden ve örgütlü kesimleri baskılamayı hedefleyen siyasal bir emek rejimi tercihinin somut ifadesidir” şeklinde konuştu.




