Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konak İlçe Başkanı Emrah Kazımoğlu, partisindeki "mutlak butlan" kararı sonrası yaşanan parti içi ayrışmalara, Türkiye'deki sol siyasetin mevcut durumuna ve Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik yürütülen kampanyalara dair çok konuşulacak değerlendirmelerde bulundu.
“SOL’UN ÖZÜNE DÖNMESİ İÇİN TARİHİ FIRSAT”
Parti içindeki ayrışmaların ve "mutlak butlan" sürecinin, Türkiye demokrasi tarihinde "Ne güzel oldu" denilecek bir süreç olmadığını belirten Kazımoğlu, yaşananları devletin yeniden yapılanması üzerinden yorumlayarak, "Burada, kurucu devlet zihniyetinin kendi reflekslerini gösterdiği bir tablo var. 15 Temmuz'dan sonra devlet içinde yarım kalan bazı hesaplaşmalar ve ayrışmalar yaşanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir parti değil; devleti kuran partidir. Dolayısıyla devletin, Ortadoğu ve dünyadaki yeni düzene göre yeniden yapılanma süreçlerinde, CHP'nin de kendi içindeki ideolojik sapmalardan ve cemaat yapılanmalarından arınma süreci kaçınılmazdı. Bu süreç bize parti içinde bugüne kadar yol bulamamış nitelikli kadroların çalışma fırsatı verdiği gibi, yeni kadroların yaratma ve olanağı sunmuştu. Birileri parti kurar, Cumhuriyet Halk Partisi devlet kurar. Bu anayasa yeniden yazılacaksa bunun önsözünü Cumhuriyet Halk Partisi yazacaktır. Ben bugün yaşananları, solun ve sosyal demokratların yeniden özüne dönmesi için tarihi bir fırsat olarak görüyorum" dedi.

"CEMAATLERİN BELEDİYELERE SIZDIĞINI GÖRÜYORUZ"
Türkiye siyasi tarihindeki kırılma noktalarının doğru yönetilemediğine dikkat çeken Kazımoğlu, öz eleştiride bulunarak sözlerine şöyle devam etti:
"Bizim en büyük sıkıntımız, Türkiye siyasi tarihindeki kırılma noktalarını doğru yönetemememiz oldu. Susurluk'ta iyi bir kamuoyu oluşturduk ama yargılamaların sulandırılmasını engelleyemedik. 17-25 Aralık tapelerinin siyasi bedelini iktidara ödetemedik. En acısı da 15 Temmuz sonrası FETÖ yargılamalarıdır. Ergenekon'da olduğu gibi her şey birbirinin içine katıldı, torba davalarla süreç sulandırıldı. Bizim o gün iktidarı cesaretlendirip, 'Cemaatleri devletten tamamen temizleyelim' diyerek süreci zorlamamız gerekiyordu. Eksik kaldık. O eksiklik bugün bize tersinden bir operasyon olarak dönüyor. Bugün CHP içinde bu kadar itirafçı çıkıyorsa, belediyeler ve siyaset yapısı bu kadar kirlendiyse kendimizi kandırmayalım, buralara cemaat yapılanmalarının sızdığını görüyoruz."
"KILIÇDAROĞLU'NUN İKİNCİ HELALLEŞMESİ TABANIYLA OLMALI"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "helalleşme" çıkışına da değinen Kazımoğlu, parti içi demokrasi vurgusu yaptı:
"Kemal Bey, bayramlaşmada kendi hatalarından dolayı özür diledi. Ben bu çıkışı 'ikinci helalleşme dönemi' olarak görüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ve ülkeyi güvenli bir limana çekme yolculuğunda Kemal Bey’in önce kendi tabanı ve Türkiye’deki sosyal demokratlarıyla helalleşmesi lazım. Yeniden mahalle seçimlerinin yapılması kadın ve gençlik kollarının yeniden ön seçim ile seçilmesi partide yeni bir heyecan hareketlenmeye neden oldu. Kısmi ön seçimler yapıldı ama devamı gelmedi. 10 yılda sürekli seçimlerin olması parti içine dönük çalışmalarda yeterli verimin sağlanamamasına neden oldu. Burada bir ara verilmesine neden oldu. Eğer ön seçim yöntemini tam oturtabilseydik, 6-7 dönem aynı vekillerle çalışmazdık, parti bu kadar yara almazdı."

"5'Lİ ÇETE KEMAL BEY'DEN İNTİKAM ALDI"
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 5'li çete ile mücadelesinin arka planına dair çarpıcı iddialar ortaya atan Kazımoğlu, Ekrem İmamoğlu'na da üstü kapalı bir göndermede bulunarak şu ifadeleri kaydetti:
"Ben bunu Kemal Bey’in kendisine de söylemiştim. Siyaset serüveninizin en önemli kısmı 5’li çete ile mücadelenizdir. Bunun, Genel Başkanlık döneminin en önemli siyasi kavgası olduğunu söylemiştim. Ancak bu kavganın yanlış bir milatla başladığını ifade etmiştim. Bunun miladı, Kemal Bey’in daha genel başkan olmadan önceki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylık dönemidir. O dönemlerde Kemal Bey, İstanbul’u imar rantından ve müteahhit çetelerinden kurtarmak için bir çıkış yapmıştı. İşte 5’li çete ile ilk mücadeleye o zaman girmişti. Kendisinin deyimiyle, ‘O seçimde 5 olan belediye sayımızı İstanbul’da 12’ye çıkardım.’ Aslında partinin İstanbul zaferinin ilk tohumları da o seçimlerde atılmıştı. O seçimde büyük bir oy sıçraması yaşanmıştı. Genel Başkanlık serüveninde de bu mücadeleye devam etti. Daha sonra 5’li çete kendisinden intikam aldı. O müteahhitlerin Ekrem Bey ile yakınlığı biliniyor. Son dönemlerde aday belirlemede bu yapının etkili olduğu çokça konuşuldu. Hatta bazı büyükşehir seçimlerinde de etkili olduğu söyleniyor."

"KEMAL BEY İLE KİTLENİN BAĞINI KOPARMAK İÇİN ÖZEL ÇALIŞILDI"
Son olarak, Kılıçdaroğlu'na yönelik bir algı operasyonu ve trol saldırısı yürütüldüğünü ifade eden Kazımoğlu, şunları ifade etti:
"Genel seçimler sonrası, kitlelerin Kemal Bey’e öfkeli olduğu ve kimsenin onu desteklemediği yönünde bir anlatı dizisi oluşturuldu. Kurultayı kaybettikten sonra Kemal Bey’in Ankara Sıhhiye’de bir mahkemesi oldu. Bu mahkemede Özgür Bey’in de tam arkasında durduğunu hatırlıyorum. O mahkemeye Türkiye’nin her kesiminden insanlar kendi imkanlarıyla katıldı; on binlerce kişi oraya geldi. Arkasında hiçbir belediye ve parti finansmanı yoktu. O gün yaşananlar mücadelenin diğer tarafındakilere iki şeyi gösterdi: Birincisi, Kemal Bey’in hala büyük bir itibarı olduğunu ve onu çok önemseyen ciddi bir kitle bulunduğunu gördüler. Aynı dönem Ekrem Bey’in mahkeme çıkışlarında, bütün imkanlar seferber edilip İstanbul’a her yerden partililerin taşınmasına rağmen (ilk Saraçhane mitingi hariç) toplanan kitle, Kemal Bey’in kitlesinin gerisinde kaldı. İşte o tarihten itibaren Kemal Bey’e yönelik sistematik bir trol saldırısı başladı. Ben bu trol saldırısının, 'mutlak butlan' kararının verildiği o 2 yıllık sürede sürekli sıcak tutulduğunu düşünüyorum. Mutlak butlan kararı sonrası ise bu durum zirveye ulaştı. Çünkü kurultaydan sonra bu hesaplaşma bitmedi ve hala devam ediyor. O günkü mahkeme salonunda ortaya çıkan tablonun ardından, birileri tarafından Kemal Bey’in kitleyle olan bağının koparılması için çok özel bir çalışma yürütülmüştür."
"SOL, EMEKÇİ MAHALLELERİNİ SAĞA KAPTIRDI"
Sol siyasetin emekçi sınıflardan koptuğunu ve yeni anayasa tartışmalarında kitlelerin sahipsiz bırakıldığını savunan Kazımoğlu, "Solun vereceği önemli öz eleştirilerinden bir tanesi Gezi'dir. Biz Gezi'yi kaçırdık. Kitle bağlarımızı koparmış, bizi biz yapan emekçi mahallelerinden uzaklaşmıştık. O mahalleleri sağa kaptırdık. Kendi emanet zeminimizde yükselmeye çalışırken, bizden koptuğunu sandığımız o gençler çıkıp tarih yazdı, biz ise sadece izledik. Bugün Türkiye'de sol konuşulmuyor. Biz işçileri, emekçileri konuşmayı bıraktık; etnik ve cinsel aidiyetler üzerinden, devletin refleksleri üzerinden siyaset yapıyoruz. Örneğin, fındık toplamaya giden mevsimlik işçilerin yaşadığı saldırılar... Olayı sadece ‘Türk-Kürt kavgası’ gibi okumak, sınıfsal köklerimize ihanettir. Bu insanlar neden kendi topraklarını süremiyor da yüzlerce kilometre öteye güvencesiz, sigortasız beden işçisi olarak gidiyor? Traktör kasalarında, trafik kazalarında can veriyor? Masada emekçi sınıfların temsilcisi yok. Hükümet yeni bir anayasa, yani yeni bir toplumsal sözleşme yazıyor ama biz kağıt toplayıcılarının, mevsimlik işçilerin, yoksul köylünün derdini masaya vuramıyoruz" şeklinde konuştu.
"YENİ PARTİ'Yİ SOKAKTA İYİ PARTİ SANIYORLAR"
CHP'den ayrılarak 'YENİ Parti' çatısı altında siyaset yapan eski partililere yönelik çok sert eleştiriler getiren Konak İlçe Başkanı, ayrılık sürecindeki üsluba tepki gösterdi:
"İnsanın ve ilişkinin kalitesi mutluluk anlarında değil, ayrılık günlerinde belli olur. Yıllarca bu partinin bütün imkanlarından faydalanmış, sülalelerini belediyelere yerleştirmiş, 'ağzından gümüş kaşık eksik olmamış' isimlerin giderken sergiledikleri tutum üzücü. Gidebilirsiniz, siyasette yeni bir yol çizebilirsiniz; buna saygı duyarım. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'ne sokaklarda 'hain' diye bağırtmak, partinin armalarını sökmek kabul edilemez."
“BİZE KÜFÜR ETTİRENLER İKTİDARA BÜYÜK HİZMET VERİYOR”
YENİ Parti'nin ideolojik bir temeli olmadığını savunan Kazımoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"YENİ Parti'nin en büyük sorunu ideolojik bir hattının ve manifestosunun olmamasıdır. Aceleyle logolar yapıldı, sonra 'bu logo geçici' dendi. Madem ekonomik sıkıntınız var, neden millete bağış çağrısı yaparken paraları logo tasarımlarına çarçur ediyorsunuz? Kendilerini ideolojik olarak tanımlayamadıkları için büyük bir kafa karışıklığı yaşıyorlar. İddia ediyorum, sokaktaki vatandaş YENİ Parti'yi İYİ Parti ile karıştırıyor ve bu durumdan en çok İYİ Parti karlı çıkıyor. Muhalif seçmeni Cumhuriyet Halk Partisi'ne küfrettirerek kime hizmet ediyorsunuz? Muhalefetin görevi iktidara karşı kitleleri kanalize etmektir. Siz CHP'ye sövdürterek aslında iktidara en büyük hizmeti veriyorsunuz. İktidar da bunu yerinden keyifle izliyor."
“ADAYLAR SIFATLAR ÜZERİNDEN BELİRLENDİ”
Aday belirleme süreçlerindeki hataların bugün partiye operasyon olarak döndüğünü belirten Kazımoğlu, " Bugün YENİ Parti'yi kuran yönetici kadroların en büyük hatası, siyaseti politik hatlar yerine sıfatlar üzerinden yapmalarıdır. Siyaseti olgusallaştıramadılar. Karşımızda politik temelleri, ideolojik kökleri olmayan bir hareket var. Partinin aday belirleme döneminde de liyakat veya politik hatlar yerine, sadece ‘genç’ veya ‘kadın’ gibi sıfatlar üzerinden kararlar verdiler. Bir insanın sadece genç olması, onun iyi bir belediye başkanı olacağı anlamına gelmez. Partinin dışından, siyasi emeği olmayan insanları bu sıfatlar yüzünden bir gecede belediye başkanı veya meclis üyesi yaparsanız, ilk krizde çeker giderler ya da itirafçı olurlar. Eğer adaylar bu ideolojik köksüzlükle değil de politik aidiyetleri üzerinden seçilseydi, bugün bu fireleri ve belediye operasyonlarındaki zafiyetleri yaşamazdık" dedi.




