BÜŞRA ÇETİNKAYA / İZ GAZETE - İzmir'de Bornova ilçesinde 3 Kasım 2022'de Duygu Bölükbaş'ın evindeki havlupana asılı cansız bedeninin bulunmasına ilişkin dava sil baştan görülecek.

Duygu Bölükbaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili ağırlaştırılmış müebbet istemiyle tutuklu yargılanan sanık Emre T. daha sonra 30 Mayıs 2025'te beraat kararı verilmesiyle birlikte cezaevinden tahliye edildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ve Bölükbaş'ın ailesinin itirazı üzerine dosyayı inceledi.

Duygu Bölükbaş'ı öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan Emre T. ile halası S.T.'ye verilen beraat kararı istinaf tarafından bozulup, dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi.

İstinaf kararından sonra davanın ilk duruşması Temmuz ayında görülecek.

Duygu Bölükbaş’ın annesi Nuriye Bölükbaş ise davanın başından beri verdiği mücadeleyle biliniyor.

Bir anne için oldukça zorlu olan bu süreçte Nuriye Bölükbaş bir de kanser ile mücadele etmeye başladı.

İz Gazete’ye konuşan Nuriye Bölükbaş, beraat kararının bozulmasından ve davanın sil baştan görülecek olmasından dolayı mutlu olduğunu dile getirse de aklında çok fazla soru işareti olduğunu söyledi.

İzmir'de ekmek fiyatına zam!
İzmir'de ekmek fiyatına zam!
İçeriği Görüntüle

Kızının adaleti için mücadele ediyor: Müebbetle yargılanan kişiyi değil anneyi mahkûm ettiler!-1

“DAVA YENİDEN GÖRÜLECEKSE SANIK NEDEN TUTUKLU DEĞİL?”

“Hastalığım sürecinde bu karar bana iyi geldi fakat bu şekilde olmamalıydı diye düşünüyorum” diyen Bölükbaş, Emre T’nin neden tutuklu olmadığını sorgulayarak “Geç gelen bir adalet diye düşünüyorum. Madem dava yeniden görülecekse sanık neden şu an tutuklu değil?” ifadelerini kullandı.

“ADALETE OLAN GÜVENİM BİTTİ”

Nuriye Bölükbaş, ‘bir annenin bittiği yerdeyim’ diyerek duygularını ifade etmeye çalışırken “O kadar zor bir süreç ki! Şahıs tahliye edildi, İstinaf Mahkemesi kararı bozdu, neden hâlâ tutuklanmadı? Neden bir imzayla kaldı. Bu benim için çok üzücü. Sürekli düşünüyorum, yargıya müdahale mi var? Bu soru işareti benim için. Bu ülkede paran varsa her şey oluyor diye düşünüyorum artık. Adalete olan güvenim, insanlara olan güvenim bitti” diye konuştu.

“BİR DİPSİZ KUYUNUN İÇİNDEYİM, KUYUDA İĞNEYLE ÇIKIŞ YOLU ARIYORUM”

Emre T.’nin ailesi tarafından iftiralara maruz kaldığını söyleyen anne Nuriye Bölükbaş, bir televizyon kanalına çıkıp konuştuğu gerekçesiyle hakkında şikâyetçi olduklarını belirtti.

Bölükbaş, “Ben de bir anne olarak bittim. Yetmiyor. Şahıs beni dava edebiliyor. Kanala çıkıp derdimi anlattığım için benim hakkımda şikâyette bulunmuşlar, avukatım söyledi. Tanık olan kişi hakkında da şikâyetçi olmuşlar. Yasal olmayan hiçbir şeyi konuşmadık. Tanık ifade vermişti, kanalda da aynı şeyleri söyledi. Tanığa da baskı değil mi bu? O kadıncağız cesaret edip mahkemede ifade verebilir mi? Ben annesiyim, ben her şeyi göze alabilirim ama o bir yabancı, korkabilir. Ben o kadıncağızı arayıp, diyemedim. Gelmez diye… Bir başkası tanık olabilir mi? Olamaz. O kadar çaresizim ki. Bir dipsiz kuyunun içindeyim, kuyuda iğneyle çıkış yolu arıyorum. O iğneyle kuyudan çıkılır mı? Herkes kendi adaletini kendi mi sağlasın? Bir evlat kolay büyütülmüyor. Kızımın emaneti bende kaldı. Onun gözünün içine her baktığımda ben iyileşeceğime daha çok hasta oluyorum" dedi.

Kızının adaleti için mücadele ediyor: Müebbetle yargılanan kişiyi değil anneyi mahkûm ettiler!-2

“KOCAMI ALDATMAKLA SUÇLADILAR, KOCAM EVE GELDİĞİNDE BENİ ÖLDÜREBİLİRDİ”

Bölükbaş, “Suç işleyeni değil, bir anneyi hastalığa, yalnızlığa mahkûm ettiler” diyerek üzerine iftira atıldığını savundu.

Yaşadıklarını gözyaşları içerisinde anlatan Bölükbaş, “Kanala çıktığımda beni kocamı aldatmakla suçladılar. Ben kocamı aldatıyormuşum! Ben evladımın adaletini arıyorum. 80 milyonun önünde bana bunu söylüyorlar. Belki kocam bunu duyduğunda o öfkeyle eve geldiğinde beni öldürebilirdi. Ölmüş kızım bunu söylemiş diye iftira atıyorlar. Kızım ölmüş, cevap veremez. ‘Allah sana belanı vermiş’ diyorlar, kanser hastasıyım ya! Psikolojik ilaçlarla ayakta duruyorum” dedi.

“ÇARŞAFTA BİR TANE DÜĞÜM YOK”

‘İntihar’ iddialarına ilişkin konuşan Bölükbaş, bu iddiaları kesin bir dille reddederken mahkeme tarafından yapılan incelemelerde de çarşafta düğüm olmadığına dikkat çekti. Bölükbaş, Emre T’nin olaydan önce kızını bıçakla tehdit ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Kendini kurtarmak için ‘ben yaptım’ demiyor. Kızım orada kendini astıysa orada ondan başka gören yok. Çarşafta bir tane düğüm yok. Düğüm olmadan bir insan kendini oraya nasıl asar? Tanık yok başka! Çocuğu vardı, maddi sorunu yoktu, aileden sıkıntısı yoktu. Neden bir anne çocuğundan vazgeçip intihar eder? Görüntüler var. O gece bıçak elindeydi o adamın. Bu bile suçtur. Bundan da ceza alması gerekirken beraat etti. O insanın özgürlüğünü tehdit ediyor gecenin bi vaktinde… Beraat ettirildi ama. Siteye kaç defa polis gelmiş, kapı bıçakla darp edilmiş, tutanaklar tutulmuş. Hiçbirinden ceza almadan beraat ettirildi.”

“EN BÜYÜK CEZAYI BANA VERDİLER”

Yaşadığı sürecin dayanılmaz olduğunu vurgulayan Bölükbaş, Emre T’nin adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine tepki göstererek “Benim aklım mantığım almıyor. Düşündükçe delireceğim. Düşündükçe dert sahibi oldum, kanser hastası oldum. Ben hangi biriyle mücadele edeyim? Sağlığımla mı mücadele edeyim? İki çocuğum daha var. Onlara annelik yapamıyorum diye kendimi suçluyorum. Eşime eşlik yapamıyorum diye kendimi suçluyorum. Evimden dışarı çıkamıyorum her gün ben mahkûm gibi, ışın almaya doktora gidiyorum, o bir imzayla kurtuldu. En büyük cezayı bana verdiler” dedi.

“SON NEFESİME KADAR BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM”

“Artık Allah’a bırakayım adaleti o sağlasın diyorum bazen. Kimin kapısını çalacağım bilmiyorum. Bir anne olarak gerçekten çok tükendim” diyen anne Bölükbaş, şüpheli kadın ölümleri davalarında mücadele eden diğer ailelerle dayanışma duyguları içerisinde olduğunu söyledi.

Nuriye Bölükbaş, şunları kaydetti:

“Asla pes etmesinler. Son nefesime kadar ben bu işin peşini bırakmayacağım. Diğer aileler de bırakmasınlar, yapanın yaptığı yanına kâr kalmasın. Bir adam bu Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduysa bir kadın da tüm kadınların mücadelesiyle bu ülke çok güzel yerlere gelir. Kimse pes etmesin.”

Muhabir: BÜŞRA ÇETİNKAYA