İz Gazete’den Eren Öyküm Ihlamur, KAYIT programının özel bölümünde Kızıl Parti Eş Sözcüsü Beyza Nur Öztürk’ü konuk etti. Programda Kızıl Parti’nin kuruluş sürecinden Türkiye’deki emek mücadelelerine, 1 Mayıs tartışmalarından İzmir’deki belediye işçilerinin direnişlerine kadar birçok başlık ele alındı.

Öztürk, özellikle İzmir 1 Mayıs’ında yaşanan tartışmalara, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik protestolara ve sosyalist hareket içindeki ayrışmalara dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“PARTİYİ KURMA İHTİYACI DUYDUK”

Kızıl Parti’nin kuruluş sürecini anlatan Öztürk, daha önce Türkiye İşçi Partisi içinde siyaset yaptıklarını belirterek, “Bulunduğumuz partinin artık bizim anladığımız şekilde sosyalist mücadele yürütmediğini ya da bize uygun olmadığını düşündük. Bundan sonra değişemeyeceğine emin olduğumuz noktada birçok devrimci arkadaşımızla ayrılma ihtiyacı hissettik” dedi.

Yeni bir sosyalist parti kurulmasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Öztürk, “Bu kadar çok sol parti varken neden yeni bir parti kurdunuz sorusuyla çok karşılaşıyoruz. Oysa baktığımızda sağ partilerin çok daha fazla olduğunu görebiliyoruz. Burada mesele bölünmenin neye hizmet ettiğidir. Bizim ayrılığımız dar grupçu bir anlayıştan değil, sağlam temellere dayanan devrimci bir mücadele anlayışından doğdu” ifadelerini kullandı.

Kızıl Parti Sözcüsü Öztürk’ten 1 Mayıs Ve Cemil Tugay Çıkışı Alanlarda Patronların Değil Işçilerin Sözü Olmalı! (2)

“DORUK MADEN DİRENİŞİ 1 MAYIS’A ANLAM KATTI”

Türkiye’de son dönemde yükselen işçi direnişlerine dikkat çeken Öztürk, Doruk Maden işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir maden direnişi olmadığını söyledi.

Öztürk, “Doruk Maden işçilerinin Ankara’ya yürüyüşü, açlık grevleri ve mücadeledeki kararlılıkları çok önemliydi. Bu sadece sosyalistlerin değil toplumun geniş kesimlerinin gündemi oldu. Birçok insan sosyal medyada bu direnişi takip etti. 1 Mayıs’ın gerçek anlamı da Doruk Maden işçilerinin zaferiyle görünür hale geldi” dedi.

Migros depo işçileri, Temel Conta ve belediye işçilerinin direnişlerini de hatırlatan Öztürk, mücadeleci sendikal anlayışın olduğu yerlerde kazanım elde edildiğini savundu.

Çankaya Katlı Otoparkı imar planı değiştirilecek: Kritik karar Resmi Gazete'de
Çankaya Katlı Otoparkı imar planı değiştirilecek: Kritik karar Resmi Gazete'de
İçeriği Görüntüle

“TAKSİM SADECE BİR MEKAN DEĞİL”

1 Mayıs tartışmalarında Taksim iradesinin önemine değinen Öztürk, “Biz Taksim’i yalnızca bir mekan olarak değerlendirmiyoruz. Taksim iradesi, iktidarın bize çizdiği sınırları reddetmenin temsilidir. Nerede olmak istiyorsak, nerede işçi sınıfı gerçekten sesini duyurabilecekse orası 1 Mayıs alanıdır” diye konuştu.

Geçtiğimiz yıl yayınladıkları deklarasyonla Taksim’in yalnızca bir grubun değil tüm sosyalist yapıların ortak savunması gereken bir alan olduğunu söylediklerini belirten Öztürk, bu yıl daha geniş bir Taksim çağrısı ortaya çıktığını ifade etti.

Kızıl Parti Sözcüsü Öztürk’ten 1 Mayıs Ve Cemil Tugay Çıkışı Alanlarda Patronların Değil Işçilerin Sözü Olmalı!

“CEMİL TUGAY GREV KIRICILIĞI YAPTI”

İzmir 1 Mayıs’ında yaşanan tartışmaların merkezinde yer alan Cemil Tugay protestolarına ilişkin konuşan Öztürk, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin işçi politikalarını sert sözlerle eleştirdi.

Öztürk, “Bir yıldır İzmir’de belediye işçilerinin direnişlerini görüyoruz. Cemil Tugay’ın birçok işçi direnişinde grev kırıcılık rolünü üstlendiğini gördük. İşçilerin yüksek maaş aldığına dair bir algı yaratıldı. Halk bilinçli şekilde işçilere karşı kışkırtıldı. Tugay’ın bizzat sahaya çıkıp çöp toplayarak grev kırmaya çalıştığını gördük” ifadelerini kullandı.

Belediye işçilerinin taleplerinin meşru olduğunu savunan Öztürk, “İşçilerin aldığı ücretler söylendiği gibi değildi. Olsa bile bu ücretler bütün emekçilerin hakkıdır. Açlık ve yoksulluk sınırının altında çalışıyoruz. Bir grup işçinin görece daha iyi ücret alması diğer işçilerin mücadelesini küçültme nedeni değil, aksine mücadeleyi büyütme sebebi olmalı” dedi.

“1 MAYIS ALANLARINDA PATRONLAR YER BULMAMALI”

1 Mayıs günü yaşanan protestolara ilişkin de konuşan Öztürk, bazı sendikaların ve kurumların Cemil Tugay’ın sahneye çıkmayacağı yönünde güvence verdiğini ancak buna rağmen Tugay’ın alana giriş yapmaya çalıştığını söyledi.

Öztürk, “Sarı sendikaların işçilere söz hakkı tanımadığı, direnişteki işçilerin mikrofonlarının engellenmeye çalışıldığı bir tablo gördük. Buna karşı tepki gösterdik. 1 Mayıs alanlarında patronların değil işçilerin sözü olmalı” diye konuştu.

Kızıl Parti’nin alanı terk etme kararını da anlatan Öztürk, “Bu düzenin temsilcilerinin bulunduğu bir alanda işçi sınıfının gerçek anlamda kazanım elde edemeyeceğini düşündük. Bu yüzden protesto kararı aldık” dedi.

“CHP’YE OPERASYON BAŞKA, İŞÇİ DÜŞMANLIĞI BAŞKA”

Kendilerine yönelik “AKP’ye hizmet ediyorsunuz” eleştirilerine de yanıt veren Öztürk, CHP’ye yönelik siyasi operasyonlarla belediyelerin işçi politikalarının birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi.

Öztürk, “CHP’ye yönelik siyasi operasyonların farkındayız ve buna karşı da tutum alıyoruz. Ancak bu durum belediye başkanlarının işçilere yönelik politikalarını eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmez. Bu düzenin temsilcisi hangi partiden olursa olsun karşısında durulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“İZMİR BİR DİRENİŞ KENTİNE DÖNÜŞTÜ”

İzmir’de belediye işçileri başta olmak üzere çok sayıda direnişin sürdüğünü söyleyen Öztürk, “Karşıyaka, Buca, Bayraklı, Çiğli… İzmir’in birçok ilçesinde işçiler sendikal hakları için mücadele ediyor. İzmir artık bir direniş kenti haline geldi” dedi.

Sayıştay raporlarında yer alan usulsüzlük iddialarını da hatırlatan Öztürk, belediyelerin işçilere kaynak olmadığını söylerken farklı alanlarda kamu kaynaklarını kullandığını savundu.

“1 MAYIS ALANLARI BÖLÜNMEMELİ”

TKP’nin ayrı 1 Mayıs organizasyonlarına da değinen Öztürk, “1 Mayıs alanları sosyalistlerin bölüneceği alanlar değil, birleşeceği alanlar olmalı. O alanlardan gitmesi gerekenler patronlar ve düzen temsilcileridir” diye konuştu.

Birleşik mücadele anlayışını savunduklarını belirten Öztürk, sosyalist hareketin, sendikaların ve emek örgütlerinin ortak mücadele hattını büyütmesi gerektiğini ifade etti.

“NATO KARŞITI MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”

Programın sonunda partinin önümüzdeki dönem çalışmalarına ilişkin konuşan Öztürk, antiemperyalist mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.

Öztürk, “Türkiye NATO’nun önemli ülkelerinden biri. NATO zirvesine karşı mücadeleyi yükselteceğiz. Denizlerin açtığı yoldan yürümeye devam edeceğiz. Türkiye NATO’dan çıkana ve NATO kapatılana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

Kızıl Parti’nin örgütlenme çalışmalarını sürdüreceğini belirten Öztürk, “1 Mayıs’tan sonra durmadık. Tam tersine daha fazla insanla temas ettiğimiz, birleşik mücadeleyi büyüttüğümüz bir sürece girdik. İşçi sınıfının iktidarı için mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

Muhabir: ZİLAN GENÇ