CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TV100 yayınında Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtlıyor.
21 Mayıs’ta verilen ‘Mutlak butlan’ kararı ve sonrasında yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:
CHP’nin temel özelliği iç tartışmalarının uygar bir şekilde yapmasıdır, 100 yılı aşmış tarihi içinde zaman zaman tartışmalar ve ayrışmalar olağandır. İtiraz ve tartışma kültüründen kaçınmamak gerekir. Genel başkanlar bunları sonuna kadar dinler, bu kültürden yararlanır. Bugünkü süreç geçmişteki süreçlere benzemiyor. Her halükarda tarih bize CHP’nin 100 yıldır kendi varlığını devam ettirdiğini gösterdi. Kuruluşundaki ahlaki kodları, siyasi alanda pek çok üstünlüğü ve tutarlılığı korumamızı sağladı, parti varlığını bununla sürdürdü. Ancak kurultay ve son süreç Türkiye'de bir ilk.

"KİM PARTİYİ BÖLERSE ERDOĞAN'A HİZMET EDER"
Kılıçdaroğlu, Şengül’ün “CHP bölünüyor mu?” sorusuna “Hayır, bölünmüyor.” yanıtı verdi ve şunları aktardı:
CHP’nin bölünmesi kimin işine yarar? Erdoğan’ın işine yarar. İktidar partisi CHP’nin güçlü olmasını ister mi? İstemez. Kim partiyi bölüyorsa Erdoğan’a hizmet etmiş olur. ‘Mutlak butlan’ davasını açan kim? Davayı açan ifade veren gidip konuşan ben değilim, Bursa’da açıldı; ‘Değişimci’ birisi açtı. Ne için açıldı? Söylenen şu: Bazı delegelerin iradeleri parayla satın alındı. Bunu söyleyen kim, CHP’liler, parayı alan kim, CHP’liler, ifadeyi veren kim CHP’liler, AK Partili MHP’li biri gelse onu suçlayalım ama söyleyenler CHP’liler. ‘Kurultayda şu kadar para verdim’ diyen kim, CHP’li belediye başkanı. Partiyi yönetenlerden biri çıkıp demedi ki ‘Şaibe sizde olur. CHP’nin kurultayında şaibe olmaz siz kendi kurultayınıza bakın’, bunu diyen kim? Benim.

"NEYİN MÜZAKERESİNİ YAPIYORSUNUZ, AÇIKLAYIN"
Kılıçdaroğlu Özgür Özel yönetiminin 'normalleşme' sürecini isim vermeden şu sözlerle eleştirdi:
Erdoğan bu genel merkezi ziyaret ettiğinde bayrak forsunu kim astı? Ben mi astım? Niçin astılar? Erdoğan Meclis açılışına katıldığında CHP'liler ayağa kalkmazdı, niçin ayağa kalktılar? Hemen seçimlerden sonra yeniden seçim istemeniz lazım, 'Biz müzakere edeceğiz' dediler. Neyin müzakeresini edeceksiniz, derhal seçim istemeliydiniz. Müzakere edilmez, mücadele edilir' dedim. Hangi mücadeleyi yaptılar? 'Arka kapı diplomasisi' dediler, gizli görüşmeler yapıldı. Neyin müzakeresini yapacaksınız, açıklayın. Ülkenin dünya kadar sorunu var, Allah aşkına ne yapılıyor? Bu meclis yolsuzluğu aklayan meclistir, yapısı itibarıyla Türkiye'nin sorunlarını çözemez, kimse 'Bu Meclis Gazi Meclistir, Kurucu Meclistir' demesin, o Meclis ayrıydı, 5 kuruşun hesabı sorulurdu şimdi milyarların hesabı sorulmuyor.

"NİÇİN AYRI PARTİ KURACAKSINIZ?"
Kılıçdaroğlu, Özel'in ayrı parti çalışmasına da değindi; "Özel'e 'tokalaşma' çağrınız olacak mı? sorusuna şöyle cevap verdi:
Hangi gerekçeyle ayrı parti kuracaksınız? Hem parti içindesiniz hem grup başkanısınız hem de ayrı parti için çalışıyorum' diyeceksiniz. Bu olur mu? Ayrı partinin gerekçesi nedir? Elbette konuşuruz yumruklaşmadık kavga etmedik. Zaman zaman konuşuyoruz elbette. Özel'in partiden ayrılmasına gerek yok, hangi gerekçeyle ayrılıyor? Parti içinde mücadele edebilir, buna bir sözüm yok ancak parti içinde paralel yapı olmaz. Partide Özgür Bey'i sevenler de var sevmeyenler de, beni de öyle. Kimsenin birilerine tabi olmalarına gerek yok. CHP'liler kendi özgür iradeleriyle karar verir. Partide 'kesin hükümsüzlük' kararının girmesi parayla yolsuzlukla ilgili, ama kimse bunu konuşmuyor. CHP kirliliği asla kabul edemez.
Kılıçdaroğlu, "Grup toplantısını kim yapar, Genel Başkan. Onlar yapmak istedim onlar da istedi. Çatışma çıkacaktı, ben Genel Merkez'i aldım, fedakarlıkta bulundum. Onların grup toplantısı yapması doğru mu, hukuka uygun mu, parti içi hukuka uygun mu; hayır" ifadelerini kullandı.
Özel'e partiden ayrılmama çağrısını yineleyerek "Bu yanlıştır. Kimsenin istifa etmeye lüksü yoktur" dedi. "Ayrıldınız, ne diyeceksiniz? Benim söylediklerimi söyleyecekseniz niye ayrılıyorsunuz? 'Biz AK Partiyle iş birliği yapacağız başka partilerle çalışacağız' derseniz o da yanlış."

"SIRADAN İDDİANAMELER DEĞİL"
Kılıçdaroğlu, "CHP nasıl arınacak?" sorusuna karşılık şunları aktardı:
Bunu sadece CHP için söylemiyorum, ‘Şimdi arınma zamanı’ diyorum, Türkiye’nin de siyaset kurumunun da arınması gerek. Türkiye’nin beli doğrulmaz. Tedbirli olarak disipline bu yüzden verdik. Partinin yöneticilerine hakaret ettiler, bu olmaz. İl Başkanı’nı görevden aldık 10-20 milyon lira 40 gazete satın almışlar. Malatya’da İl Başkanı, gidip gazete alacaksın, naylon fatura keseceksin. Bunları ayıracağız. Partinin ahlakıyla uyuşmayanları ayıracağız.
Arınmanın belediye başkanlarını kapsayıp kapsamayacağı sorusuna ise “Belediye başkanları yargılama aşamasındalar, tutuksuz yargılanmalılar. Hesap verebilirler. İddianameleri okudum, sıradan iddianameler değiller. Aklanıp dönmelerini isteriz.” diye yanıt verdi.
“İMAMOĞLU ADAY OLUR, OLMAZ”
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına yönelik suçlamaların siyasi olmadığını vurgularken Selahattin Demirtaş, Osman Kavala gibi siyasi tutuklulara ilişkin ise “Bunlar ayrı, boşu boşuna yatıyorlar. Bireysel ve çıkara dönük davalar değil” mesajı verdi.
Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’na yönelik suçlamalara ilişkin ise şunları söyledi:
Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili bir sözüm yok, olur veya olmaz, ama önünüze belli dosyalar konuyorsa savunmak haksızlığı söylemek para hareketinin gerekçesini söylemek zorundasınız. Cumhurbaşkanlığı gibi bir koltuğa oturacaksanız her şeyin hesabını vermek zorundasınız. Ben ‘Yargı bağımsızdır’ demedim. Ama yargının bağımsız ve tarafsız olması lazım, bazı özel yasaların çıkması lazım. Belediye başkanlarıyla ilgili ihraç düşüncemiz yok, yarın beraat ederse ne olacak?
Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı tartışması açmak kadar yanlış bir şey yok. 2,5 yıldır bunu tartışıyoruz. Memleketin başka sorunu yok mu? Yeri zamanı gelince aday belirlenir. Daha öncekiler de seçim sürecine girildiği zaman yetkili organlar kararını verdi, seçime girdik" açıklamasında bulundu.
GÜNER HAKKINDA "KUŞKULARIM VARDI" DEDİ
Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in gözaltına alınmasına ilişkin “sessiz kalma” eleştirilerine karşı “Kuşkularım vardı” dedi ancak ayrıntıya girmedi. Kılıçdaroğlu “Belediye başkanlarımız gidip kendilerini yargıda savunacaklar, haklı olduklarını gösterecekler beraat edip gelecekler ben de onları kucaklayacağım. Ayrıntılı görüş belirtmek için bilmem gerek, bilmiyorum, Çankaya Belediye Başkanımız avukatlarıyla kendini savunacaktır, belgeler varsa ortaya koyacaktır.” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, yargılamalar hakkında İzmir'den de örnek verdi; "Aziz Kocaoğlu da yargılandı hem de 397 yılla yargılandı, bu kadar bağırtı gürültü oldu mu? Gitti beraat etti çıktı geldi." dedi.
"HAİN KEMAL" SLOGANLARI
Kılıçdaroğlu, miting meydanlarında atılan "Hain Kemal" sloganlarına ilişkin ise şunları söyledi:
Tepki gelebilir ama tepkinin ahlaki dozu aşıp başka bir alana evrileceğini hiç düşünmemiştim; çünkü CHP’nin kültüründe bu yoktur. Genel Başkan saygı ölçüsü içinde eleştirilir. Genel merkeze yazılan o yazıyla ilgili tespit yapılanlar var; görüntüler galiba savcılıkta. Kim olduğu biliniyor. Partinin kendi içindeki kameralardan o görüntülerin tamamı alındı ama görüntülerde tam olarak ne var ne yok çok fazla bilmiyorum.
DENİZ GÖKTAŞ'LA GÖRÜŞME TARTIŞMASI
Deniz Göktaş’la görüşme tartışmasına ilişkin şunları aktardı:
Olayı duyduğumda bu kişiye sahip çıkmamız gerektiğini düşündüm, bu arkadaşımız bir sanatçı, hakkında soruşturma açılıyor ve sırtında çantasıyla geliyor ters kelepçe vuruyorsunuz. Demokrasi, kültür, sanat anlayışıma ters. Orada Türkiye İşçi Partililer tarafından protesto edildim, edilebilirim. Benimle aynı düşüncede olmasa bile hakkını ve hukukunu korumak zorundayım. Adamına göre tavır alan görüş beyan eden bir kişi olurum. Katılmadığım bir bölüm var, kişilerin dini duyguların istismar edilmesini doğru bulmadım. İnanca saygı duyarsınız. Ama siyasetçilere her türlü eleştiriyi yaparsınız. Siyasetçiler ağır eleştirileri tebessümle karşılamalıdır. Türkiye bu demokratik olgunluğu yakalamak zorunda.
"ÇELENK KONUSU İNTİKAMCI BİR DUYGU"
Kılıçdaroğlu, Kadir İnanır ve Ahmet Telli'nin cenaze törenlerine yolladığı çelenklerin alınmamasına ilişkin şunları aktardı:
Kadir İnanır’ın cenaze törenine çelengi gönderdim, salonuna alınmadı, ailenin haberi yok, almayanlar beni sevmeyenler. Bu doğru değil. Bir sanatçı vefat etmiş. Her şeyden önce Kadir Bey’e saygısızlıktır, o beni ne büyütür ne küçültür ben saygımı ifade etmek istedim. Ailesi çok üzüldü, kişinin beni sevdiği saygı duyduğu söylendi. Ailesiyle birlikte olacağım. Kılıçdaroğlu’nu sevmeyenlerin intikam duygusu bu. Ahlaki değil. Bir CHP'li bunu yapmaz, bu kişiler zaten CHP'li değil; ağırlıklı olarak TİP, EMEP, Halkevleri üyesi.
Kılıçdaroğlu "Sokağa çıkmıyor" söylemlerine karşılık ise "İl ve ilçe gezileri yapacağız, siyaset kurumunun görmediği insanları ziyaret ederim. Kağıt toplayıcılar, hallerde çalışanlar, apartman görevlileri... Ben gidip o insanların dertlerini hep dinlerim, elbette ki sokağa da çıkacağım" yanıtı verdi.
YENİ KURULTAYDA ADAY OLACAK MI?
Kılıçaroğlu “Kurultayda aday mısınız?” sorusuna karşılık şunları söyledi:
Partiyi güvenli limana getireceğim, kurultaya götüreceğim, yeni yöneticilere güvenle teslim edeceğim. Kurultayda tüm adaylar özgürce adaylıklarını ilan edecekler, hiç kimse onların aleyhine kulis yapmayacak. Yani parti kuruluşundaki felsefeye uygun olarak kurultay yapacak. Bugünden aday olup olmayacağımı söylemeyeyim, aday gösterilirsem onu ancak o zaman düşünürüm.
"PARTİ BANA TAHSİS EDİLENLERİ GERİ ALDI"
Kılıçdaroğlu, başkanlık sonrası çalışmalarında ekonomisini nasıl sağladığına ilişkin ise "Ben mal varlığımı milletvekili olduğumda açıkladım. Genel Başkanlıktan ayrıldıktan sonra parti bana tahsis edilen korumaların ücretlerini kesti, tahsis edilen aracı geri aldı. Bu doğru bir şey değil. Arkadaşların yemekleri için lokantayla anlaştık, bir kısmını ben ödedim, bir kısmını gelen yardımlarla ödedik. Bir iş adamı polislerin yemek ücretlerini ödedi. İsmini vermem doğru değil." açıklamasında bulundu.
"FETÖ'CÜLER ÖZEL'İ DESTEKLİYOR"
Daha önce FETÖ'cülerin partiyle olan ilişkisini ifade eden Kılıçdaroğlu, yeniden aynı konuya da değindi:
Siz gidip de MİT'e partiye FETÖ'cü sızmış mı diye soramazsınız. Siz devleti tanımıyorsunuz. Devletin görevi, risk oluştuğu zmaan müdahale etmek. Kaçak FETÖ'cüler kimi destekliyor internet sitelerine bakın. FETÖ'cü YouTuber'lar benim aleyhimde. FETÖ, Özgür Özel ve arkadaşlarına destek veriyor.
Kılıçdaroğlu açıklamalarını, "Bütün partililerime sesleniyorum. Partililer partisine sahip çıkacak. Yukarıdaki tartışmalara dahil olmayacak" sözleriyle tamamladı.




