İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT programının 19’uncu bölümünde İzmir siyasetine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel’in parti sözcülüğü görevinden ayrılmasının ardından kentteki saha çalışmalarını yoğunlaştırmasını yorumlayan Kartal, İzmir’deki siyasi boşluğa dikkat çekti.
Kartal'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İzmir'de bir siyasal boşluk oluşmuş oldu. Var, öyle bir siyasal boşluk var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin göreve getirdiği isimler ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin yaptıkları nedeniyle oluşan bir siyasal boşluk bu. Bu siyasal boşluğu doldurabilecek isimlerden bir tanesidir Deniz Yücel. Buradan da söylemiş olayım. Ya bundan önce mesela diyelim bir derdi olan, diyelim belediyede derdi var, işçi, sıkıntısı olan vatandaş, muhtar... Atila Sertel’i arıyordu, Musa Çam'ı arıyordu, Tacettin Bayır’ı arıyordu, Kamil Okyay Sındır’ı arıyordu, Kani Beko’yu arıyordu. Romanlar Özcan Purçu’yu arıyordu. Belki derdini çözüyordu, belki çözemiyordu ama işte orada bir şey döküyordu yani, içini döküyordu."
GENEL MERKEZDEKİ AYRIŞMA, YERELDE KAPTANSIZLIK
“Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden geçtiği genel merkezdeki o ayrışma durumları ve işte yerel yönetimlerdeki kaptansız kalmış, 29 belediye iç kavgalar nedeniyle genel başkan yardımcısı ve parti sözcülüğü görevleri alan Murat Bakan ve Deniz Yücel'in de İzmir'den biraz istemeden uzaklaşmalarına sebep olan bir süreç oldu bu. Murat Bakan hala Cumhurbaşkanlığı aday ofisinde olması nedeniyle bence tam yapması gerektiği kadar İzmir'le ilgilenemiyor. Bunun kendisi siyaseten zararını görecektir.”
"YÜCEL, DAHA FAZLA TOPA GİRMELİ”
“Ama Deniz Yücel parti sözcülüğünden ayrıldıktan sonra biraz özgürleşti. Şimdi görüyoruz ilçeleri geziyor. Daha fazla da topa girmeli. Çok genç, yaşı genç ama yaşı genç olmasına rağmen il başkanlığı, 5 yıl il başkanlığı, milletvekilliği, parti sözcülüğü gibi çok önemli görevlerde bulunmuş, uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi'nin faydalanabileceği bir isim olduğu belli. Yani şimdi yeni il başkanının henüz İzmir'de ilçe binalarını bile bilmediğini düşünürsek, henüz bilememiş olacağını da düşünürsek, geçmişin hafızasına o kadar hakim olmadığını da düşünürsek, siyasi tecrübesinin biraz zayıf olduğunu da düşünürsek, onların sahada olması yeni il başkanın da belki elini rahatlatacaktır.”
“VATANDAŞ ORTADA KALMAZ”
“Ama daha önemlisi, vatandaş ortada kalmaz. Vatandaşın artık bana, sosyal medya hesaplarına, bilmem nereye, gazetelere, gazetecilere, ya işte şöyle de bir derdimiz var, yazsınlar önemli değil ama, diye dert anlatmaktan daha önemli, daha kolay bir yolu var hele ki CHP üyesi ise kendi vekiline, kendisinin seçtiği milletvekiline erişmek. Daha çözüm odaklı olur. Gerçi onların da telefonlarını açmıyorlar da. Açmıyor telefonunu ama. Daha çözüm odaklı olması gereken yol bu. O yüzden sahaya çıkmasının vatandaşı, CHP üyelerini, CHP örgütlerini sıkıntı yaşayanları da hafif bir rahatlatacağını düşünüyorum.”
Yoksa böyle kimsenin kimseye derdini anlatamadığı, kimsenin kimseye sözünü geçiremediği bir İzmir tablosu olmuş oluyor. Biz hangi gün nasıl uyanırsak, günaydın fikrim geldi, günaydın canım sıkıldı ile uyanırsak öyle bir kaosla yaşıyoruz, öyle debeleniyor yani İzmir."




