İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AKP Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca’nın “İstanbul soruşturmalarının İzmir’e sıçraması an meselesi” sözlerini değerlendirdi. Kartal, tartışmayı yalnızca olası bir operasyon iddiası üzerinden değil, yargı bağımsızlığı ve İzmir siyasetindeki son gelişmeler üzerinden ele aldı.

“YARGI BAĞIMSIZ DİYEBİLECEK MİSİNİZ?”

Kartal, şunları söyledi:

“AKP'liler lafa gelince yargı bağımsız, siyasi iktidar müdahale etmiyor diyor. AKP'li bir belediye meclis üyesi Uğur İnan Atmaca, yargının İzmir'de operasyon yapacağıyla ilgili bilgiye hakim oluyor, öğreniyor ve bunu dile getiriyorsa, yarın çıkıp yargı bağımsız diyebilmek mümkün mü? Senin görevin bu mu? Sen boş ver bu işi. Birincisi bunu cebe koyalım. Önce bunun cevabını verelim. Sen boş ver, büyükşehir belediyesindesin. Eleştir belediye başkanını, belediye meclis üyelerini, kendi partinin doğrultusunda bak ama senin görevin İzmir'deki yerel hizmetlerle ilgili konuşmak, bunu takip etmek. Yarın çıkıp da yargı bağımsızdır, biz siyaseten müdahale etmiyoruz derseniz samimi olmuyor. Sıçrar mı, sıçramaz mı? Bu bir Adalet Kalkınma Partisi'nin Cemil Tugay'a sopa gösterme şeyi midir bilmiyorum ama ben başka bir şeyi anlatayım.

“KIRILMA NOKTASI 19 MART SÜRECİ”

Gediz’den İzmir’e 19 Şubat 2026 uyarısı: 20 ilçede elektrik kesilecek!
Gediz’den İzmir’e 19 Şubat 2026 uyarısı: 20 ilçede elektrik kesilecek!
İçeriği Görüntüle

19 Mart Ekrem İmamoğlu tutuklanma sürecinde, tutuklandıktan sonra İzmir'deki Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları Cemil Tugay'la toplantı yapıyorlar, süreci değerlendiriyor. Benim öğrendiğim Cemil Tugay'ın böyle dalgalı kur olarak ilerleyen siyasal sallantılarının tamamı orada başlıyor. O süreçten itibaren başlıyor. Cemil Tugay'ın o süreçten sonraki tüm refleks ve çıkışları, siyasal çıkışları hatta AKP'ye mi geçecek türden sorulara maruz kalmasına sebep olan sallantılar, Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından sonra başlıyor. O toplantıların birkaçına Cemil Tugay ısrarla CHP'li ilçe belediye başkanlarına, ben öğrendim İzmir'den de iki belediye başkanı varmış. Ya başkan sen nereden öğrendin? Bir de niye böyle bir şey söylüyorsun? Öğrendiysen söyle neymiş ne değilmiş. Psikolojik olarak biraz tuhaf bir yere gidiyor. Hatta benim öğrendiğim, o dönem ilçe belediye başkanlarından bir tanesi, tepki de gösteriyor. Sayın başkanım, varsa bildiğiniz bir şey söyleyin, gidin o iki arkadaşla konuşun ama sürekli bizi böyle bir psikolojik olarak baskı altına almak gibi bir göreviniz yok. Biz şimdi burada böyle Ekrem İmamoğlu bir adaletsizlikle karşı karşıya. Biz de süreci değerlendiren toplantılar yapıyoruz diye tepki de gösteriyor.

“YUHALAMA, PROTOKOLLER VE YOL AYRIMLARI”

Sonrasında biliyorsun Ekrem İmamoğlu eylemlerinde Cemil Tugay'ın bir yuhalanması var. Yani biz toplansak ne olacak ki? Bir milyon kişi toplansak ne olacak ki? Ekrem İmamoğlu serbest mi bırakılacak diye eylemci gençler tarafından kendisine tepki gösterilen çıkışlar var. Ekrem İmamoğlu dışarıdayken İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapılan anlaşmalar, imzalanan protokoller, oradan gelen bürokratlarla yol ayrılma sürecine de girildiği bir dönem de söz konusu.

“İÇ DENETİM RAPORU VE YENİ BİR SÜREÇ”

Tabii o arada bir de eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının tutuklanmasına götüren iç denetim raporu ve bu raporun savcılığa verilmesi doğrudan -sürekli bunu inkar etse de- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın ısrarı ve isteğiyle tutuklanma sürecinin başlaması ve o araya giren ayrı bir süreç. Dönem dönem Adalet Kalkınma Partili milletvekilleri ve bakanlarla poz vermesini Cemil Tugay'ın artık yargı mensupları ve emniyet mensuplarında bile bu pozlarını kullanmaya, kendi lehine, bu pozlarını kullanmaya başladığıyla ilgili izlenimleri nedeniyle AKP'li yöneticiler biraz mesafe koyuyorlar.

“İKİ TARAFLA DA HAREKET ALANI AÇMA SİYASETİ”

Yani iddia şu, Cemil Tugay bakanlarla poz verdikçe, bu pozları ve ilişkilerini el altından, onları da dışarıda bırakarak, yargı ve emniyet mensuplarına kadar vardıracak şekilde çeşitli bürokratlara ve yargı ve emniyet mensuplarına vardıracak şekilde bu pozlarını, bu ilişkilerini fırsata çevirmeye yönelik hamleler yaptığını görüyor AKP'liler de bir süre sonra bu konuya mesafe koymaya başlıyor. Şimdi İzmir'e operasyon olur, olmaz, bilmem ne olur ama tüm süreçler içerisinde böyle bir sörf yapan bir siyasi profil de görüyoruz biz. Nerede sörf yapan? Bazen AKP'yle yakın, bazen bakanlarla yakın, bazen CHP'ye mesafeli, genel başkan yanıcılarıyla kavgalı ama oradan şey aldığında buraya yakın. Tüm bu süreçleri iki tarafta da değerlendiren, kendisi için hareket alanı kazanan bir siyaset tarzı...

“BU KAFA İLE VAATLERE SIRA GELMEZ”

E tabii bu kadar entrika içerisinde sörf yaparsan, iki yıl önce 29 Şubat'ta verdiğin, kente hizmetle ilgili verdiğin vaatlerinde neredeyse hiçbirini gerçekleştiremezsin. Çünkü işler ne? İşler şunu mu görevden aldırayım, bu belediye başkanını mı sıkıştırayım, bununla mı kavga edeyim, CHP'li de şurayı mı dizayn edeyim? Gündem bu. Gündem depremin yıl dönümünde havaalanında belediye başkanına küfür etmek. Gündem bir yerel gazetenin ödül töreniyle uğraşmak, gündem orada birini görevden aldırıp burada bilmem ne yap, sıra gelmez tabii. İki yıl önce verdiğin sözlere sıra gelir mi? Kafa bu, mantık bu. Aman bana da acaba sıçrayacak mı diye sörf yap. Siyasi iktidarın dalgalarıyla, bulduğun dalgalarda nasıl sıra gelecek? Sıkıştığında da yakala, 2 bin- 3 bin işçi atıyorum. Havuzda bir sürü mühendis bekliyor, diğer taraftan mühendis alacağım diye ilan çıkıyorsun. Sonra da ben onlara göre uygun yer bulamadım, çalışmak istemiyorlar diyorsun. Sıra gelmiyor işte bunlara.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN