İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, Kayıt programının 27’nci bölümünde geçtiğimiz hafta sonu yapılan İzmir Barosu seçimlerini masaya yatırdı. 8 yıldır Çağdaş Avukatlar Grubu’nun yönettiği Baro yönetiminin el değiştirdiği ve Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nun kazandığı seçime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kartal şunları söyledi:

“HERKES ÖZELEŞTİRİ VERMELİ”

“İçinden geçtiğimiz süreç ezbere okumalarla yapıldığında dönüp dolaşıp en çok da yıllardır mücadele edenlere zarar veren hale geliyor. Ben bu ezbere okumalardan vazgeçip, herkesin kendisine dönüp, kendisinin de durduğu yerden yeni bir mücadele hattı kurması gerektiği ile ilgili özeleştiri sürecine girmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela sendikalar… Öyle bir dönem yaşadık ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerel yönetimlerdeki zaferi, yerel seçimlerdeki birinci parti olması ve Cumhuriyet Halk Partisi'nde belediyelerin parti ve siyaseti dizayn eder hale gelişi, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere. Aslında muhalefetin tamamını da olumsuz anlamda zehirleyen bir şeye sebep oldu. Eskiden de eleştirilerimiz vardı ama iki yıldır DİSK ne hale geldi.

“TOPLUMSAL MÜCADELE BAKIMINDAN ÜZÜNTÜ VERİCİ”

Bugün AKP'ye geçmiş olan o dönemki büyükşehir belediye başkanı, CHP'deki büyükşehir belediye başkanı Cemil Tugay'ın isteğiyle bölge başkanını değiştirdi İzmir'de. Bölge başkanını değiştirdi, DİSK genel merkezi. Demek ki orayı bir elden geçirmek gerekir. TMMOB bu dönemde kendi şubelerinden belediye başkanı çıkarması nedeniyle bir anda yerel seçimlerden sonra bir partinin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin, hatta onun bir kliğinin peşine takılan, kendisini ona göre şekillendiren, hattını ve çizgisini - maalesef söylüyorum - ona göre konumlandıran bir hale düşmüş oldu ve bu toplumsal mücadele bakımından üzüntü verici bir durum.

Gazeteci İsmail Arı için tutuklama talebi
Gazeteci İsmail Arı için tutuklama talebi
İçeriği Görüntüle

“ÖTEKİLEŞTİREN TUTUM KAYBETTİRDİ”

Benzer şey Baro için de geçerli. Az önce saygıyla andığımız Özkan Yücel, Cumhuriyetçi avukatlardan İzmir Barosu'nu kazanmakla kalmayıp, Metin Feyzioğlu'nun Barolar Birliği'ndeki saltanatına da son vermesi konusunda öncülük eden bir seçim süreci yaşamıştı da Çağdaş Grup İzmir'de baroyu kazanmıştı. O günden bugüne yaptıklarıyla da Özkan Yücel topluma cesaret veren bir hukukçu olarak, toplumun tüm katmanlarına cesaret veren bir çizgide duruyordu. Ben bundan önceki baro yönetiminin o çizgide durmadığını falan söylemiyorum. Ama sosyal demokratların içerisinde bir kliğin, yani Özgür Özel ve arkadaşlarının çizdiği hattan ilerlediğinde, mesela bence Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki bir tartışma olan - buna kızacaklar insanlar, biliyorum - mutlak butlan kararı. Bunu toplumun tek meselesi haline getirdiğinde ve bu konuda farklı düşünen insanları ötekileştiren, beraber mücadele ettiğin arkadaşların olmasına rağmen, ‘hain, saray aparatı’ diye ötekileştiren bir hat tutturduğunda 101 oyla kazandı Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu…

“DAHA NE YAŞANMASI GEREK?”

Örneğin, şimdi CHP ilçe başkanı, bir avukat, sosyal medyada da paylaştı sitemini, Baro seçimlerinde, sosyal medyada da paylaştı, ben yıllarca çağdaş avukatlar grubuna oy veren bir avukat olarak bu siyasal yaklaşımlar ve bizleri ötekileştiren tavırlar nedeniyle bu sefer oy vermeyeceğim diye. Bence yanlıştı. Ben avukat olsaydım, yine Çağdaş Gruba oy verirdim, ayrı. Ama bu sürecin, sadece Cumhuriyet Halk Partisi ve YENİ Parti değil de toplumun farklı kesimlerindeki herkesi ne kadar olumsuz etkilediğini görmemiz gerek. Buradan bir sonuç çıkartmamız gerek. Bu sürece dair tüm yaklaşımın, sadece böyle histerik duygularla ve insanları ötekileştiren ezberlerle yapılmasının, ne kadar zarar verici olduğunu görmemiz için daha ne yaşanması gerek.

“ÇAĞDAŞ GRUBA SEÇİMİ ÖZGÜR ÖZEL KAYBETTİRDİ!”

Biz bu süreçte, farklı düşünen insanları, bir anda saray aparatı, bir anda hain falan diye ilan edildiği saçma bir dönem yaşadık. Bakın kurumlara kadar sirayet eden bir hale gelmiş oluyor. Ben o yüzden İzmir'de Çağdaş Gruba seçimi Özgür Özel'in kaybettirdiğini düşünüyorum. Bu içinden geçilen saray müdahalesi, siyasallaşmış yargının, siyasete ve belediyelerin müdahaleleriyle ilgili süreci kendisi ve arkadaşlarının siyasette devam edebilme istekleri nedeniyle sadece toplumu bölen, ötekileştiren bir nefret diliyle yürüttüğü için, işte o yaraların devamı olarak gördüğüm için diyorum ki İzmir'de baroyu Çağdaş Gruba kaybettiren Özgür Özel'dir. Bu dildir bu üsluptur.

“FAŞİZME KARŞI BİRLEŞMEYENLER FAŞİZMİN ZİNDANLARINDA BULUŞURLAR”

Bu üsluptan acilen çıkılması gerekir. Çıkılmazsa biz göreceğiz ki, maalesef göreceğiz ki çok daha fazla belediye kaybedeceğiz, odalarımızı kaybedeceğiz, sendikalarımızı kaybedeceğiz, mücadele geleneklerimizi kaybedeceğiz. Arkadaşlıklarımızı kaybedeceğiz, medya kuruluşlarımızı kaybedeceğiz. Bu yol, yol değildir. Türkiye'de emek demokrasi mücadelesinin dinamikleri, hafızası, önüne çıkan her türlü engeli birlikte mücadeleyle aşabilmenin tecrübesini edinmiş bir hafızadır. Dönüp oraya bakmak gerekir. Ama faşizme karşı birleşik mücadeleyi veremeyenler, faşizmin zindanlarında buluşurlar. Bu histerik duygu ve muhalefetin birbirine karşı muhalefet etmesi, muhalefetin toplumsal kesimleri ötekileştiren dilinin devam ettirilmesi, topluca herkesin kaybetmesine ve -böl parçala yönet- ile iktidarlarını sürdürmek isteyenlerin amacına ulaşmasına vesile olur. Başka da bir şeye yaramaz.”

Muhabir: Doğukan Fikri Fidan