İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nde çukura düşen kamyonda yaşamını yitiren belediye çalışanı sürücü Sabri Kılınç'ın (38) ailesi, olayda birçok ihmalin bulunduğunu savunarak sorumluların cezalandırılmasını istedi. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca 1 Nisan'da meydana gelen olaya ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor. Acılı aile ise Çiğli ilçesindeki evlerinde taziyeleri kabul ediyor.
Olay günü yaşananları anlatan Ulkiye Kılınç, eşi Sabri Kılınç ile saat 14.00 sıralarında telefonla görüştüğünü söyledi. Eşinin görev gereği kamyonla Kemalpaşa ilçesi Ulucak İstiklal Mahallesi'ne gittiğini anlatan Kılınç, "Eşim 'Arabam çok yüklü, trafik var.' dedi. 'Tamam, görüşürüz. Dikkatli ol.' dedim." ifadesini kullandı.
Kılınç, eşinin her zaman saat 17.15'te eve geldiğini, geç kalınca kendisini aradığını ancak ulaşamadığını belirterek, bunun üzerine iş yerinde aradığı kişilerin, aracın Kemalpaşa'da sinyal verdiğini ve bölgeyi kontrol etmek için ekip göndereceklerini söylediklerini dile getirdi.
Haber alınamayınca kayınpederi, ağabeyi ve eniştesinin Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'ne gittiğini belirten Kılınç, "Kamyonun tesisin içerisinde sinyal verdiğini söylediler. Ama bana önce Kemalpaşa Ulucak'ta sinyal verdiğini söylediler. Aklımıza çok kötü şeyler geldi. Kayınpederim kendisi bulmuş. Bulunca iş orada zaten ortaya çıkıyor." dedi.
"KOCAM 12 SAAT ÇAMURUN İÇİNDE KALMIŞ"
Eşinin ölümünde birçok ihmalin bulunduğunu savunan Kılınç, şunları kaydetti:
"Kocam 12 saat çamurun içinde kalmış, 12 saat boyunca sinyal oradaydı da neden birinizden biri bakmadı? Niye takip etmediniz? Neden 12 saat boyunca o çukurun içinde can verdi? Bir saat değil, iki saat değil, üç saat değil, beş saat değil. İşçini oraya yönlendiriyorsan, takip etmek zorundasın. Yağmurlu günde yasak bir bölgeye, döküm olmayacak bir bölgeye eşimi kim gönderdi? Yağmurlu günde döküm olmuyormuş. Eşimin girişi var da çıkışı neden takip edilmemiş? Olayı alevlendirdikten sonra mı eşim ortaya çıktı? Kocamı pisliğin içinde 12 saat sonra bulduk. Eşimin cesedinin bulunduğu kamyonu, 40 bin liraya kiraladığımız iki vinçle çıkardık, İZSU ekipleri ise yardımcı olmadı."
Olayın takipçisi olacaklarını ifade eden Kılınç, şunları aktardı:
"Nasıl bir ihmal bu... Bir ışıklandırma yok. Bir koruma yok. Eşimin yanında elemanı vardı. Yanında bir eleman oluyordu. Elemanı izne çıktı. Elemansız oraya neden gönderdiniz? Kocam ihmalden öldü. Kocamı aramaya çıkmasaydım 24 saat sonra kocama da ulaşamayacaktım. O kimyasal bitiriyormuş, eritiyormuş. Kocamın cesedine de ulaşamayacaktım. Hakkımı, kocamın, çocuklarımın hakkını arıyorum. Suçlu olan her kim varsa cezasını çeksin. Bir candan bahsediyorum. Bir can, bu kadar basit olmaması lazım."

"ÇIKMASI MÜMKÜN DEĞİL"
Sabri Kılınç'ın babası Bekir Kılınç ise olay günü tesisten sorumlu müdür ve başşoför ile görüştüğünü, müdürle oğlunun çalıştıkları bölgeye gittiklerini belirtti. Tesisteki arama çalışmalarını anlatan Kılınç, "'Nereye gönderdin?' diye başşoföre sordu. 'Bir iki yere baktık ama 8 nolu bölgeye gönderdim.' dedi. Müdür direkt oraya gitti. Bir çukurun içerisine girdi. Arabanın önü yükseldiği için o ışıkla ben bir kamyon gördüm. 'Bu olabilir mi?' dedim. Bana cevap veremedi. 'Belki olabilir Bekir ağabey.' dedi. Arabadan indi. 'Yaktınız beni.' dedim. Mümkün değil çıkması mümkün değil." ifadelerini kullandı.
Kılınç, oğlunun içinde bulunduğu kamyonun vinç yardımıyla 2 Nisan'da saat 02.00-03.00 sıralarında çıkarıldığını söyledi. İZSU yetkililerinin, kendi kiraladıkları vincin faturalandırılmasını kurum adına düzenlenmesini istediklerini ileri süren Kılınç, şunları kaydetti:
"Hak etmediği ölümü çocuğuma münasip gördüler. Buna rağmen hiç kimse arayıp sormadı. Fatura davasına vinç sahibine gidiyorlar. 'Bizim adımıza faturayı kes.' diye. Numan isminde arkadaşımızı çağırıyorlar. Hepsini oradan kovuyor. Fatura benim elimde. Gelsinler o kadar güçleri varsa faturayı elimden alsınlar. İfademde de sunacağım. Savcılığa da sunacağım. Param yoksa evimi satacağım ama bu işin peşini bırakmayacağım."




