İzmir Körfezi’nin kuzey kıyısında, Klazomenai’ın (Urla) tam karşısında yer alan Leukai Antik Kenti, tarih boyunca stratejik konumuyla iştah kabartmış bir bölge. Bugün Çamaltı Tuzlası yakınlarında bulunan bu antik yerleşim Leukai Antik Kenti, sadece bir şehir değil; Pers subaylarından Bergama krallarına kadar pek çok isyancının sığınağı olmuş tarihi bir kale.

Leukai Antik Kenti, bugün Çiğli sınırları içinde, çoğu kişinin fark etmeden yanından geçtiği tarihi miraslardan biri olarak dikkat çekiyor. Aiolia Bölgesi’ne dahil olan kent, geçmişte “Üç Tepeler” olarak anılan yükseltilerden denize en yakın olanının üzerine kurulmuş durumda.

Antik kaynaklara göre Leukai Antik Kenti’nin bulunduğu bu tepe, bir dönem ada konumundaydı. Gediz Nehri’nin taşıdığı alüvyonların yüzyıllar içinde körfezi doldurmasıyla kara ile birleşti. Günümüzde Çamaltı Tuzlası yakınlarında yer alan bu yer, ne yazık ki hem doğal etkenler hem de taş ocağı faaliyetleri nedeniyle tahrip riski altında.

İzmir’in ortasında saklı bir ada: Leukai Antik Kenti’nin şaşırtıcı hikayesi

ANTİK YAZARLARIN BAHSETTİĞİ KENT

Leukai Antik Kenti, yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, antik çağ yazarlarının eserlerinde yer almasıyla da önem taşıyor. Strabon, Diodoros ve Plinius gibi ilkçağ yazarlarının yanı sıra modern dönem araştırmacıları W. Ramsay, G.E. Bean ve Bilge Umar da Leukai’den söz eden isimler arasında bulunuyor.

Kentin kuruluşu, Pers subayı Takhos’un Büyük Kral’a karşı başkaldırı planlarıyla ilişkilendiriliyor. MÖ 4. yüzyılın ilk yarısında bir askeri üs olarak kurulan Leukai, Takhos’un sahneden çekilmesinin ardından Klazomenai kenti tarafından koloni haline getirildi.

Strabon ve Plinius’un eserlerinde bahsettiği Leukai, kurulduğu dönemde aslında denizle çevrili bir adaydı. Ancak asırlar boyunca Hermos (Gediz) Irmağı’nın taşıdığı topraklar denizi doldurdu ve şehri kıyıdan içeride kalan bir tepeye dönüştürdü. Bugün bu tepeler, antik kentin sessiz tanıkları olarak yükseliyor.

CHP'li Karabat'tan İzmir'de esnaf ziyareti: Hükümet itibardan tasarruf olmaz diyor, vatandaş sofradan tasarruf yapıyor
CHP'li Karabat'tan İzmir'de esnaf ziyareti: Hükümet itibardan tasarruf olmaz diyor, vatandaş sofradan tasarruf yapıyor
İçeriği Görüntüle

İzmir’in ortasında saklı bir ada: Leukai Antik Kenti’nin şaşırtıcı hikayesi

KEHANETLE BELİRLENEN SAHİPLİK

Leukai’nin kime ait olacağına dair anlatılan öykü, antik çağın ilginç rekabetlerinden birine işaret ediyor. Aiolia’daki Kyme ile İonia’daki Klazomenai arasında yaşanan anlaşmazlık, Delphoi’deki Apollon Kehanet Merkezi’ne taşındı. Kehanete göre Leukai’ye ilk ulaşıp tanrıya kurban sunan taraf kentin sahibi olacaktı.

Deniz yoluyla daha avantajlı olan Klazomenai, yarış gününden önce Leukai yakınlarına bir koloni kurarak stratejik bir hamle yaptı. Böylece yarış günü, Klazomenai kolonisti Kyme’den gelen rakibini geçerek Leukai’ye ulaştı ve kentin hâkimiyetini kazandı.

Leukai’a sahip olmak isteyen Kyme (Nemrut) ve Klazomenai (Urla) halkı arasındaki çekişme, tarihe geçecek bir zeka oyununa sahne oldu. Apollon kahininin "Kurbanını kente ilk ulaştıran sahibi olur" buyruğu üzerine, kenti kuş uçuşu yakın ama karadan uzak gören Klazomenai halkı, yarıştan günler önce kentin hemen yakınına gizli bir koloni kurdu. Yarış günü o koloniden yola çıkarak Kyme’yi geride bıraktılar ve Leukai’ın sahibi oldular.

PARLAK DÖNEM VE SİKKE DARPHANELERİ

MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı, Leukai’nin en parlak dönemi olarak kabul ediliyor. Bu dönemde kent, gümüş ve bakır sikkeler bastı. Sikkeler üzerinde Zeus, Athena, Artemis ve Apollon gibi tanrı figürleri yer alırken, bazı örneklerde Klazomenai sikkelerinde de görülen kuğu figürü dikkat çekiyor.

Yaklaşık iki yüzyıl sonra Leukai, bu kez Bergama Krallığı’nda taht iddiasında bulunan Aristonikos’un isyanında üs olarak kullanıldı. Ancak bu girişim de başarısızlıkla sonuçlandı. Kent, MÖ 130 yılında Roma Konsülü P. Licinius Crassus tarafından ele geçirilerek cezalandırıldı.

Leukai, tarihte iki büyük isyanın merkezi oldu. İlk olarak M.Ö. IV. yüzyılda Pers Kralı’na isyan eden Takhos tarafından bir askeri üs olarak kuruldu. İki yüzyıl sonra ise Bergama Krallığı üzerinde hak iddia eden Aristonikos, Roma’ya karşı yürüttüğü bağımsızlık savaşında burayı karargah olarak seçti. Ancak M.Ö. 130’da Roma konsülü Crassus tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.

İzmir’in ortasında saklı bir ada: Leukai Antik Kenti’nin şaşırtıcı hikayesi

BİZANS’TA YAŞAM SÜRDÜ, ÖNEM AZALDI

Yapılan yüzey araştırmaları, Leukai’nin Bizans Dönemi’nde de iskân edildiğini gösteriyor. Ancak bu dönemde kentin eski önemini yitirdiği anlaşılıyor. Günümüze ulaşan çatı kiremitleri, kap-kacak parçaları ve ağırşaklar, yerleşimin izlerini ortaya koyuyor.

MÖ 4. yüzyıla tarihlenen sur kalıntıları, özellikle kentin karaya bakan kesimlerinde izlenebiliyor. Yerel kireç taşından yapılmış, özenli olmayan bu duvarlarda bir kapıyı andıran insan yapımı açıklık da bulunuyor. Alanda ayrıca günümüzde de kullanılan bir kuyu yer alıyor.

Kentin en parlak dönemi olan M.Ö. IV. yüzyılda basılan gümüş ve bakır sikkelerde Zeus, Athena ve Artemis figürlerine rastlanır. En dikkat çekici detay ise, aynen Urla sikkelerinde olduğu gibi arka yüzde bulunan kuğu figürüdür. Bu, kentin denizle olan kopmaz bağının ve Klazomenai mirasının en somut kanıtıdır.

İZMİR’İN UNUTULAN MİRASI

Bugün Leukai Antik Kenti, İzmir’in en az bilinen ama en dikkat çekici tarih duraklarından biri olmayı sürdürüyor. Kentin taşıdığı tarihsel değer, korunması ve tanıtılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gözlerden uzak kalan bu antik yerleşim, geçmişin sessiz tanıklarından biri olarak zamana direniyor.

Bugün Leukai’ın Bizans çağından kalma kiremit parçaları, antik kuyu ağızları ve yerel kireç taşından yapılmış surları hala seçilebiliyor. Ancak bölgedeki taş ocaklarının faaliyetleri, bu binlerce yıllık mirası süratle tahrip ediyor. Çiğli’nin bu sessiz antik kenti, kurtarılmayı ve keşfedilmeyi bekliyor.

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN