Kültürel mirasın korunmasına ve arkeolojik çalışmalara uzun yıllardır destek veren Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı ile Yaşar Müzesi, İzmir’in tarih öncesi köklerine ışık tutan önemli bir bilimsel buluşmaya ev sahipliği yaptı. “İzmir’in Doğuşu: Yeşilova ve Yassıtepe Höyüklerinde İlk Yaşam” başlıklı konferans, Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin’in katılımıyla gerçekleşti. Etkinlikte, kentin binlerce yıl öncesine uzanan yerleşim tarihine dair bulgular aktarılırken, ilk İzmir sakinlerinin yaşam tarzları ile modern kent kültürü arasındaki tarihsel bağlar detaylandırıldı.
İzmir’in Bornova Ovası’nda yer alan Yeşilova ve Yassıtepe Höyüklerinde yürütülen kazı çalışmalarının güncel bulguları izleyicilere aktarılırken, Yeşilova Höyüğü’nün günümüzden yaklaşık 8 bin 500 yıl öncesine uzanan geçmişiyle İzmir’in en erken yerleşim alanlarından biri olduğu anlatıldı. Binlerce yıllık süreçte yaklaşık 15 kez yeniden üst üste kurulan yerleşimin kalıntılarının, nehirlerin taşıdığı alüvyon tabakalarının altında kalması ile günümüze ulaştığı aktarıldı. Kazılardan elde edilen verilerin İzmir’in erken dönem yerleşim düzeni, mimari anlayışı ve beslenme kültürüne ilişkin önemli ipuçları sunduğu ve günümüz yaşam biçimiyle benzerlikler ortaya koyduğu ifade edildi.
SUYA YÖN VEREN İLK TOPLULUK
Dönemin Yeşilova sakinlerinin gelişmiş mühendislik ve şehircilik becerilerine ilişkin bulguları paylaşan Doç. Dr. Zafer Derin, suyun iki tarafına yerleşen topluluğun yerleşim alanının ortasından geçen akarsuyu bilinçli ve planlı bir şekilde yönlendirdiğini tespit ettiklerini anlattı. Yeşilova toplumunun Anadolu arkeolojisinde suya yön veren, onu kontrol altına alıp yerleşim planlamasında kullanan ilk topluluk olduğunu aktardı.
EGE’NİN 8 BİN 500 YILLIK LEZZET MİRASI
Kazılardan elde edilen bulguların ışığında, kentin ilk sakinlerinin deniz ürünleri ve doğadan toplanan bitkisel kaynaklara dayalı bir beslenme kültürüne sahip olduğu anlatıldı. Doç. Dr. Zafer Derin, çupra, kum midyesi, sülünez ve salyangozun yanı sıra dağlık alanlardan toplanan kekik, biberiye ve fesleğene ait izlerin, bölgedeki erken dönem beslenme alışkanlıklarına dair önemli veriler sunduğunu ifade etti.
Yassıtepe Höyüğü’nde bulunan yaklaşık 5 bin yıllık üzüm çekirdeklerinin, bölgede erken dönem bağcılık ve şarapçılık faaliyetlerine işaret eden en somut bulgular arasında yer aldığını, söz konusu çekirdeklerin, günümüzde coğrafyanın tescilli değeri olan “Bornova Misketi” olarak bilinen üzüm türüyle ilişkili olabileceğini belirtti.
Elde edilen bulguların, Ege’de beslenme kültürünün binlerce yıldır süreklilik gösterdiğine ve kentin erken dönem beslenme alışkanlıkları ile günümüz İzmir mutfağı arasında benzerlikler bulunduğuna işaret ettiği aktarıldı.
İZMİR’İN ERKEN DÖNEM YERLEŞİM MODELİ: AYRI EVLER, GENİŞ SOKAKLAR
Yeşilova Höyüğü’nde gözlemlenen yerleşim modelinin Anadolu’da yaygın görülen bitişik nizam yerleşim düzenlerinden farklı bir yapı ortaya koyduğunu söyleyen Doç. Dr. Zafer Derin, kentin erken dönem yerleşim planında evlerin aralarında sokaklar olduğunu ve bu mimari yapının, dönemin topluluklarının yerleşim planlamasında bireysel yaşam alanında özgürlüğe ve düzenli sokak dokusuna önem verdiğine işaret ettiğini ifade etti.
Kazılarda keşfedilen deniz ve hayvan kabuklarıyla işlenmiş takı kutuları ve sürme kalemlerinin ise dönem insanlarının estetik görünüme ve kişisel bakıma önem verdiğine dair bulgular olduğu paylaşıldı.
İZMİR’İN TARİH ÖNCESİ YAŞAMINDA PANTER İZLERİ
Konferansta, İzmir coğrafyasında görülen panterlere (Anadolu Parsı) dair bulgular da paylaşıldı. Yeşilova Höyüğü’nde yapılan kazılarda panter kemiklerinin yanı sıra, seramik kapların üzerine işlenmiş panter figürlerinin de ortaya çıkarıldığı anlatıldı. Yassıtepe Höyüğü’ndeki Tunç Çağı yerleşiminde, özellikle “Bey Evi” olarak adlandırılan yönetici yapısına ait alanda da pantere ait kalıntıların bulunduğu ifade edildi. Bu verilerin, panterin tarih öncesi dönemde güç ve sembolik anlamlar taşıyan bir tür olarak önemli bir yer edinmiş olabileceğine işaret ettiği değerlendirildi.
YASSITEPE: “İZMİR’İN TROYASI"
Yeşilova’nın hemen yakınında bulunan Yassıtepe Höyüğü’nün çok katmanlı yapısı ve zengin Tunç Çağı buluntularıyla İzmir’in ilk kentsel ölçekteki yerleşimi olduğunu belirten Doç. Dr. Zafer Derin, stratejik konumu ve Batı Anadolu ticaret ağındaki önemi nedeniyle Yassıtepe için “İzmir’in Troyası” nitelendirmesini yaparak, her iki yerleşimin de kentin hafıza mekanları olarak korunması ve dünyaya tanıtılması gerektiğinin altını çizdi.
Yoğun bir katılımla gerçekleşen konferansın sonunda, Doç. Dr. Zafer Derin’e teşekkür sertifikası takdim edilerek Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı ile Yaşar Müzesi iş birliğinde kültürel ve bilimsel araştırmaları destekleyecek etkinliklere devam edileceği vurgulandı.
YAŞAR MÜZESİ HAKKINDA
Türkiye’nin ilk özel resim müzesi olarak 1985’te kurulan ve DYO Resim Yarışmaları’nda ödül alan eserlerden oluşan zengin koleksiyonuyla İzmir’in önemli kültür-sanat duraklarından birisi olan resim müzesi ve sanat galerisinin koleksiyonunun genişletilmesi ve 1895 tarihli eski un fabrikasının modern müzecilik anlayışıyla yenilenmesiyle yeni yerinde hizmet veren Yaşar Müzesi; resim, arkeolojik eser ve halı-kilim olmak üzere üç ana koleksiyona sahiptir. Toplam 6.000 m² alana ve 2.600 m² sergileme alanına sahip olan Yaşar Müzesi, konferans salonu, kütüphane ve kafesiyle de ziyaretçilere çok yönlü bir kültür deneyimi sunmaktadır.



