İzmir’de su krizi günden güne büyüyor. Kentin su ihtiyacının büyük bir bölümünün karşılandığı Tahtalı Barajı’nda güncel doluluk oranı yüzde 0,47’ye ulaştı.
Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi su krizine çözüm yolları arıyor.
Kentte su tasarrufu yapmak için kademeli su kesintileri yapılmakla birlikte yeni su kaynakları arayışı da sürüyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, yaşanan su krizini kentin farklı noktalarına açtığı sondaj kuyularıyla aşmaya çalışıyor.
Diğer yandan yeraltı suları ile ilgili tartışmalar da sürüyor.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, İzmir’de yaşanan su krizi ile ilgili İz Gazete’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu.
BÜYÜKŞEHİR’E SURVİVOR BENZETMESİ: YER ALTI SUYU KALICI OLARAK ÇEKİLİYOR
Özçelik, Büyükşehir’in yer altı sularından ve baraj ölü hacimlerinden su kullanımıyla ile ilgili ‘Survivor’ örneğine dikkat çekti. Popüler bir örnek vererek, Büyükşehir’in yer altı sularından aşırı çekim yapmasını Survivor yarışmacısı Bayhan’ın 3 kilo pirinci 1 günde pişirmesine benzeten Özçelik, şu açıklamayı yaptı:
“Yer altı sularını kalıcı olarak iyice aşağılara çekmiş oluyoruz. Popüler bir örnek vereyim: Survivor’da şarkıcı Bayhan’ın tüm pirinci bir günde pişirmesine benzer bir şekilde eldeki bütün suyu şehre vermeye kalkarsan, ilerleyen günlerde tamamen susuz kalırsın. Ölü hacimler bitti, yer altı suyu kalıcı olarak çekildi... Sonra?
“YER ALTI SULARI GELECEĞİN SİGORTASI”
Özçelik, yer altı sularının geleceğin sigortası olduğunu vurgulayarak “İzmir’in suyu Kasım ayında hatta daha erken bitti, barajlarda su azalınca, belediye yeraltı sularına yöneldi. Geçmiş dönemlerde suyun yüzde 50’si yeraltı sularından karşılanıyordu.
Hem kuraklık hem su tüketimi artınca barajlardaki sularda hızlı bir biçimde çekilmeye başladı, kasım ayının ortalarına doğru hemen hemen hiçbir barajda su kalmadı. Sıfıra yakın doluluk oranları, barajlarda su bulunduğuna değil, eser miktardaki suyun kullanılmadığına işaret ediyor.
Tahtalı Barajı İzmir için en önemli baraj. Gördes Barajı çok uzun zamandır su tutmuyor daha sonra ölü hacimden su alınmaya başlandı. Bu iki baraj dolu olsa, İzmir'in ihtiyacının iki katından fazla su rezervi olacaktı. Ancak, su varken etkin kullanamadık ve barajlardaki sular bitinceye kadar herhangi bir aksiyon alamadık.
Çözüm olarak, suyu nereden sağlarız dediler? Bunun en kolay yolu olan, yer altı suları ve baraj ölü hacimlerine yöneldiler. Her iki durumda da çevreye ve su kayaklarımıza kalıcı zarar verdiğimiz gibi kuraklığın devam etmesi durumunda İzmir’in su arz güvenliğini riske atmış oluyoruz.
Popüler bir örnek vereyim: Survivor’da şarkıcı Bayhan’ın tüm pirinci 1 günde pişirmesine benzer bir şekilde bütün suyu, bu şekilde vermeye kalkarsan olmayan suyu vererek şehirde kısa süreli bor rahatlama sağlarsın. Ya sonrası? O zaman da büyükbaş hayvanları beslenmeleri için gereken yemleri sorumlu olarak göstermeye başlarız. Bu da bize İzmir de içme suyu planlama sorunlarının olduğunu açıkça gösteriyor.
Yer altı suları kalıcı olarak çekiliyor. Manisa ovasında yeraltı suyu 10’lu rakamlarla ifade edilirken şimdi yüzlerce metreden su çekilemiyor. Bu sizin gelecek sigortanızdı. Gelecek sigortanızı birkaç aylık rahatlama için tüketmiş oluyorsunuz” dedi.
“İKİ AY ÇOK KRİTİK”
Önümüzdeki 2 ayda gelecek yağışların önemine değinen Özçelik, “İzmir için, yıllık toplam yağışın yüzde 50’si aralık, ocak ve şubat ayında gelir. Bu nedenle önümüzdeki iki ay çok kritik. Yıllık toplam 730 milimetre, bazen azalıyor, bazen artıyor. Ocak ve şubat ayı içerisinde ciddi bir yağış alamazsanız oldukça zor durumdasınız demektir. Gelecekte yağış alacağınızın garantisini veremezsiniz bu nedenle, aşırı çektiğiniz su önümüzdeki günlerde başınıza dert olabilir. Gelecek yıllarda da kuraklık sürerse Survivor’daki pirinç olayına döner” diye konuştu.
“YER ALTINDA BU KADAR SU MU VAR?”
Su krizi ile ilgili söylemler sürekli değişirken Özçelik, Yer altı sularının denetimini devletin kontrol altına alması gerektiğinin altını çizdi. Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yazın ortalarında da geçen yıl da bu dönem için su kesintilerinin kaçınılmaz olduğunu söylemiştik. Şimdi bir yerde kriz varsa bunu herkes hisseder. Hissettirmeyeceğim derseniz herkesten borç almaya çalışırsınız o borç ödenemez hale gelir. İzmir’in durumunda yer altı suları yüzde 54’ten yüzde 80’ler civarına yükselmiş durumda. Yer altında bu kadar su mu var? Olmayan suyu çekerseniz yer altı suları kurur. Kuruyunca da ‘hayvanlar bu suyu içiyor da ondan oluyor’ deriz. İnsanlar, yıllardır hayvanları için o suyu kullanıyor. Köylüler kendi geçimlerini sağlamak için o faaliyeti sürdürüyor. Gerçek şu ki yeraltı suyunu aşırı ve kontrolsüz çekimle sürekli olarak aşağılara düşürüyoruz ve planlı bir biçimde dağıtamıyoruz. Yeraltı sularının denetimli kullanılması lazım, hasılı kelam. Maalesef, yeraltı suyu kullanımını neredeyse 2 katına yaklaştığını görüyoruz.
“BELEDİYELERİN YERALTI SUYU KULLANİMİNİ DENETİMİNİ BAKANLIK KONTROL ALTINA ALMALI”
İki tane büyük politika yanlışı var. Birincisi yer altı sularının yanlış kullanımı. Yer altı sularının denetimini bakanlık sıkı denetim altına almalı. İran Cumhurbaşkanının açıklamasında dikkat çekmek lazım, başkenti taşımak zorunda kalabiliriz diyor.
Bu ciddi bir mesele, İzmir’i nereye taşıyacaksınız? Su kaynaklarını, vatandaş hissetmesin, politik olarak güçlü durayım demeden, bilimsel bir bakış açısıyla etkin kullanım ve korumaya odaklanmalıyız”
“GELECEK YIL DAHA DA KÖTÜ OLABİLİR”
Su kaynakları planlaması yapmanın önemine dikkat çeken Özçelik, “Bu iş şansla olmaz, planlamayla olur. Yer altı sularına yüklenmek yerine farklı noktalarda su kuyuları açılabilir ama aynı kuyulardan daha fazla su çekimi kabul edilebilir değil. Ölü hacimden su çekmek demek o bölgenin can suyunu kesmek demektir. Barajı yanlış boyutlandırdığınız anlamına gelecektir. Kaldı ki gelecek dönemde gelecek su ilk olarak ölü hacmi dolduracağından sizi daha da zor bir hale sokar. Yani daha da kurak olabilecek yeni döneme yenik başlarsınız.
Baraj haznelerinin bulunduğu havzalar 2 ay içinde yağış almazsa veya bahar aylarında şiddetli sağanaklarla yağışları toplayamazsak İzmir’in durumu yaz aylarında çok kötü olacaktır. Şimdilerde bir gün su verilip bir gün verilmezken belki günlerce susuz kalınan günlere gidilebilir. Biz geleceği ancak tahmin edebiliyoruz, kestirebiliyoruz. Kuraklık, bazı dönemlerde rahatlayabiliyor. 1-2 yıllık periyotlarda şiddeti azalabiliyor. Bu nedenle mevcut kaynakları efektif kullanmalıyız. Sigortamız yer altı suyudur.
"ÖLÜ HACMİ KULLLANMAK DEMEK HAVCA İÇİNDEKİ CANLI YAŞAMINI YOK ETMEK DEMEK"
Özçelik, ölü hacmin barajlar için can suyu olduğunu söyleyerek “Baraj ölü hacimleri, o bölgeye hayat vermek amacıyla, can suyunun bırakılması için önemlidir. Oradaki suları kullanmanız demek, bölgedeki canlı yaşamını, bütün havzanın içindeki canlılığı yok etmeniz demektir. Gelecek yıl gelen su da barajı doldurabilmesi için önce o hacmi doldurması gerekiyor. Yaptığınız iş, şu anki zararı ötelemekten ileriye geçmez, aksine gelecekteki muhtemel kuraklık etkilerini şiddetlendirir. Evde sıkıntı var ama insanlar görmesin derseniz, günün sonunda açlık kaçınılmaz olur. Bunun yerine planlı kontrollü kesitliler yapılmalı halk bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmeli” dedi.
“ZEHİRLİ SUYU ARITIP ŞEHRE VERİYORUZ”
İzmir’deki su kalitesine de değinen Özçelik, Halkapınar Arsenik Arıtma Tesisi’ne ilişkin "Su miktarı azaldıkça kirlilik konsantrasyonunda da artış olacaktır.. Bu konuda da dikkatli olunulmalı. Halkapınar’daki arıtma tesisinin adı Arsenik. Yeraltı sularının arıtıldığı bir yer. Bu ne demek? Gelen su arsenikli demek, yani zehirli. Zehirli suyu arıtıp şehre veriyorsunuz. Ne kadar arıtabiliyorsunuz? Su kalitesinde de ciddi sorunlar yaşayabiliriz” ifadelerini kullandı.





