Devrimci Emekliler Sendikası, ekonomik kriz ve geçim sorunlarıyla ilgili olarak tepkilerini dile getirmek için 81 ilde eş zamanlı eylem yaptılar. Emekliler, İzmir’de de sokağa inerek SGK İzmir İl Müdürlüğü önünde toplandılar.
Emeklilerin tepkilerini dile getirmek için sendika adına açıklamayı Ege Bölge Temsilcisi Hüseyin Özkaynak ve sendika MYK Üyesi Ercan Çınarlı yaptı.

ÇINARLI: EMEKLİ İKRAMİYESİNİN DÖRTTE BİRİYLE KURBAN ALAMIYORUZ
Çınarlı, emeklilerin açıklanan açlık ve yoksulluk sınırlarının çok altında kaldığını belirterek, “Açlık sınırı 30 bin lira, yoksulluk sınırı 106 bin lira. Ama emekliye reva görülen 20 bin lira. Bu koşullar altında emeklilerin insanca yaşayabilme şartları ortadan kaldırılmıştır. Her geçen yıl ellerindeki haklar gasp ediliyor. Kiraların 20-40 bin lira olduğu illerimizde emekliler 20 bin liraya mahkum edildiler. 17 milyon emeklinin yüzde 70’i açlık, kalanı da yoksulluk sınır altında yaşıyorsa bu ülkede yönetenler yönetemiyor. Bizler de yönetilmek istemiyoruz. Biz, insanca yaşamak istiyoruz. ‘Şu anda bütçede para kalmadığı için ikramiyeyi ödeyemiyoruz’ diyorlar. İlk ikramiye aldığımızda onunla bir kurban alınabilirken bugün o kurbanın dörtte birini alamıyoruz. Mücadele etmezsek, direnmezsek bundan sonra temel haklarımızı kaybedeceğiz” dedi.

ÖZKAYNAK: EMEKLİLER İÇİN DİNLENME DÖNEMİ DEĞİL, HAYATTA KALMA SAVAŞI
81 ilde yapılan eylemlerin İzmir ayağında ortak basın açıklamasını ise Özkaynak okudu. Özkaynak, şu ifadeleri kullandı:
Türkiye’de emeklilik yılları artık huzur içinde geçirilecek bir dinlenme dönemi olmaktan çıkmış, acımasız bir hayatta kalma savaşına dönüşmüştür. İktidar, uyguladığı ekonomi politikalarıyla bizleri yoksulluğa mahkûm etmekle yetinmemiş; aynı zamanda yaşam alanlarımıza, sağlığımıza ve soframıza kadar doğrudan müdahale eden otoriter bir sefalet rejimi inşa etmiştir.
“DOKTORA ULAŞMAKLA MİLLİ PİYANGODAN BÜYÜK İKRAMİYE ÇIKMASI EŞDEĞER BİR İHTİMAL”
İlerleyen yaşımız gereği en temel ve acil ihtiyacımız olan sağlık hizmetlerine erişim, bugün bizler açısından ulaşılamaz bir lüks haline getirilmiştir. Randevu sistemi üzerinden bir doktora ulaşmak, adeta milli piyangodan büyük ikramiye çıkmasıyla eşdeğer bir ihtimaldir. Göz, kardiyoloji, nöroloji veya ortopedi gibi hayati ve yaşlılıkta sıkça başvurulan branşlarda aylar sonrasına gün verilmekte; bizlerin o süreyi bekleyecek dermanı, zamanı veya ömrü olup olmadığı kesinlikle önemsenmemektedir. Yaşlı nüfusun ve emeklilerin sağlık hizmetlerine zamanında erişimde yaşadığı gecikme oranı son iki yılda yüzde 40’ın üzerinde artış göstermiştir. Kamu hastanelerindeki yığılmalar, parası olmayanı evinde çaresizliğe terk eden bir anlayışın sonucudur. Eczaneye gittiğimizde karşımıza çıkan muayene ücreti, ilaç katılım payı ve bitmek bilmeyen fiyat farkları, zaten enflasyon karşısında kuşa dönmüş olan maaşlarımızın daha elimize geçmeden erimesine yol açmaktadır. Bize dayatılan bu sistem, hastaları enkaz altında bırakan tam bir sağlık çöküşüdür.
EMEKLİLERİN TATİL ROTASI: MUTFAKLA SALON ARASINDAKİ KORİDOR
Bugün açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı, yoksulluk sınırının ise 115 bin TL’ye dayandığı ortadadır. Böylesi bir yıkım ortamında, milyonlarca emekli 20 bin TL bandındaki komik rakamlarla koca bir ayı geçirmeye zorlanmaktadır. Eskiden soframızın bereketi olan, kilo ile aldığımız eti, peyniri artık kasabın ve şarküterinin önünden geçerken sadece uzaktan seyrediyoruz. İktidar, bizim haftada kaç miligram protein tüketeceğimize, hangi marketin hangi indirimli saatinde ucuz ekmek veya yağ kuyruğuna gireceğimize doğrudan karar veriyor. Avrupa'daki emekliler dünyayı gezerken, bizim tatil rotamızın sınırları maalesef iktidar tarafından çiziliyor: Mutfak ile oturma odası arasındaki o dar koridor! İktidar, yazın evin hangi odasında serinleyeceğimize, bayramı hangi odada geçireceğimize karar veriyor; bizleri içine sürüklediği bu derin yoksulluktan zerre kadar mahcubiyet hissetmiyor
“İKRAMİYE İLE TORUNLARA HARÇLIK VERMEK BİLE MÜMKÜN DEĞİL”
Bayram ikramiyeleri, yüksek ve kontrol edilemeyen enflasyon karşısında adeta buharlaşıp yok oldu. Bugün büyük müjdelerle açıklanan 4 bin TL’lik ikramiye ile bir kurbanlık almak bir yana, pazar masrafını karşılamak veya torunlarımıza bayram sabahı gönül rahatlığıyla bir harçlık vermek dahi imkânsızdır. Bu rakam, gerçek anlamda bir ikramiye olma özelliğini tamamen yitirmiş, iktidarın emekliye biçtiği değeri yansıtan bir ‘sus payı’ ve ‘harçlık’ seviyesine inmiştir.
TALEPLER DİLE GETİRİLDİ
Biz emekliler kimseden lütuf veya sadaka beklemiyoruz! Yıllarca döktüğümüz alın terinin karşılığını, onurumuzla yaşayacağımız adil bir geliri talep ediyoruz. Taleplerimiz açıktır: En düşük emekli aylığı, insanca yaşanacak, insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılmalıdır. Sağlıkta uygulanan tüm katkı payları derhal kaldırılmalı, yaşlılık dönemindeki emeklilere randevu ve rapor süreçlerinde öncelikli, şartsız, kamusal ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Bayram ikramiyeleri, asıl amacına uygun hale getirilmeli; en az bir asgari ücret tutarında güncellenerek ödenmelidir. Sendikal örgütlenme hakkımız üzerindeki tüm yasal ve fiili baskılara son verilmeli, DİSK Dev Emekli-Sen toplu sözleşme masasının doğrudan, meşru tarafı olarak kabul edilmelidir. Evlerimize hapsedilmeyeceği




