İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal’ın, İzmir’in öne çıkan gelişmelerini değerlendirdiği KAYIT programının 20’inci bölümü İz Gazete Youtube kanalında izleyiciyle buluştu. Ümit Kartal, KAYIT programının bu haftaki bölümünde; İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait binada taşeron bünyesinde çalıştığı öğrenilen işçi Anıl Göçmenli’nin çatı bakım çalışması esnasında düşerek yaşamını yitirmesiyle ilgili konuştu. Kartal, konuyla ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve İzmir’deki bazı yerel medya kuruluşlarının tutumunu eleştirdi.

Resmi Gazete'de yayımlandı: Belediyelerde yeni dönem
Resmi Gazete'de yayımlandı: Belediyelerde yeni dönem
İçeriği Görüntüle

BİR İŞÇİ İNSANLARIN GÖZÜ ÖNÜNDE YAŞAMINI YİTİRDİ

Kartal’ın programda konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi:

“İzmir depreminden sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi binası yıkıldığı için Kültürpark'ta eskiden kitap fuarının yapıldığı hollerde -bunu İzmir'i bilmeyenler ve şehir dışından izleyenler için özellikle belirtiyorum- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şu an ana hizmet binası olan hollerde, yani aslında İzmir Büyükşehir Belediyesi neresidir dersek o holler. Başkanlığın, başkanın başka ofisleri olsa bile ana hizmet binasının çatısında bir işçi öldü. Bunu detaylı anlatmak kolay değil ama anlaşılması bakımından söylüyorum. Çatısında öldü derken, çatısında çalışıyorken Büyükşehir Belediyesi çalışanların ortasına, açık ofisin ortasına düşerek öldü. Yani yüzlerce insanın gözünün önünde yaşamını yitirdi. Biz de öyle duyduk… Yüzlerce işçinin, belediye çalışanının ortasına düştüğü için hemen saniyesinde çokça mesaj geldi ve arkadaşımız gitti haberleştirdi. Öncelikle başsağlığı diliyorum acılı aileye. Ben de yakınlarımı erken yaşta kaybetmiş biriyim. Bu acının ne olduğunu yaşayanlar bilir.

BÜYÜKŞEHİR’DEN TEPKİLER ÜZERİNE AÇIKLAMA GELDİ

27-28 yaşlarında Anıl Kazım Göçmenli, sigortasız da aynı zamanda ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun şekilde çalıştırılıyorken, henüz daha ilk iş günleriymiş öğrendiğimiz kadarıyla. Şimdi burada şöyle bir tepkim oldu benim, bir başsağlığı bile dilemedi İzmir Büyükşehir Belediyesi diye… Hatta böylesi büyük bir facia İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarını şoke etmişken, üzmüşken, kahretmişken, gözlerinin önünde olduğu için… Programlar falan iptal edilmedi. Hayat normal akıyor gibi devam etti. Şimdi siyasi iktidar böyle şeyler yaptığında, insan canının ne kadar kıymetsiz olduğuna dair vurgular yapıyoruz biz. Haklıyız da elbette. Böyle olmamalı. Bu kadar kıymetsiz olmamalı. Böyle şeylerde insanlar, kurumlar refleks göstermeli ve ona uygun davranmalı. Benim tepkim buna. Siyasi iktidar böyle yapıyor tamam, dünyaya bakışları böyle ama sosyal demokrat olduğunu iddia eden idarecilerin kendi evinin ortasındaki, gözünün önündeki bir acı olaydan, iş cinayetinden sonra bile hiçbir şey yokmuş gibi davranması anlaşılabilir gibi değil. Buna tepki gösterdim. Tepkiler üzerine ‘lütfen’ bir açıklama geldi İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden. En sonunda başsağlığı olan ama ‘biz uyardık, firmayı uyardık, şu tarihte uyardık, bu tarihte uyardık’ üçüncüsünde olmuş sonuçta. Uyardınız da ne oldu yani? Demek ki yazılı, sözlü uyarılarınız sonuç alıcı olmamış. Biraz böyle kayıtlarda olsun diye uyarılar olmuş. Bu kısmı zaten teknik olarak ayrıca sıkıntılı, problemli.

İşçi̇ Anil Ve Cenaze (3)

İNSANLAR KENDİLERİNE BU KADAR DEĞERSİZ HİSSETTİRİLMEMELİ

Ama daha vahimi, insanlar kendilerine bu kadar değersiz hissettirilmemeli. İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanları kendilerini çok değersiz hissetmiş olmalılar. Bir çalışan, o an belediye için çalışan, belediyenin çatısı için çalışan bir işçi orada can verdi ve hiçbir şey olmamış gibi davranıldı. Lütfen ve tepkiler üzerine bir başsağlığı mesajı… Çalışanlar yazıyorlar, ‘biz atamıyoruz bunu içimizden ve bir başsağlığı mesajı bile dilenmedi, bu bile çok görülüyor’ mesajları geldi. Cenazeye kimsenin katılmadığını söyledi abisi Kurtuluş Göçmenli. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bir meclis üyesinin ve fen işleri daire başkanının katıldığını söyledi, demek ki katılmışlar ama aileyle ‘Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden geliyoruz. Başınız sağ olsun, Var mı yapabileceğimiz bir şey’ diye sohbet etmemişler ki abi bile bunu bilmiyor. Cemil Tugay ziyaret edecekmiş.

ÇALIŞANLARLA BELEDİYE YÖNETİMİ AYNI DUYGULARDA DEĞİL

Bu tabii aynı hislerde değiliz duygusunu hissettiriyor. Çalışanlarla belediye yönetimi aynı duygularda değil demek ki. İzmirlilerle değil. Nerede kaldı farkı? Bu siyasi partilerin dünya görüşlerinin farkı nerede kaldı? O yüzden bu bakımdan üzüntü verici olduğunu söyleyebilirim.

İŞÇİ ÖLÜMÜ HABERİNİ GİRMEYEN YEREL MEDYAYA TEPKİ

İkinci kısmı şu, bu konuda gerçekten izleyicilere seslenmek istiyorum. Burada ‘ayıklayın’ diye seslenmek istiyorum. Herhalde 5 gazete falan bu iş cinayetini haberleştirdi. İlk biz haberleştirdik sonrasında başkaları da tabii ki haberleştirdi. Beş gazete, beş sosyal medya hesabında İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde de bir işçi yaşamını yitirdi insanların gözünün önünde diye… Yani Kınık’ın bir şantiyesinde kimsenin duymadığı bilmediği bir yerde değil… İzmir'in göbeğinde insanların gözünün önünde feci bir şekilde çatıdan düşerek bir işçi yaşamını yitirdi. 27 yaşında bir işçi yaşamını yitirdi. Haberini giremedi çokça takipçili sosyal medya hesapları ve bazı siteler.

“ÇARPIK BİR İLİŞKİDİR BU!”

Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasını girdi. Konuyla ilgili bizim tepkilerimiz üzerine gelen açıklamayı girdiler. Hangi işçi dese okur… Hangi işçi ya bu? Siz haberini girmediniz ki. Bir işçi öldü, onun haberini giremeyecek bir ilişki çarpık bir ilişkidir. Tabii ki bu kurumlar herkes ile reklam anlaşması yapacak, ilan anlaşması yapacak ama reklam anlaşması ilişkisinde de bir bozukluk var. Orayla, o kurumla çalışıyorsun diye, ya bir insanın yaşamını yitirmesiyle ilgili haberi bile verememek, bunu sizden Büyükşehir Belediyesi böyle istiyorsa onların çarpıklığı, siz onlar böyle bir şey istemeden ‘aman ha işçi öldü haber girmeyelim ki ilanımızı keserler’ diyorlarsa sizin çarpıklığınız. Burada yamuk bir ilişki olduğunu gösteriyor.

GAZETECİLİĞİN G’SİNDEN BAHSEDEMEYİZ

Yani İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden reklam ilan alan kurum ve gazeteler de bu haberi girebilir, girmeli. Yani bu da olmayacaksa, bu kadarı da olmayacaksa biz orada gazeteciliğin G’sinden bahsedemeyiz. Ölmüş olmanızın haber değeri yok eğer müsaade edilmiyorsa… O yüzden ben izleyicilerden, okurlardan, İzmirlilerden böylesi şeyleri bir kriter olarak belirlemelerini, böylesi şeylere özen göstermelerini istiyorum. Yoksa biz parası başkası tarafından ödenen haberleri okurken şöyle bir duyguya kapılmış oluruz; duymamızı istemedikleri hiçbir şey duymayacağız. Biz önümüze ne konulursa onu okuyacağız. Bu mu peki İzmir'in özlemi? Değil. İzmirlilere sorsak bağımsız, özgür basın ister. Böyle ister değil mi? İzmirliler böyle ister. Buralardan başlayarak bu iş de oraya gidiyor. AKP işte bak medyayı satın alıyor. Ana akım medyada, yandaş televizyonlarda görmemizi istemedikleri hiçbir haberi göremiyoruz. Ama dön, İzmir'de CHP'nin yönettiği kentte de bir ölüm haberini, bir iş cinayetini bile göremiyorsak, burada bir çarpıklık var. Çarpıklığın sebebi o taraftır, bu taraftır demiyorum. O yüzden bu haberi giren meslektaşlarımı tebrik etmekle birlikte, haberi girmeyip belediyenin açıklamasını giren arkadaşlarımızın bir düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Yani ilan ilişkisi bu değil ki. Bizim de çalıştığımız belediyeler var. Ama bu ilan ilişkisi oradaki önemli haberleri, İzmirlilerin duyması gereken haberleri görmemek, insanların duymasını engellemek anlamına gelmemeli. Kesinlikle gelmemeli.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN