İzmir Yaşam Alanları, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yayımladı.

Açıklamada, bugünün bir kutlama değil, alarm günü olduğu vurgulandı.

Yanlış tarım politikaları, artan yapılaşma, madencilik projeleri ve HES’ler nedeniyle kuraklığını derinleştiğine değinilen açıklamada, yanlış su politikası ve rant odaklı planların su alanlarını yok ettiği belirtildi.

Açıklamanın tamamında şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye’de ve dünyada sulak alanlar için bu bir kutlama değil, alarm günüdür.

Sulak alanlar; suyun, toprağın, iklimin ve yaşamın güvencesidir.

Ama yıllardır yanlış tarım politikaları, kontrolsüz yapılaşma, sanayi ve enerji projeleri, madencilik, HES’ler, kuraklığı derinleştiren su yönetimi ve rant odaklı planlama kararları nedeniyle yok ediliyor.

Türkiye, Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olmasına rağmen:

• Göller kurutulmuş,

• Deltalar kirletilmiş,

• Sulak alanlar “atıl arazi” gibi görülmüş,

• Koruma statüleri kağıt üzerinde bırakılmıştır.

Sulak alanların yok edilmesi yalnızca bir doğa kaybı değildir.

İzmir’deki son yağışlar barajların doluluklarını nasıl etkiledi? İZSU verileri ortaya koydu
İzmir’deki son yağışlar barajların doluluklarını nasıl etkiledi? İZSU verileri ortaya koydu
İçeriği Görüntüle

Bu, gıda krizinin, su krizinin, iklim krizinin ve halk sağlığı sorunlarının büyümesi demektir.

Bu, küçük üreticinin tasfiyesi, kentlerin susuz bırakılması ve ekosistemlerin çöküşü demektir.

Bizler biliyoruz ki:

Sulak alanları korumadan iklim kriziyle mücadele edilemez.

Sulak alanları savunmadan yaşam savunulamaz.

Buradan açıkça çağrı yapıyoruz:

• Sulak alanları tehdit eden tüm projeler durdurulmalıdır.

• Koruma statüleri gerçek ve bağlayıcı hale getirilmelidir.

• Su, bir meta değil kamusal bir varlık olarak yönetilmelidir.

• Yerel halkın, bilim insanlarının ve ekoloji örgütlerinin söz hakkı yok sayılmamalıdır.

• Kurutulan, tahrip edilen sulak alanlar için rehabilitasyon programları derhal başlatılmalıdır.

Sulak alanlar kalkınmanın önünde engel değil, yaşamın ön koşuludur.

Bugün susarsak, yarın susuz kalacağız.

Sulak alanlar için, su hakkı için, yaşam için mücadeleyi büyütüyoruz.”

SULAK ALANLAR NEDEN TEHLİKEDE?

Birleşmiş Milletler’in sitesinde açıklanan bilgilere göre; Sulak alanlar, azalma, kayıp ve bozulma oranları en yüksek olan ekosistemler arasında yer alıyor. Küresel biyoçeşitlilik ve ekosistem işlevlerindeki mevcut olumsuz eğilimlerin, hızlı insan nüfusu artışı, sürdürülemez üretim ve tüketim ve bunlarla ilişkili teknolojik gelişmelerin yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileri gibi doğrudan ve dolaylı etkenlere bağlı olarak devam edeceği öngörülüyor.

Sulak alanlar ormanlardan üç kat daha hızlı yok oluyor ve Dünya'nın en tehdit altındaki ekosistemi konumunda.

Sadece 50 yılda – 1970'ten beri – dünyanın sulak alanlarının yüzde 35'i kayboldu. Sulak alanların kaybına yol açan insan faaliyetleri arasında tarım ve inşaat için drenaj ve dolgu, kirlilik, aşırı avlanma ve kaynakların aşırı kullanımı, istilacı türler ve iklim değişikliği yer alıyor.

Muhabir: ALEYNA ARSLANBAŞ