İzmir Cumhuriyet ve Emek Bileşenleri ile YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı, yarın AKP'ye geçişi beklenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı protesto için İlk Kurşun Anıtı önünde basın açıklaması yapmak istedi.
Basın açıklamasına izin çıkmaması nedeniyle güzergah değişikliğine gidildi. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada “Seçilmiş bir belediye başkanının taşıdığı temsil yetkisi yalnızca kendisine ait değildir, İzmir halkınındır” denildi.
"YETKİYİ VEREN İZMİR HALKIDIR"
İzmir Cumhuriyet ve Emek Bileşenleri adına basın açıklamasını Eğitim-İş 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü okudu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İzmir halkı 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yalnızca bir kişiyi belediye başkanı olarak seçmemiştir. Seçmen, adayın yanı sıra onun temsil ettiği siyasal programı, dünya görüşünü, belediyecilik anlayışını ve siyasi kimliğini de değerlendirerek oy kullanmıştır. Bu nedenle milyonlarca yurttaşın oyuyla kazanılmış bir makamın siyasal kimliğinin seçimden sonra köklü biçimde değiştirilmesi yalnızca kişisel siyasi tercih kapsamında değerlendirilemez. Böyle bir tercih yapılamaz. Bir yurttaşın istediği siyasi parti üyesi olması ya da parti değiştirmesi elbette ki bireysel bir haktır. Ama seçilmiş bir belediye başkanının taşıdığı temsil yetkisi yalnızca kendisine ait değildir. O yetkinin sahibi, yetkiyi veren halktır. O yetkinin sahibi, yetkiyi veren İzmir halkıdır. İzmir halkıdır."
“SAYIN CEMİL TUGAY NE DEĞİŞMİŞTİR?”
"Sayın Cemil Tugay, 18 Haziran'da CHP'den istifa ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini açıklamıştır. Şimdi İzmir halkının da şu soruyu sormaya elbette ki hakkı: Sayın Cemil Tugay, ne değişmiştir? Ne değişiyor şu anda? Bağımsız olarak sürdürüleceği açıklanan Belediye Başkanlığı görevinin başka bir siyasi partinin çatısı altında sürdürülmesi gündeme geldiyse İzmir halkına bunun gerekçesini açıklamak zorunda değil misiniz?
Daha temel bir soru daha vardır. Cemil Tugay, 31 Mart 2024'te İzmir seçmeninin karşısına AK Parti adayı olarak çıksaydınız, bugün oturduğunuz makama seçilecek miydiniz? Sorunun yanıtını biz vermiyoruz. AK Parti de veremez, CHP de veremez, Cemil Tugay da veremez. Bu sorunun yanıtını verebilecek tek bir güç vardır. O güç de İzmir halkıdır. İzmir halkı bu sorunun cevabını bir önceki seçimde vermiştir. Şunu herkes bilmelidir ki İzmir halkı bir sonraki seçimde de bunun cevabını gayet net bir şekilde verecektir. Belediye başkanlığı makamları kişilerin siyasi kariyerlerinin mülkü değildir. O makamların tapusu seçilmişlerin değildir. O makamların tapusu bin dokuz yüz yirmi üçten beri halkındır."
"İZMİR HALKININ İRADESİ SİYASİ PAZARLIKLARLA DEVREDİLEMEYECEK"
"İzmir halkı bu hakkı kanıyla almıştır, mücadeleyle almıştır, şehitleriyle almıştır. Bu kent, bu güzel İzmir, kimsenin siyasi mülkü değildir, olmayacaktır. Bu kentin ruhunda tam bağımsızlık vardır. Bu kent, tam bağımsız yüreklerin yaşadığı bir kenttir. İzmir halkının iradesi siyasi pazarlıklarla devredilemez ve buradan, Hasan Tahsin'in kentinden, ilk kurşunun atıldığı kentten buralardan bir kez daha söylüyoruz. İzmir'in iradesi bir rozetle değiştirilemez. Değiştirilemeyecektir. Buradan Türk halkına sesleniyoruz. Sandıkta alınan yetki, siyasi partiler arasında el değiştirecek bir senet değildir. Bu, halkın iradesinin ta kendisidir. Tüm Türkiye'de halkı iradesine, bağımsızlığına, tam bağımsız Türkiye'ye sahip çıkmaya, ayağa kalkmaya davet ediyoruz İzmir'den. Halkın oyuyla alınan bir makam halka rağmen başka bir siyasi iradenin hanesine yazılamaz. İzmir'in geleceği kapalı kapıları ardında değil, İzmir halkının iradesiyle belirlenecektir. İzmir kimsenin siyasi ganimeti değildir. İzmir, İzmir halkındır. İzmir kimsenin siyasi ganimeti değildir. İzmir, İzmir halkının. Bizler Cumhuriyet âşıkları, bizler Cumhuriyet ve emek bileşenleri, şunu buradan ilan ediyoruz. İzmir, şuradan ilan ediyoruz, demokrasinin, siyasal etiğin ve halk iradesinin yanında sonuna kadar durmaya devam edeceğiz. İzmir halkının iradesi siyasi pazarlıklarla devredilemeyecek. Kamuoyuna saygıyla duyuruyor ve ilan ediyoruz.”
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ'NDEN TUGAY'A YANIT
Atatürkçü Düşünce Derneği'nden (ADD) üyeliğini sonlandıran Tugay'a yanıt veren ADD Karşıyaka Şube Başkanı Ufuk Yıldırım, “Bir dönem derneğimize üye olmuş bir kişinin ADD'nin tarihini, mücadelesini ya da taşıdığı sorumluluğu daha yakından tanımış olmasını beklerdik. Derneğimizi küçülten bu sözler yalnızca kurumumuza değil, bu kurumun emeğine, üyelerine ve kurucularına yöneliktir. Biliyoruz ki Atatürkçü kelimesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Bırakın rahatsız olsunlar. Biz bu isme, bu düşünceye, bu yaşam felsefesine layık olmak için buradayız. Ne bir makam, ne bir koltuk, ne bir rozet için. Bu yolda bugüne kadar bir bedel ödendiyse gerektiğinde bir bedel daha ödemeye hazırız” diye konuştu.
“MAKAMIN SORUMLULUĞUNU DÜŞÜNMELİ”
“Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşlarıyla birlikte bağımsızlığı ve Cumhuriyet'i kurmuştur. Cumhuriyet'in makamlarında bulunup onun kurucusundan rahatsızlık duymak kabul edilemez bir çelişkidir. Atatürk'ün adını ve değerlerini temsil etmek istemeyenler önce bulundukları makamların sorumluluğunu düşünmelidir” diyen Yıldırım, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Karşıyaka şubemizi üç dönemdir, yaklaşık altı buçuk yıldır yönetiyoruz. Bu süre boyunca Sayın Tugay tarafından yönetimimize veya genel merkezimize iletilmiş tek bir sorun ya da şikâyet olmamıştır. Bugün yönetimle anlaşamadım denilmesi kamuoyunda şu soruyu doğuruyor: Bu anlaşmazlık, ülke gündemini meşgul eden siyasi gelişmelerden önce neden dile getirilmedi? Biz bu soruyu sormuyoruz. Kamuoyu soruyor. Yanıt vermek de bize değil, bu kararı verenlere düşüyor. Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye'nin dört bir yanında örgütlü mücadelesini sürdüren, İzmir'de otuz, Türkiye genelinde üç yüz elli yedi şubesi, elli üç temsilciliği olan, doksan binin üzerinde üyesi olan bir Cumhuriyet kurumudur. Siyasi partilerin değil, Cumhuriyet'in ve bu ülkenin yanındadır. Mücadelemiz Karşıyaka'yla sınırlı değildir. İzmir'de ve Türkiye'nin dört bir yanındadır. Açıkça yeniliyoruz. Üyeliğimiz gönül işidir, yürek işidir. Bu sorumluluğu yüreğinde taşıyamayanların derneğimizden ayrılırken onu küçültmeye kalkmasını kabul edemeyiz. Atatürk'ün adını yalnızca söylemde kullananlardan değil, düşüncesini eylemleriyle yaşatanları Atatürkçü Düşünce Derneği çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz. Derneğimize üye olmak, ülkenin geleceğine karşı sorumluluk almak, bilgi, emek ortaya koymak, yürek ister.”




