İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği (GÜSODER) yöneticileriyle yaptığı görüşmenin ardından gündeme gelen “sokak köpeklerinin yılbaşına kadar barınaklara toplanacağı” iddiasına hayvan hakları savunucularından tepki geldi. Konuya ilişkin İz Gazete’ye değerlendirmelerde bulunan İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Üyesi Av. Melike Özdemir Ballı, mevcut koşullarda yapılacak toplamanın hem yasalara hem de hayvanların yaşam hakkına aykırı olduğunu ifade etti.
“HAYVANLARA KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE YASAK”
Ballı, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun hayvanlara yönelik kötü muameleyi açıkça yasakladığını hatırlatarak, “Kanunun 14. maddesi uyarınca hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, aç ve susuz bırakmak, aşırı sıcağa ya da soğuğa maruz bırakmak, bakımını ihmal etmek ve fiziksel ya da psikolojik acı çektirmek yasaktır. Aynı kanunun 28/A maddesine göre hayvana işkence eden veya zalimce muamelede bulunan kişiler hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir” dedi.

“BARINAKLAR ÖLÜM KAMPLARINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”
Türkiye’deki birçok bakımevinin ve barınağın kapasitesinin dolu olduğunu, gerekli koşulları taşımadığını savunan Ballı, “Artık kamuoyunun büyük bölümü barınaklarda yaşananları biliyor. Hayvanların açlık, susuzluk ve hastalıkla mücadele ettiği, hatta zaman zaman birbirlerini yemek zorunda kaldıkları; kürekle öldürüldükleri, üzerlerine kimyasal maddeler enjekte edildiği ya da canlı canlı gömüldükleri olaylar gündeme geldi. Bu nedenle mevcut bakımevlerine toplama yapılması hayvanların yaşam hakkını tehdit eden ciddi bir sorundur” diye konuştu.
“TOPLAMA DAYATMASI KABUL EDİLEMEZ”
Hayvanları Koruma Kanunu’nun gerekçesinde mevcut bakımevi kapasitesinin yetersiz olduğunun kabul edildiğini belirten Ballı, belediyelere yeni bakımevleri kurulması için 31 Aralık 2028’e kadar süre tanındığını hatırlattı. Ballı, “Kanunun kendisi bile mevcut altyapının yetersiz olduğunu kabul ederken, kapasitesi dolu ve gerekli şartları taşımayan bakımevlerine toplama yapılması birçok yasal düzenlemeyi ihlal edecektir. Bu uygulama hayvanların hak ve özgürlüklerine de aykırıdır” ifadelerini kullandı.
“ASIL SORUMLULUK YERİNE GETİRİLMEDİ”
Sorunun yıllardır çözülmemesinin temel nedeninin kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmemesi olduğunu savunan Ballı, “Hayvanları Koruma Kanunu 2004 yılında yürürlüğe girdi. Ancak geçen süreçte belediyeler ve ilgili bakanlıklar kısırlaştırma, rehabilitasyon ve popülasyon kontrolü konusunda üzerlerine düşen sorumlulukları yeterince yerine getirmedi” dedi.

“ÇÖZÜM KISIRLAŞTIRMA VE YUVALANDIRMA”
Hayvan nüfusunun kontrol altına alınması için bilimsel yöntemlerin uygulanması gerektiğini vurgulayan Ballı, çözümün toplama politikalarında değil koruyucu uygulamalarda olduğunu söyledi. Ballı, “Bireysel silahlanmayı savunan, hayvanları ve hayvan hakları savunucularını hedef gösteren çevrelerin söylemleri yerine bilimsel ve etik görüşler dikkate alınmalıdır. Kısırlaştırma, rehabilitasyon ve yuvalandırma çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Hayvanların sömürüldüğü üretim çiftlikleri kapatılmalı, hayvan satışı yasaklanmalıdır” diye konuştu.
“HAYVANLAR MAL DEĞİL, CANDIR”
Hayvanların yaşam hakkının korunması gerektiğini belirten Ballı, sözlerini şöyle tamamladı: “Hayvanlar mal değil candır. Hak ve özgürlükleri kendilerine teslim edilmelidir. İçinde bulunduğumuz şiddet sarmalından çıkmanın yolu katliam politikalarından değil, yaşamı ve vicdanı esas alan uygulamalardan geçiyor.”





