İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Meslek Fabrikası binasının tahliye girişimine karşı başlattığı direniş 10. gününde devam ediyor. Fabrikanın devrine karşı Büyükşehir tarafından başlatılan yargı süreci henüz sonuçlanmazken binada eğitim faaliyetleri sonlandı.
Sürece ilişkin nöbet alanında İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, ‘kamu zararına’ dikkat çekti.
YILMAZ'DAN "MALA ÇÖKME" VURGUSU
Yaşananları ‘mala çökme’ olarak tanımlayan Yılmaz, "Bu kadar hukuksuzluğun başka bir izahı yok" diye vurgulayarak şunları söyledi:
“Ülkenin genelinde yaşanan hukuksuzlukların bir örneğini ne yazık ki İzmir’de yaşamaya devam ediyoruz. ‘Şaşırmıyoruz’ demiyorum, şaşırıyoruz. Daha kötü ne olabilir hukuk adına, daha ne kadar hak ihlali olabilir diye düşünüyoruz. Her gün yeni bir hak ihlali ve hukuksuzlukla karşılaşıyoruz. 10 gündür bir direniş var ve bu direnişin kırılmayacağını düşünüyorum. Çünkü burada aslında kente ait olan, bu kentin insanına ait olan bir mal varlığı var. Sadece Meslek Fabrikası değil; Egemenlik Binası’na ve aynı zamanda gasilhaneye de, Agora’nın arkasındaki tarihi hamama da aynı şeyi yaptılar. Büyükşehir Belediyesi bu konuda son derece haklı. Hem hukuken haklı hem de vicdanen haklı. Çünkü bu adına tescil edildiği ya da vakfın devamı niteliğinde olduğu söylenen vakıf 1893 yılında lağvedilmiş. Hukuk tanımazlık o kadar büyük boyutlarda ki burada yaptıklarını yarın başka bir yerde yapmayacaklarının bir garantisi yok. Bu vakıf mazbut bir vakıf değildir. Yani vakıflı değildir aslında. Buna rağmen torba yasaya ekledikleri 30. maddeyle yapılan düzenleme ile ben bunu çok açık bir hukuksuzluk ve bir aç çökme olarak ifade ediyorum. Bu kadar hukuksuzluğun başka bir izahı yok. Bu hukuksuzluklara karşı da direnmeye devam edeceğiz. Bu kente ait olan, bu kentin malı olan hiçbir şeyin haksız, hukuksuz, adaletsiz bir biçimde ele geçirilmeye çalışılmasına izin vermemek bizim görevimiz.”
"İDARENİN SADECE YURTTAŞA DEĞİL YARGIYA DA BASKISINI GÖRDÜK"
Geçtiğimiz hafta İZBB Başkanı Cemil Tugay ve mahkeme heyetinin tespit davası kapsamında yapılacak keşif için bir süre engellenmesini de değerlendiren Yılmaz, “Bir mahkeme heyeti bir alana keşif için geldiğinde kimseden izin alınmaz. Yargı tanımazlık, hukuk tanımazlık geçtiğimiz günlerde burada oldu. Bir sulh hukuk mahkemesinde tespit talebinde bulundu Büyükşehir Belediyesi. Bunun için mahkeme heyeti ve mahkeme hakimiyle birlikte buraya bir bilirkişi heyeti geldi. Delil tespitleri tarafsız olur. Orada karşı tarafa haber verip onun da hazır bulunması gerekmez. Talepte bulunanla birlikte yapılır. Büyükşehir Belediye Başkanı burada, mahkeme heyeti burada, talepte bulunan avukatlar burada; ama heyeti içeri almadılar. O kadar aleni bir hukuksuzluk ki bu, aslında tam bir suç. Buraya mahkeme heyeti kamu görevini ifa etmek için geldi. Bunun anlamı kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnmektir. Açıkça direnildi. Kimden izin alındı? İl Emniyet Müdürü’nden mi, Kaymakam’dan mı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden mi, yoksa Valilik’ten mi? İdarenin sadece yurttaşa değil, yargıya da baskısını burada gördük. Yarım saatten fazla mahkeme heyetini içeriye almadılar ve suç işlediler. Suç işlemeye hâlâ devam ediyorlar. Çünkü hukuksuzluk hâlâ devam ediyor” diye konuştu.
"BU DAVALAR BEKLENSEYDİ NE OLURDU?"
Davaların devam ettiğini hatırlatan Yılmaz, ‘kamu zararı’ uyarısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu davada Büyükşehir Belediyesi sonuna kadar haklı. Mahkemelerin de bu yönde karar vereceğine inanıyorum. Burada bitmiş, kesinleşmiş bir yargı kararı yok. Ortada bir yargı kararı yok, ortada idari bir işlem var. Onun iptali için açılmış bir dava var. Ayrıca tapu iptali ve tescil davası var. Dört ayrı davadan bahsediyoruz. Hiçbiri sonuçlanmış değil. Sanki yargı karar vermiş gibi açıklamalar yapılıyor. Ne yazık ki süreci başka bir yere çekmeye çalışan bir anlayış var. Bu davalar beklenseydi ne olurdu? Belediye burada kamu hizmeti yapmıyor mu? Bu hizmeti engellediniz. Dava altı ay sonra bittiğinde bu kamu zararını kim karşılayacak? Hani kamu zararı diyorsunuz? Sonra zimmet çıkararak bazı insanları gözaltına alıp tutukluyorsunuz. Bunu yapacak mısınız? Çünkü denediniz, olmadı. Kimse suçlu değil. Sokaktaki yurttaş, kadın, çocuk fark etmiyor; herkes için hukuksuzluk söz konusu. Kendileri gibi düşünmeyen herkes düşman ceza hukukuyla cezalandırılıyor. Bunun adı demokrasi değil. Bunun adı hukuk değil, insan hakları hiç değil.”




