Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da okullara silahlı saldırılar öğretmenleri ayağa kaldırdı. Türkiye'nin pek çok kentinde de iş bırakarak Milli Eğitim'in il ve ilçe müdürlüklerine yürüyen eğitim emekçileri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı.

İzmir'de 7 eğitim sendikası, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Sendikalar, okullarda güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu belirterek, acil ve somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Sendika üyeleri, basın açıklamasının ardından yarım saatlik oturma eylemi gerçekleştirdi. Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, okullarda artan şiddete dikkat çekmek amacıyla 16-17 Nisan tarihlerinde de iş bırakacak.

Turizm tesislerine su indirimi: Yeni tarife meclisten geçti
Turizm tesislerine su indirimi: Yeni tarife meclisten geçti
İçeriği Görüntüle

İzmi̇r Mi̇lli̇ Eği̇ti̇m Protesto

ÖĞRETMENLER BİRLEŞTİ, TEKİN'İ İSTİFAYA ÇAĞIRDI

Eğitim Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sen, Eğitimin Gücü Sen, TEÇ-SEN, Öğretmen Sendikası ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda meydana gelen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırıya ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştiren sendikalar, farklı noktalarda toplanarak Konak SGK binası önünde buluştu ve buradan İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasına yürüyüş gerçekleştirdi.

Eği̇ti̇m Sendi̇kalar İzmi̇r (2)

"HESAP SORMAK İÇİN BURADAYIZ"

Sendikalar tarafından yapılan ortak açıklamada, söz konusu saldırının münferit bir olay değil eğitim sisteminde uzun süredir devam eden yapısal sorunların bir sonucu olduğu vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:

“Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor.

En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık 'münferit' denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz burada bulunan sendikalar olarak yıllardır uyarıyoruz. Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik.

"CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAMAYANLAR SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ"

"‘Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!’ Peki ne yaptınız? Hiçbir şey. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, ne de eğitim emekçileri korunabildi. Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir. Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır. Şiddetin sadece fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitim bağıyla zayıfladığı ve dışlandığının olgunlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz.

Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Yaşanan bu saldırı ‘Güvenli okul, sağlıklı eğitim istiyoruz’ talebimizin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir. Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz: Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır."

Eği̇ti̇m Sendi̇kalar İzmi̇r (4)

"SUSMAYACAĞIZ, ALIŞMAYACAĞIZ, NORMALLEŞTİRMEYECEĞİZ"

Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hâle getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.

Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım. Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım. Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Burada bulunan eğitim sendikaları olarak bir kez daha haykırıyoruz. Susmayacağız, alışmayacağız, normalleştirmeyeceğiz. Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek.”

Eği̇ti̇m Sendi̇kalar İzmi̇r (3)

Kaynak: ANKA