İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT programının bu haftaki bölümünde İz Gazete’nin 2 Şubat Pazartesi Günü Bostanlı Suat Taşer Gösteri Merkezi’nde gerçekleşecek olan 10’uncu yıl etkinlikleriyle ilgili konuştu. İrfan Değirmenci’nin sunuculuğunu yapacağı, Hüsnü Arkan’ın konser vereceği etkinlikte pek çok sürpriz olacağını ifade eden Kartal şu bilgileri verdi: “Gelelim 10’uncu yıla… 10’uncu yıl bizim kitlesel fonlama, yani haber üretiminin maliyetinin tabana yayılması konusunda hamleler yapacağımız etkinliklerle dolu olacak. Bizi takip edenler biliyorlar, biz her yıl toplumsal konularla ilgili İz Bırakanlar Ödülleri veriyoruz.

Buca’da ruhsatsız silah operasyonu: 4 şüpheli gözaltında
Buca’da ruhsatsız silah operasyonu: 4 şüpheli gözaltında
İçeriği Görüntüle

İRFAN DEĞİRMENCİ SUNACAK

Bu yıl yine 10’uncu İz Bırakanlar Ödül Töreni ve İz Gazete’nin 10’uncu Yılı etkinliğini yapacağız. 2 Şubat Pazartesi günü Bostanlı Suat Taşer Gösteri Merkezi’nde etkinliğimiz gerçekleşecek. Bir taraftan ödülleri belirlemek üzereyiz. Etkinliğimizin sunucusu İrfan Değirmenci. İzmir’de onu çok seven olduğunu biliyoruz. Konserde Hüsnü Arkan ve çokça sürpriz de olacak. Konserimiz tabii ki ücretsiz olacak ama orada da giriş şartı olarak sadece Instagram aboneliği, çok düşük maliyette olan Instagram aboneliğini bilet kontrolü gibi kapıda sağlamış olacağız. Sadece bu alışkanlıklar bir taraftan gelişsin, medyanın kitleler tarafından desteklenmesi alışkanlığı gelişsin diye… Şimdiden KAYIT’ın düzenli okuyucularını, izleyicilerini davet etmiş olayım. Onlarla orada buluşmayı çok önemsiyoruz.

İZ BIRAKAN MANŞETLER

10 yıl bir gazete için, bir kentin tarihinde iz bırakması bakımından bence başlangıçta yeterli bir süre. Biz artık bu kentin yakın tarihinde iz bırakan bir gazete olduğumuzu düşünüyoruz. Bununla ilgili de sadece konserle sınırlı tutmayacağız kutlamalarımızı. ‘10 yılın iz bırakan manşetleri’ diye büyük bir almanak hazırlıyoruz. Bu 10 yıllık yakın tarihimizdeki en çarpıcı manşetlerimizden arşivlik bir cilt halinde. Özellikle İzmir protokolüne, İzmir’in sivil toplum kuruluşlarına, demokratik kitle örgütlerine saklayabileceği, kayıtlarda kalabileceği şekilde bir şeyin çalışmasına girdik. Çünkü bu konuda mütevazı olamayacağım. İz Gazete manşetleriyle de meşhur bir gazete. 10 yıl içerisinde çok güzel manşetler attık ve bunun şöyle keyifli bir yakın tarih taraması olması bakımından iyi olacağını düşünüyorum. Özenle seçeceğiz manşetlerini. Yine çok önemli isimlerin, İzmir’den ve ulusaldan önemli isimlerin köşe yazdığı bir gazeteydi İz Gazete. Hala öyle. Bir anı kitabı hazırlıyoruz. İz Bırakan Yazılar… 10 yıllık hatıra kitabı. Bize yazan yazarlarımızdan bir seçki. Onların içerisinde ulusal çapta da tanınan isimler de var.

ABONELERE ÖZEL ETKİNLİKLER

Orhan Aydın, Levent Üzümcü gibi isimler de var aynı zamanda. Onların birer yazısının olduğu bir seçki ve onlarla bir kitap imza günü organize edeceğiz. Bunların tamamına yakınında abonelerimize özel etkinlikler planlamayı düşünüyoruz. Çünkü kuvvetlendirmek istediğimiz şey bu. İrfan Değirmenci ile abonelerin özel buluşmasından, Hüsnü Arkan ile fotoğraf çekimi ve imzaya abonelere ayrı bir olanak sağlanmasına, yazarlar buluşması, İz Gazete aboneler buluşması, aboneler partisi yani daha interaktif, daha yüz yüze gelen, birbirini tanıyan, birbirini anlayan… Çünkü ben biliyorum ki İz Gazete’nin bir kimliği olan okur ve izleyici kitlesi oluştu. Bu da çok kıymetli. Çok az gazeteye nasip olur bu. Ben o yüzden okurlarımıza bu anlamda teşekkür ederim. Sürprizlerin hepsini burada açıklamayayım. ‘10 Yılın İzi’ diye bir belgesel çalışmamız var. Yarım kaldı. Sevgili Aycan Karadağ onun çalışmasına temmuz ayında başlamıştı. Onun gösterimiyle ilgili bir planlamamız olacak. Bunların hepsini de zaten duyuracağız.

İZ TV’DE SEYİRCİLİ PROGRAM PROJESİ

Bizim için tam bir dönüşüm yılı. Günlük gazeteye veda ettiğimiz andan itibaren zaten dijitalle ilgili hamleler yapmaya başladık. Bu YouTube programı da zaten orada canlanmaya başladı. Yeni yılla birlikte iki ayrı programımız daha olacak. Bir tanesini Gizem Taban hazırlayacak. Konuklu program olacak bunlar. Hatta şunu da söyleyeyim, bu stüdyoya bir tribün yapmayı düşünüyoruz. Böyle üç basamaklı bir tribün yapmayı düşünüyoruz. Seyircili program konusunda ben takıntılı bir adamım. Seyircili programların geçmişten bugüne her zaman tuttuğunu ve sevildiğini, interaktif ve canlı olduğunu düşünüyorum. Bunu bundan önceki deneyimlerimde, çeşitli yerlerde hem anlattım hem de gerçekleştirmeye gayret ettim. Biri de Bir TV’deki seçim özel yayınıdır. Şimdi İzmir’de seyircili televizyon programı yok. Nasipse 10’uncu yılımızla birlikte bu stüdyoyu, bu minik stüdyoyu seyircilerimizle de beraber, onların da elinde mikrofon olduğu ve konuğa sorduğu formatlarda programlarla devam ettirmek üzere güncelleyeceğiz. Tadilat yapmayı düşünüyoruz. Keyifli olacağına inanıyoruz.”

"HER EVDEN BİR EKMEK PARASI GAZETEYE AYRILIYORDU"

İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, gazetelerin bağımsız yayın yapabilmesi için okuyucu desteklerinin çok kıymetli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Dijitalleşme bu hıza varmadan önce, çok değil, 10-15 yıl önce haber sahibi olmak için, haberdar olmak için insanlar bakkala gidiyorlardı, bir ekmek alıyorken bir tane de kendisinin beğendiği, kendisine yakın olan gazete alıyorlardı. Hatta İzmir’in şöyle bir geleneği var, bir tane ulusal gazete, siyasi olarak kendisine yakın, Cumhuriyet ya da Tercüman, bir tane de yerel gazete. O yerel gazeteyi biliyoruz, eskiden daha İzmirli bir gazeteydi. Alıp haberdar oluyordu. Hemen hemen her evden bir ekmek parası kadar para habere ayrılmış oluyordu. Bu ne demek? Haber üretimini, masrafını on binlerce kişi karşılıyordu. Diyelim ki İzmir’de bir yerel gazete… Dijital yok, YouTube yok, Facebook yok, Twitter yok, internet sitesi yok. 30 bin adet bayilerde satıyorsa, 30 bin insan o gazetenin çalışanlarının maaşını ödemiş oluyordu, matbaa masrafını ödemiş oluyordu. Haber üretimindeki maliyetlerini karşılamış oluyordu 30 bin insan.

GAZETELER NASIL AYAKTA KALIYOR?

Bu ne anlama gelir? Parayı veren düdüğü çalar. Dijitalleşmenin tüm Türkiye medyasına, medyadan daha çok aslında vatandaşa zararı şudur; gördüğünüz, izlediğiniz bu muhalif televizyon kanalları, gazeteler, bizler de dahil tüm medya kuruluşlarının gelirleri birkaç şeye sıkışmış durumda. Birincisi Basın İlan Kurumu yani devlet ilanları. Evet, tabii ki halkın vergileriyle sağlanmıştır. İkincisi belediye ilanları. Evet, tabii ki o da halkın vergileriyle sağlanmıştır. Üçüncüsü özel sektör reklamları. Özel sektör reklamları da bu kadar siyasi baskının olduğu dönemde yüzde 10’lar civarındadır. Bu saydığım üç madde içerisinde doğrudan okuyucu yok. Okuyucu olmadığında da aslında izlediğimiz hangi siyasi görüşe yakın olursa olsun gazete ve televizyonların çizgisini, düdüğünü parayı veren çaldırmak durumunda kalıyor. O yüzden bu kıskaç içerisinde de okuduğumuz, izlediğimiz her haberle ilgili, yorumla ilgili şüphe duyar hale geliyoruz.

DİJİTAL PLATFORMLARDA ALTERNATİF YAYIN DÖNEMİ

O yüzden dikkat ettiyseniz televizyonların en ünlü isimleri son 5 yılda YouTube’da alternatif programlara başladılar. Nevşin Mengü, Enver Aysever, Cüneyt Özdemir, Fatih Altaylı, Özlem Gürses… Çünkü YouTube’da okurun, izleyicinin küçük küçük katkılarıyla dönüyor o YouTube. Bu izlenme rakamları reklam geliri olarak dönüyor ya da oradan abone oluyorlar dönüyor. Çok rahat, özgür olmuş oluyor. Sadece okuyucuya hesap verir bir çizgi oluşmuş oluyor. Türkiye’nin en çok izlenen isimleriydi bunlar. En çok izlenenler oraya yönelmeye başladılar bu kıskaçtan ötürü. Tüm Türkiye’de, dünyada da öyle ama basının daha özgürce ve cesurca hareket edebilmesinin önündeki engellerden bir tanesi finansal özgürlük. Tabii ki siyasi sebepler de var. Muhtemelen 5-10 yıl içerisinde bu da oturacaktır. Yani nasıl ki bir dizi izlemek için Netflix’e abone oluyor insanlar, Exxen’e abone oluyor. Doğru haberi güvendiği kişiden almak ve o programları yapan kişileri de uyarmak için, cezalandırmak ve ödüllendirmek üzere direksiyona geçmenin tek yolu var kitlesel fonlama. Ben geçen ay ALES’e girdim. Bununla ilgili yüksek lisans eğitimi yapmak ve tez yazmak istiyorum. Biz de İz Gazete olarak bunu kuvvetlendirmekle ilgili hamleler yapıyoruz ki bizimle ilgili söz sahibi olacak kişi izleyicilerimiz olsun diye. O yüzden bu ‘Abone ol’ kısmına özel olarak vurgu yapıyorum. Bu alışkanlıklar geliştirilebilsin diye özellikle istiyorum.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN