30 Ekim 1918’de, Limni adasının Mondros limanında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın koşulları belli olunca, Osmanlı ülkesinde, Türkler arasında, gelecek günlere yönelik umutsuzluk ve kaygı egemen olur. İzmir’de, Rum “milleti” vatandaşlarının başlattıkları taşkınlıklar, Aydın vilâyetinin geleceği üstüne çıkan söylentiler, basında başlayan İttihatçı-İtilâfçı kavgaları, ateşkes antlaşmasının uygulanmasında görülen haksızlıklar, ülkenin hızla uçuruma doğru gittiğini gösteriyordu. Mondros Ateşkesi imzalanmadan önce de Ahmet İzzet Paşa kabinesi, ilk uygulaması olarak Aydın Valisi Rahmi Bey’i görevden alır.



DERGİNİN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ



İzmir’de daha ateşkes imzalanmadan önce Rumlar gösteriler yapıyor, Rumca basın da gerçek emellerini yansıtan haberlerle, yazılarla kentte gerilimi arttırıyorlardı. Rum gazeteleri, Mütareke’yle birlikte açık açık İzmir’in Yunanistan’a bağlanması gerektiğini savunurlarken Türklere ve Türkçe basına karşı da saldırıya geçtiler. Örneğin Köylü gazetesi, “Rum vatandaşlardan yedi asırlık ihtimâma karşı teşekkür beklemediğimizi”, Rumlara, millî onurumuz ve duygularımızla oynamamaları uyarısında bulunuyordu.

İzmirli Rumların ilk büyük gövde gösterisi, İngiliz Monitor Komutanı Dikson’un İzmir limanına ayak bastığı 6 Kasım 1918 günü yapıldı. O gün İzmir’de, yer yerinden oynadı. Ellerinde, göğüslerinde mavi-beyaz Yunan bayraklarıyla, gösterilerini saatlerce sürdürdüler, bağırdılar, çağırdılar. İngiliz gemisini kurtarıcı gibi adeta kutsadılar. İzmir’in bütün Rum ve Frenk mahalleleri, Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Yunanlıların İzmir emelleri açıkça dile getirildi. Anadolu’da, bu taşkınlıkları A. Vasıf (Çınar) şöyle eleştiriyordu: “Türk ve İslâm saltanatının enkâz-ı mağlûbiyeti üzerinde mavi-beyaz renklerle ilân-ı şâdumâni etmek isteyen gafillere ispat etmeliyiz ki, pek kudsî bir vediâ-yı ecdâd olan İzmir’in ufuklarında albayrağın temiz nurları ebediyen sönmeyecektir.”

Köylü’nün, Fransızca çıkan nüshası Journal Keuylu’de yayınlanan, Aydın vilâyetinin Türklüğünü kanıtlayan istatistikleri, Kozmos, “kızıl istatistik” olarak nitelendiriyor, Rumca gazeteler, “hissiyat-ı Yunaniyyelerini izhâr ve ilândan hiçbir zaman geri kalmayacaklarını” bağıra bağıra söylemekten çekinmiyor, Rum gençlerini “görev başına” çağırıyorlardı.

Mondros Ateşkes Anlaşması’na değin, Osmanlı Sansür Heyeti’nin  denetiminde olan İzmir basını, Mütareke süreciyle birlikte galip devletlerin ve işgalin maşası Yunanistan’ın oluşturdukları sansür kurullarının denetimine girdi.

İtalya Haberalma Örgütü’nün Raporlarına Göre

İşgal Döneminde İzmir’de Yayımlanan Gazeteler (Kasım 1918-9 Eylül 1922)

Yüzyıllardır “millet” düzenine göre imparatorluğu yöneten Osmanlı devleti, ülkenin en önemli ticari limanı İzmir’de yaşayan, farklı dilleri konuşan, farklı dinsel inanışları olan yurttaşlarının kültürel etkinliklerine, devletin kurallarına uymak koşuluyla saygı gösterdiğini, izin verdiğini biliyoruz. İzmir’de yaşayan hemen çoğu Avrupa kökenli, ticaretle uğraşan Levantenlerin yanında yüzyıllardır İzmir’de yaşayan Rumların, Ermenilerin, Musevilerin, XIX. yy’dan başlayarak kendi dillerinde gazeteler, dergiler çıkardıklarını biliyoruz.

Mondros Antlaşması’ndan (30 Ekim 1918) İzmir’in Kurtuluşuna ( 9 Eylül 1922) değin, kentimizde yaşayan Osmanlı yurttaşları, Fransızca, Rumca, Türkçe, Ermenice, Musevice, İtalyanca vb. dillerde onlarca gazete ve dergi yayınlandılar. Bugün sizlere, bu yıllarda çıkan süreli yayınlardan kısaca söz edeceğim… Bu yayınların adlarını, kimilerinin kısaca özelliklerini belirtmeye çalışacak, yaşam serüvenlerine ilişkin bilgilerimi paylaşacağım! Unutmayalım, tarih biliminin en önemli kaynakları belgelerdir. Bu belgeler içinde örneğin polis raporlardan diplomatik belgelere, haberalma örgütlerinin raporlarından, gündelik gazetelere ve daha nicesine, farklı türlerde belge, tarih araştırmalarında, basın tarihi araştırmalarında çok değerlidir. Unutmayalım, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’ndan bizlere kalan belgeleri bizler hâlâ tasnif etmekle uğraşıyoruz…

Şimdi konumuza dönelim, bu acılı günlerde, İzmir basınında yayımlanan gazeteler üstüne bilgiler toplayan İtalyan Haberalma Örgütü’nün düzenlediği bu raporları tanıtan bir inceleme, döneme ilişkin oldukça ilginç bilgileri bizlere aktarıyor:

“İtalyan yetkililerin İzmir’de çıkan gazeteler hakkındaki değerlendirmelerine geçmeden önce İzmir’in İtalya için önemine değinmekte yarar bulunmaktadır. İzmir, İngiltere ve Fransa tarafından I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan Londra ve St. Jen de Maurienne antlaşmalarıyla önce İtalya’ya, daha sonra da savaşa kendi yanlarında girmesi karşılığında Yunanistan’a vaat edilmişti. Savaştan sonra Paris’te toplanan barış konferansı bir yönüyle bu gizli antlaşmaların meşrulaştırılacağı zemindi. Öte yandan, menfaat çatışmalarının müttefik dayanışmasının yerini aldığı Paris’te ve hedef kent İzmir’de İtalya ile Yunanistan arasında müthiş bir rekabet yaşandı. Yunanlar Paris’e ağırlık verirken, İtalyanlar, “dostluk” temasını işleyerek İzmirli Türklerin desteğini sağlamaya çalıştılar. Nitekim propagandaya önem veren İtalyanlar, İzmir’de Kasım 1918’de, Le Levant isimli bir gazete yayınlamaya başladılar……….. Sözünü ettiğimiz büro yetkilileri, İzmir’de yayınlanan her dildeki gazeteyi takip etti. Büro elemanları, basında yer alan haberleri İtalyanca’ya tercüme ederek günlük, haftalık ya da nadiren aylık raporlar halinde Rodos’taki Doğu Akdeniz İtalyan Seferi Kuvvetler Komutanlığı’na yolladılar. Komutanlık da, kendi görüş ve değerlendirmelerini de ekleyerek bu raporları Dışişleri Bakanlığı’na ya da Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdiler……….”

Birazdan adlarını okuyacağınız gazetelerin hemen hiç birisinin tam koleksiyonunun olmadığını biliyoruz. Aklınıza hemen savaşlar ve İzmir yangını (13 Eylül 1922) gelmesin! Öncelikle XIX. yüzyılda süreli yayınların koleksiyonunu yapma düşüncesinin tam anlamıyla oluşmadığını bilmeliyiz… Ayrıca kâğıdın da bir ömrü olduğunu, hele geçen yüzyılda kullanılan kâğıdın ve mürekkebin kalitesinin gazetenin ömrünü çok kısalttığını unutmayalım… Evet, dünyada yüzlerce gazetenin koleksiyonu var ancak biz elimizdekileri de koruyamamışız! Örneğin bir hazineyi saklayan İzmir Millî Kütüphanemizdeki Osmanlıca gazete arşivini, bilgisayar ortamına daha kısa bir süre önce aktardık… Aktardık mı acaba?

Şimdi gelelim, İtalyan Haberalma Örgütünün bilgilerine göre, Şubat 1920’de İzmir’de çıkan gazeteler ve yapılan değerlendirmeleri:

“Rumca Gazeteler:

Amaltea: Şehrin en eski gazetesi. Yunan milliyetçiliğine meyilli.

Telegrafos: Akşam gazetesi. Eğilimi, Panhelenik milliyetçilik.

Tharros: Spiro ve Cristo Salomenidis isimli genç milliyetçi avukatların çıkarttığı Türk düşmanı bir gazete.

Estia: Milliyetçi ve demokrasi taraftarı.

Patris: En önemli Rum gazetesi. Şantajcı ve İtalya karşıtı.

Kosmos: İtalya karşıtı en meşhur gazete. Mütareke’nin ilk gününden yaklaşık dört ay öncesine kadar süren İtalya’ya karşı başlatılan kampanyanın ilk işaretini veren bu gazeteydi.

Copanos: Haftalık milliyetçi mizah gazetesi. Fikirlerini küfürlü bir şekilde ifade etmek, en önemli özelliği. İtalya karşıtı.

Smirnios: Milliyetçi karakterde. Öncekiyle aynı özelliklere sahip. Haftalık mizah gazetesi. Çok fazla tirajı yok.

Fransızca Gazeteler:

L’Echo de France: Fransız konsolosluğunun ve kolonisinin resmi yayın organı. Önceleri müdürü, ehliyetli ve İtalya’ya karşı anti besleyen Flery idi. Flery şimdi azledildi. Şu anda Filippucci ve Profesör Joubert tarafından idare ediliyor.

La Réforme: Bir Rum avukat tarafından idare ediliyor. Eskiden Alman ve şimdi Yunan taraftarı ve son zamanlarda İtalya karşıtı. Para karşılığı çok pey süren bir gazete.

L’Independant: Müdürü, Tzurut oğlu, Fransız yandaşı ve aynı zamanda atışmayı seven bir gazete. En çok pey sürenlerden ve İtalya karşıtı.

La Liberte: Levantenlerin her türlü desteğine sahip. Şimdi Yunan Komiserliği’nden tahsisat alan bir yayın organı. İtalyan karşıtı ve her çeşit şantajla yardım alan ve yaşayan bir gazete.

Le Levant: Temel özelliği İtalya’ya eğilimli olması. Temsilciliğimizin, Stefani ajansından alıp kendisine verdiği telgrafları parasız yayınlıyor. Son zamanlarda, Yunan Deniz Binbaşı Doktor Evanghelinidis aracılığıyla Yunan komiserliği ile sıkı ilişkiler içinde olan gazetenin müdürü eski bir usta olan basit bir Türk’tür.

Türkçe Gazeteler:

Sciark (Şark): Önceleri İngilizlere sempati besleyen bir gazeteydi. Müdürü Zeki Bey, Yunan makamlarını çılgına çeviren bir makale yayınladığı için, geçenlerde tutuklanarak Yunan Divan-ı Harbi tarafından bir yıl hapis ve 2000 drahmi para cezasına çarptırıldı. Şimdi Sansür Komitesi tarafından bilinmeyen bir süre kapatılmıştır.

Mediniet (Medeniyet): Türk milliyetçisi ve bir süre önce, belli başlı İtalyan yandaşı bir gazete idi. Şimdi, cömert mali desteğimizi aldığı için tekrar İtalyan yandaşlığına dönüş yaptı.

Mussavat (Müsâvât): Yunanların yabancı düşmanlığıyla itham ettikleri milliyetçi bir gazete. Şimdilerde, diplomatik görevlilerimiz tarafından aylık maddi yardım vaad edildiği için İtalyan yandaşı.

Ahenk: Bağımsız, milliyetçi ve uzlaşmaz bir gazete. Yunanların ciddi şekilde mücadele ettikleri bir gazete.

Islahât: Bir ara okuyucusu azaldığı için haftalık olarak yayınlanan, şimdilerde ise günlük yayınlanmaya devam eden bir gazete. Yunanların İzmir’e asker çıkarmasını alkışlayan Türk avukatı Süreyya Bey tarafından yayınlanan gazetenin ana vasfı, Yunan dostu olmasıdır. Türk milliyetçiliğine karşı kampanyasını sürdürmektedir. İngiltere’yi tahkir eden bir makale yüzünden 15 gün kapatılmıştır. Müdürü, İzmir Rum Metropolitinden 150 Türk lirası alıyor.

İbranice Gazeteler:

Scialom: Bir Musevi tarafından idare ediliyor. Yunanlara satılmış ve kendi dindaşları tarafından bile makbul bulunmuyor, beğenilmiyor.

Meserret: Hiçbir önemi olmayan bir gazete.

Boz de Smyrne: Yahudi milliyetçisi bir gazete.

Nuvelliste: Milliyetçi fakat aynı zamanda Yunanlara satılmış bir gazete.

Pregonero: Rengi belli olmayan haftalık bir gazete.

Ermenice Gazeteler:

Arveliam Mamun: Ciddi, milliyetçi ve İtilaf Devletleri’ne dost bir gazete.

Orizon: Maddi destek aldığı için Yunanistan’a son derece sadık bir gazete.

Iravunk: Politik yönü olmayan ciddi bir gazete

Mimos: Haftalık mizah gazetesi.”

Bu listede, Köylü gazetemiz yer almaz! Nedenini bilmiyoruz… Ancak bildiğimiz bir acı gerçek var: II. Meşrutiyet’in coşkusu içinde, ilk sayısı 21 Ağustos 1908’de çıkan Köylü, İzmir’in işgaline kadar bir “Köylü Mektebi” olarak yayın yapar…Köylülerimizin ürünlerini değerlendirmeleri için sayfalarında kooperatif kurmanın, örgütlenmenin önemini, köylülerimizin anlayacağı yalınlıkta bir Türkçeyle anlatmaya çalışır. Başlangıçta İttihat Terakki yönetimini destekleyen Köylü, Balkan Savaşları sonrasında İttihat Terakki’ye eleştirileriyle dikkat çeker….

İzmir’in işgali haberinin duyulması üzerine, M. Refet Bey, 14 Mayıs 1919 gecesi, Konak’ta, Maşatlık’ta düzenlenen protesto mitingine katılır. 15 Mayıs 1919 günü, gazetesi Köylü’nün basımevine saldıran işgalcilerle işbirlikçilerine karşı gazetesini kahramanca savunur, yaralanır ve hapse atılır. Ancak, “Yunan gazeteci Mihailidis tarafından oradan çıkarılarak evine götürülmüş, güvenliğini sağlamak için kapısına bir Yunan askeri dikilmişti. Bu saldırıda gazetenin Kordon’daki yayınevi / basımevi büyük zarar görür. “İşgal makamlarınca 50.000 drahmi verilerek” zararı karşılanan M. Refet, gazetesini, Beğler Sokağı’ndaki eski yerinde, Köylü Yurdu’nda, 17 Mayıs 1919 günü, yeniden yayınlar! Nail Moralı’nın aktarımıyla, “Ne yazık ki Rumlar Refet’i satın aldılar.”

Bu acılı yıllarda, M. Refet ile Köylü’nün başyazarı Resmolu Mehmet Ferit’in, Kuvâ-yı Milliye, Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa aleyhinde yazdıkları hakaret yazıları, Millî Mücadele’yi destekleyen yazarlarımızca en ağır bir biçimde eleştirilir. Sonuçta, Türk ordusu İzmir’e girince, bu gazeteciler Midilli üzerinden Atina’ya kaçarlar. 150’likler listesine giren bu iki gazeteciden M. Refet, 150’liklerin bağışlanmaları sonrasında İzmir’e döner. Gazetenin başyazarı Resmolu Mehmet Ferit ise eşiyle birlikte din ve ad değiştirip ölümlerine değin Atina’da yaşarlar.