Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan sözleşmeli okul öncesi öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada ailesinden yeni bir suç duyurusu geldi.
Ablası Raziye Türen ve Rabia Bayraklı, dosyadaki şüpheli müdür Melahat İleri’nin Irmak Öğretmen’in kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek dosyaya sunduğunu açıkladı.
Aile, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na İleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
IRMAK ÖĞRETMEN’İN AİLESİNDEN AÇIKLAMA
Aile, Irmak Öğretmen’e ilişkin gelişmeleri kamuoyuna duyurmak için açtığı sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.
Aile, şüpheli ölüme ilişkin yürütülen soruşturmada adli süreçte ciddi usulsüzlükler ve hukuksuzluklar yaşandığını ifade ederek şunları aktardı:
Canımız, kardeşimiz, merhume Irmak Ayşe Koparan'ın zamansız ve acı kaybının derin üzüntüsünü yaşarken; yürütülmekte olan adli süreçte ortaya çıkan vahim usulsüzlükler, hukuksuzluklar ve şüpheler karşısında ailenin bir ferdi ve davanın takipçisi olarak bu açıklamayı yapma zorunluluğumuz doğmuştur.
Kardeşimin vefatının ardından yürütülen soruşturma dosyasında; merhumeye ait, kanunen en sıkı şekilde korunması gereken özel nitelikli kişisel sağlık verilerinin hiçbir yasal dayanak olmaksızın, illegal yollarla ŞÜPHELİ TARAFINDAN dosyaya sunulduğu tespit edilmiştir. Merhumenin aziz hatırasına ve kişilik haklarına yönelik bu açık hukuksuzluk karşısında Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, bu veri sızıntısına sebebiyet verenlerin ve hukuku çiğneyerek bu verileri kullananların tespiti için adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Ancak süreçteki tek hukuksuzluk bu değildir. Dosya kapsamındaki tanık ifadeleri, resmi tutanaklar ve ses dökümleri; kardeşimin maruz kaldığı sistemli mobingi, haksızlığı ve kurumsal işleyişteki derin çelişkileri gün yüzüne çıkarmaktadır:
Şüpheli Melehat İleri'nin, okulda meslektaşlarının gözü önünde kardeşime TOKAT ATTIĞI tüm tanık ifadeleri ile sabittir. Olay tarihinde okulda bulunan öğretmen arkadaşları bu fiziki ve psikolojik şiddeti doğrulamış, bu ağır olayın kardeşimi ne denli derinden etkilediğini açıkça beyan etmişlerdir.
Kardeşim Irmak Ayşe Koparan, maruz kaldığı bu çirkin saldırıyı olaya tanıklık eden arkadaşları ile birlikte sıcağı sıcağına tutanak altına almıştır.
Buna karşın Şüpheli Melehat İleri, tüm tutanakları tek başına tutmuş; kendisine tanıklık edecek tek bir öğretmen dahi bulamamıştır. Şikayetine dayanak kılmak için okul servis şoförünü tanık göstermeye çalışmışsa da; Savcılık dosyasında mevcut ses kaydı dökümünde, kardeşimin net bir şekilde "Müdüre vurmadım" dediği, servis şoförünün ise olayı görmediğini açıkça itiraf ettiği sabittir
Şüpheli Melehat İleri ifadesinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gittiğinde müdürün kendisini yönlendirmediğini iddia etmiştir. Oysa kendisine yöneltilmiş böyle bir soru dahi yoktur! Buradaki ters psikoloji hamlesiyle, arkasındaki koruma kalkanını ve kendisini yönlendirenleri gizlemeye çalıştığı ayan beyan ortadadır.
AİLEDEN SORUŞTURMAYA İLİŞKİN 6 SORU
Yapılan açıkalmada, soruşturmadaki usulsüzlüklere ilişkin 6 soru soruldu:
“Bu somut gerçekler ve idari/adli çelişkiler ışığında, adaletin tecellisi ve karanlık noktaların aydınlanması adına kamuoyu huzurunda ilgililere şu soruları sormayı bir borç biliyoruz:
Şüpheli Melehat İleri'yi olay anından itibaren yönlendiren ve koruyan kişi İlçe Milli Eğitim Müdürü müdür?
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için kritik bir öneme sahip olan İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün soruşturma kapsamında ifadesine neden başvurulmamıştır?
İlçe Milli Eğitim Müdürü, yasal olarak yürütülmesi gereken idari soruşturmayı tamamlamadan, hangi somut veriye dayanarak kardeşimi baştan suçlu kabul etmiş ve görevlendirmesini alelacele sonlandırmıştır?
İlçe Milli Eğitim Müdürü, kardeşimin görevini sonlandırdıktan hemen sonra, Şüpheli Melehat İleri'nin arkasında durduğunu göstermek amacıyla okulda bir kahvaltı organizasyonu düzenlemiş midir? Eğer düzenlendiyse, bu kahvaltının amacı okuldaki diğer öğretmenlere ve kardeşime yönelik "Biz buradayız, güçlüyüz" mesajı veren bir mobing faaliyeti midir?
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, çevreye veya basına "Cenaze giderlerini biz Milli Eğitim olarak karşıladık" şeklinde bir açıklama yapılmış mıdır? Eğer bu iddia doğruysa; yapılan bu açıklama, idari hataları ve ihmalleri maddi bir bedel üzerinden örtbas etme çabası mıdır? Bir ailenin ciğerini yakan evlat acısı, parayla ölçülmeye veya dindirilmeye mi çalışılmaktadır?
Şüphelinin sistemli bir şekilde mobing uyguladığı, tüm öğretmen tanık ifadeleriyle sabit olmasına rağmen halen kim ya da kimler tarafından korunmaktadır? Kardeşimin en mahrem sağlık verilerine dahi erişebilen bu illegal gücün arkasındaki isimler ortaya çıkarılacak mıdır?
Kardeşimin hakkını, hatırasını ve uğradığı haksızlıkları savunmak bizim için sadece hukuki bir mücadele değil, vicdani bir yemindir. Kanunen koruma altındaki verilere erişim sağlayan, bu sızıntıya göz yuman ve mobingi körükleyen tüm aktörlerin yargı önünde hesap vermesi için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.
Kamuoyunun takdirine saygıyla duyurulur.




