İran’da devam eden savaşın ardından petrol tesislerinin hedef alınmasıyla birlikte ortaya çıkan “kara yağmur” uyarıları ve yoğun bombardımanın çevreye etkileri bölgede yeni endişelere yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü’nün petrol tesislerinin vurulması sonrası atmosfere karışabilecek petrokimya partikülleri yüklü kirli yağışlar konusunda yaptığı uyarılar, özellikle hava kirliliği, solunum yolu hastalıkları ve çevresel riskler açısından dikkat çekiyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, Uzmanlar, bu tür kirli yağışların rüzgâr ve atmosferik hareketlere bağlı olarak sınır ötesi etkiler yaratabileceğini belirtirken, bombardımanın yer kabuğu üzerindeki etkilerinin depremi tetikleyip tetikleyemeyeceği sorusu da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Türkiye’nin İran’a sınır komşusu olması ise olası çevresel ve sağlık etkilerinin ülkemize ulaşıp ulaşmayacağı yönündeki soru işaretlerini artırıyor.

DEPREME NEDEN OLABİLİR Mİ?

Savaşın şiddetlenmesiyle birlikte yeni bir tartışma da ortaya çıktı:

Trump’tan İran’a tehdit: Hürmüz’ü kapatırsa ABD 20 kart sert karşılık verecek
Trump’tan İran’a tehdit: Hürmüz’ü kapatırsa ABD 20 kart sert karşılık verecek
İçeriği Görüntüle

Şiddetli patlamalar ve yoğun bombardıman, bölgedeki jeolojik dengeyi veya deprem faaliyetlerini etkileyebilir mi?
Kahire Üniversitesi Su Kaynakları ve Jeoloji Profesörü Dr. Abbas Şeraki, bu konuda yaptığı açıklamada, hava saldırıları ve büyük patlamaların bazen sismik ölçüm cihazları tarafından tespit edilebilen küçük ve sınırlı sarsıntılar oluşturabileceğini söyledi.

Ancak Şeraki’ye göre, "Bu tür sarsıntılar güçlü depremler seviyesine ulaşmaz ve yer kabuğunun derin katmanlarını etkilemez."

Uzman, bu tür titreşimlerin savaş bölgelerinde sık görülen yüzeysel sarsıntılar olduğunu belirterek geçmişte Gazze’deki yoğun bombardıman sırasında da benzer sismik hareketlerin kaydedildiğini, ancak bunların jeolojik yapıyı etkilemediğini ifade etti.

Şeraki, gerçek depremlerin tektonik levhaların hareketi ve yer kabuğundaki derin fay hatlarıyla bağlantılı doğal süreçler sonucu meydana geldiğini vurguladı.

Bu nedenle geleneksel patlamaların veya askeri saldırıların tek başına büyük depremlere yol açmasının mümkün olmadığını söyledi.

ASIL BÜYÜK RİSK

Uzmanlara göre savaşın oluşturabileceği en büyük tehlike deprem değil, hassas tesislerin hedef alınması. Şeraki, özellikle zenginleştirilmiş uranyum gibi tehlikeli maddelerin bulunduğu tesislerin vurulması halinde ciddi bir radyasyon sızıntısı yaşanabileceğini ve bunun çevre ile insan sağlığı üzerinde uzun süreli etkiler yaratabileceğini belirtti.

'KARA YAĞMUR' NASIL OLUŞUR?

Dünya Sağlık Örgütü’nün hakkında uyarılar yayınladığı 'kara yağmur' olgusu, petrol tesislerinde çıkan yangınlar ve patlamalar sonucu oluşan yoğun kirlilikle bağlantılıdır.

Uzmanlara göre petrol yangınları sırasında atmosfere karbondioksit, petrol parçacıkları ve diğer kirletici gazlar yükseliyor. Bu maddeler atmosferde su buharıyla birleşerek daha sonra yağışla birlikte kirli yağmur şeklinde yeryüzüne düşebiliyor.

TÜRKİYE'YE ULAŞABİLİR Mİ?

Uzmanlara göre, petrol tesislerinden yükselen kirleticiler yağmur bulutlarıyla taşınarak teorik olarak uzun mesafelere ulaşabilir, ancak bunun Türkiye’ye güçlü bir 'kara yağmur' şeklinde ulaşması meteorolojik koşullara bağlıdır.

Kirli hava kütlelerinin Türkiye’ye taşınabilmesi için rüzgârların İran’dan Anadolu’ya doğru esmesi gerekir. Ayrıca Türkiye’nin batısında yer alan yüksek rakımlı dağ sıraları, bazı hava kütlelerinin hareketini zayıflatabilir veya dağıtabilir.

Bu nedenle kirleticilerin sınıra kadar ulaşması mümkün görülse de, yoğun ve doğrudan bir 'kara yağmur' etkisinin oluşması daha düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ