İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasının 51'inci gününde savunma yapıyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.

SUÇLANDIĞI İHALELERİN BAZILARINDA İMZASI YOK

Gökce, iddianamenin hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporlarına dayandığını savunarak, aynı işlemlere imza atan çok sayıda kamu görevlisinin tutuksuz yargılandığını, kendisinin ise 15 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi.

Hakkındaki suçlamaların temelini oluşturan ihalelerde bazı kararlara hiç imza atmadığını, bazılarına ise görevde olmadığı dönemde karar verildiğini belirten Gökce, “2019-2022 arasında aynı görevlerde bulunan genel sekreter yardımcıları da aynı imzaları attı. Onlar tutuksuz. O zaman ben neden tutukluyum? İllaki bir fiil söylemeniz lazım. Söylemiyorsanız hakkımı gasbediyorsunuz” dedi.

İddianamede, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndaki kavramların birbirine karıştırıldığını öne süren Gökce, "Muhammen bedel ile yaklaşık maliyet aynı şey değildir. Yaklaşık maliyet gizlidir, muhammen bedel ise alenidir. İddianame bu temel ayrımı göz ardı ederek suç üretmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

Muhammen bedelin düşük tutulmasının rekabeti azaltmayacağını, aksine artıracağını savunan Gökce, "Bir yeri ne kadar düşük bedelle kiraya çıkarırsanız o kadar fazla talipli bulursunuz. Buna rağmen iddianamede, muhammen bedelin düşük tutulmasının ihaleye fesat anlamına geldiği ileri sürülüyor. Bu akıl alacak bir yaklaşım değil" diye konuştu.

“KAMU ZARARI YOK, SAYIŞTAY DA TESPİT ETMEDİ”

Dosyada kamu zararının yanlış hesaplandığını öne süren Gökce, Sayıştay’ın rutin denetimlerinde söz konusu işlemlerle ilgili herhangi bir kamu zararı tespit etmediğini söyledi.

İBB iştirakleri olan Kültür AŞ ve Medya AŞ’nin yıllar içerisinde kar ettiğini belirten Gökce, “Bu şirketler zarar etseydi belediye kasasından para aktarılması gerekecekti. Kar ettikleri için kamu kaynakları korunmuş oldu. İştiraklerin kar etmesi kamunun kar etmesi demektir” dedi.

Resmi Gazete'de yayımlandı: AYM, Erdoğan'a verilen o kritik yetkiyi iptal etti!
Resmi Gazete'de yayımlandı: AYM, Erdoğan'a verilen o kritik yetkiyi iptal etti!
İçeriği Görüntüle

“İHALEYE FESAT İÇİN SOMUT FİİL GEREKİR”

Buğra Gökce, ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için kanunun somut eylemler öngördüğüne işaret ederek, “İhaleye katılımı engellemek, gizli bilgileri paylaşmak, sahte evrak düzenlemek ya da menfaat temin etmek gerekir. İddianamede bunların hiçbirinin şahsımla ilgili olduğu iddia edilmiyor. İhaleyi kazanan taraf, belediyenin kendi iştiraki. Bu şirketlerin yöneticileriyle hukuka aykırı bir temasım olmadığı gibi bir çay içmişliğim dahi yoktur. Şartnameye ya da muhammen bedele müdahale ettiğime ilişkin tek bir delil yoktur” ifadelerini kullandı.

Aynı kararların altında imzası bulunan AK Parti'li encümen üyeleri hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını söyleyen Gökce, "Eğer bu kararlar suçsa altında imzası bulunan herkes için aynı değerlendirme yapılmalıdır. AK Parti'li üyeler de bu kararların altında imza attı. Onlar sorumlu değil, ben onların da imzaladığı kararı kesinleştirdiğim için suçluyum öyle mi?" diye konuştu.

“AK PARTİ'LİYSENİZ BAKAN, CHP’LİYSENİZ SİLİVRİ”

Geçmiş dönemlerde benzer ihalelere imza atan bazı bürokratların üst düzey görevlere yükseldiğini, kendi dosyasında ise aynı işlemlerin suçlama konusu yapıldığını belirten Gökce, "Bunları yapınca AK Partiliyseniz en az İller Bankası Genel Müdürü oluyorsunuz, hatta bakan oluyorsunuz. Ama benim gibi CHP’den aday olduysanız Silivri’de yatan oluyorsunuz. Sevdiğinize uzaktan bakan oluyorsunuz" şeklinde konuştu.

Buğra Gökce, hakkındaki suçlamaların siyasi saiklerle hazırlandığını öne sürdü.

Kaynak: ANKA