İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İESOB) Başkanı Yalçın Ata, İz Gazete'ye esnafın yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini anlattı. Esnafın yalnızca ticaret yapan kesim olmadığını, aynı zamanda istihdamın ve mahalle kültürünün temel unsuru olduğunu belirten Ata, vatandaşlara da "İzmir esnafına sahip çıkın" çağrısında bulundu.

"ESNAF KEPENGİNİ KAPATIRSA O SOKAKLAR KARANLIK OLUR"
Esnafın yaşamasının yalnızca ekonomik değil, sosyal açıdan da büyük önem taşıdığını ifade eden Ata, sokakların canlı kalmasının esnaf sayesinde mümkün olduğunu söyledi.
Ata, şunları kaydetti:
"Esnaf kepengini kapatırsa bu sokakta ışık yanmaz. Esnaf sokakların ışığıdır. Esnaf kepengini kapatırsa karanlık olur o sokaklar. Onun için esnafın orada açık kalması lazım, yaşaması lazım. Esnaflık yapmayan insan fabrika sahibi, tüccar olamaz ki... Ancak babadan oğula kalırsa fabrika sahibi olur. Bu işin temelinde, özünde esnaf vardır. Önce esnaflık oluyor, ondan sonra emekleye emekleye ayağa kalkıyor firmalar. Bunun için de esnafın o sokaklarda açık kalması gerekiyor."
"DEVLETİN MİLYARLARCA LİRA HARCADIĞI İSTİHDAMI ESNAF SAĞLIYOR"
Küçük işletmelerin sağladığı istihdamın çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Ata, bir esnaf lokantasını örnek göstererek küçük işletmelerin ekonomiye katkısına dikkat çekti.
Ata, şöyle konuştu:
"Biz inanılmaz istihdam eden bir meslek grubuyuz. Bir lokanta, sokak arasındaki bir esnaf lokantasını düşünün. Yanında bulaşıkçısı var, yemeği yapan ustası var, servisi yapan garsonları var. Ufacık bir sokak lokantasında 5-6 kişi, 7 kişi istihdam ediliyor. Devlet bu 7 kişiyi işe yerleştirmek için milyarlarca lira harcıyor. Onun için esnafın ayakta kalması lazım Türkiye'de. Onun için de desteğe ihtiyacımız var. Esnafın desteğe ihtiyacı var. Kanunda da bunun yeri var. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında esnafın desteklenmesi açıkça yer alıyor."

"İZMİR HALKINA SESLENİYORUM; BU KENTİN ESNAFINI YAŞATMAK ZORUNDAYIZ"
İzmirlilere çağrıda bulunan Ata, kent ekonomisinin güçlenmesi için yerel esnaftan alışveriş yapılmasının önemine vurgu yaptı.
"Buradan özellikle İzmir'de yaşayan halkımıza seslenmek istiyorum. Bu kentin esnafını yaşatmak zorundayız. El birliğiyle, İzmir'de yaşayan tüm halkımızla beraber esnafa destek vermek zorundayız."
"ÜÇ HARFLİ MARKETLER SOKAK ARALARINA KADAR GİRDİ"
Perakende sektöründe faaliyet gösteren büyük market zincirlerine yönelik eleştirilerde bulunan Ata, mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığını savundu.
Ata, şunları söyledi:
"AVM'ler ile ve üç harfli büyük market zincirleriyle ilgili ciddi şikayetlerimiz var. Artık sokak aralarına kadar geldiler. Televizyonlarda 15 bin, 20 bin mağaza açtıklarını söylüyorlar. Bunların bir yasayla önüne geçilmesi lazım. Burada üç tane bakkal varken o büyük zincirler geliyor, aynı sokağa mağaza açıyor. Biz ekmek satıyorsak ekmek ruhsatı alıyoruz, pasta satıyorsak pasta ruhsatı alıyoruz, ayakkabı satıyorsak ayakkabı ruhsatı alıyoruz. Ama bu firmalar tekne de satıyor, boya da satıyor. Gıda satılan yerde boya satılıyor, daha birçok ürünü satıyorlar. Onlara her şey serbest ama bakkal önüne iki kasa domates koysun, zabıta gelip 'Kaldır bunu' diyor."
Perakende Yasası'nın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurgulayan Ata, aksi halde küçük esnafın ayakta kalmasının giderek zorlaşacağını belirterek, "Bir an önce bu Perakende Yasası'nın düzenlenmesi ve Meclis'ten geçirilmesi gerekiyor. Yoksa esnaf Türkiye'de S.O.S veriyor" ifadelerini kullandı.
"İZMİR'DE 230 BİN ESNAF VAR, BU 1 MİLYON İNSAN DEMEK"
Esnafın yalnızca iş yeri sahiplerinden ibaret olmadığını belirten Ata, ailelerle birlikte değerlendirildiğinde İzmir'de yaklaşık 1 milyon kişinin doğrudan esnaflıktan geçimini sağladığını söyledi.
Ata, sözlerini şöyle tamamladı: "Esnafın ayakta kalması çok önemli. İzmir'de 230 bin esnaf var. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde bu yaklaşık 1 milyon insana tekabül ediyor. Ailesinde esnaf olmayan vatandaş var mı? Yok. Şehrin dörtte biri demek bu. Taksi desen bize ihtiyaç var, minibüs desen bize ihtiyaç var, ayakkabıcı desen bize ihtiyaç var. Her yerde, her alanda esnaf var. Onun için esnafın mutlaka ayakta kalması lazım. Eğer o ışıklar sönerse, o sokaklarda artık gezemeyiz."



